
Işığı karartılan gecelerde
alnımız ufuk namlusunda.
Hayat kanar.
Davamız eski bir vurgun;
dağlar ağır bir duman.
Irmak değiliz,
yeraltında boğulan suyuz.
Adımız durgun.
Kör kurşun bilir,
adres sormaz.
Kan düşer, kar kırılır.
Tarih keskin.
Kalem boyna dolanır.
Sessizlik kahır;
dağ gülleri dayanır.
Ters bir lale gibi
zirvelerde yükseliriz.
Babam rüyamdan geçer
Bir
Kıbrıs gazisi gibi.
Anadolu susar...
Zaman yara.
Nehir dipleri keskin.
Dostlarım aç.
Memleket yoksul.
Aynalar kırık,
söz kör,
kulak biçik.
Komşumuz Kore Gazisi...
Madalyası var.
Gizli bir ayna kırılır içimizde
Öksürmek suç.
Konuşmak günah.
Yazmak bir askı.
Boğazımızda öfke.
Son dilek kursağımız
Adım yarım.
Türküler ağıt.
Türküler aruz kafiye ama duygulu
“Söz bitti” yok
Zengin uyak
Ciğerden hâlâ kanar.
Yedi bıçak...
Yedi yara yavrumuz
“Cahildim dünyanın rengine kandım”
Neşet baba
Şakağım yanar.
Ellerimde bir tarih öğretmeninin
Sami-mi bir Cetvel sızısı olsaydı
Hakkını alır şimdi.
O bana ögretseydi...
siz kaçardınız ben değil...
Düşümde kurşun erittim.
Gül yok.
Parmak sızım.
Atlas-ı Anadolu
Ama bura
Mağusa Limanı.
Sebep eski.
Yedi bıçak yarasıyla bir çocuk
Yeni Cami avlusunda
Cumhuriyet sonrası
Doğumuma 4 yıl kalaymış hatta
Aslında 25, asır ne kolay bir çeyrek, yüzyıla dört adım
Adım can veriyor
Ve üstüne ne cansız veletler doğuyor...
Dua sorulmaz.
Hayal yok.
Yazı var.
Okunmazsa
toprak okur.
İstersen toprağa oku
Sesimden dinlemez ölüler.
Ama
Ölüleri dinler misin sen de ben gibi?
Kalemim bu düzene sağır,
kalemime memleket ağır.
Hadi bela okuyak
Başımızdaki belaya duamız kabul olur mu...?
Yedi bela hüsnü! :)(:
TCpassenger_ierdoğan
Yazarın
Önceki Yazısı