ÇOCUK KALBİYLE SEVMEK
Gece saat kaçı vuruyor bilmem bilemem
Duygular seline kapıldım gidiyorum
Hicran, vuslat, özlem, sevgi yumağı duygular
Gönül evimin kapısını ansızın çalıyor!
Bir zamanlar yaşanan her duygu, Gecenin zifiri karanlığında,
Kimi zaman sağnak
Kimi zaman fırtınalı
Kimi zaman durgun saf
.......... üzerime yağmurlar yağdırıyor!
Yağmur damlaları
gözlerden yüreğime akarken,
Ilık ılık esen meltemleri de beraberinde getirip
Sanki
Üşüyen ruhumu, ayazda kalan yüreğimi,
İliklerime kadar her zerremi ısıtıyor!
Çocukluğum geliyor aklıma dün gibi!
Lastik ayakkabılara sevinen,
Övgü alınca utanıp sıkılan,
Saf mahçup yüreği kirlenmemiş hallerim...!
O anlar da var ya o anlarda
Özlem, hasretlik bağrımı yakıp geçiyor!
Büyümeden olgunlaşan gençlik yıllarım,
Gözlerimin önünden filim şeridi gibi geçerken
İç geçirişler, soluk soluğa kalan nefesim!
Ah o gençlik yılları ah!
Omuzunda evlat olmanın, olabilmenin şehvetiyle, gururuyla..
Geçim derdine gark olan yıllar!
Şimdiler de
Yaş kemale erdi erecek!
Bu sefer de
Vefanın, sevginin.. tükenip gittiği dünyada
Boynunu bükmeden, eğilmeden..
Ayakta dimdik durabilme kalabilme mücadelesi..
Yaşanmışlıkları hoyratça kıskacına alıyor!
.............
Düşünüyorum da
En büyük servet ne deseler?
Ağlayarak çıplak geldiğin hayata
Çocuk kalbiyle sevip dokunabilmek,
Ayazda kalmış ruhlara cocuk gözüyle bakabilmek,
Yarınları çocuk aklıyla görebilmek
.................. derim!
Her çocuk kendi dünyasında bir melek!
Bu yüzden su gibi akıp giden hayatta
Yaşın kaç olursa olsun
Çocuk kalabildiğin sürece varsın!
Tan ağırırken koy olan yıllarda
Küçücük bedenlerde taşınan
Kocaman yürekleri özlüyorum!
...............
Velhasıl bir ömrün son demine gelindi
Abbas yolcu istese de durmaz/duramaz..
Tıpkı aşkın kapıyı bir kere çaldığı gibi
Azrail kapıyı çaldı çalacak..
Ağlayarak çıplak geldiğin dünyadan
Ağlayarak çıplak gideceksin!
Ne bir eksik ne bir fazla!
Ey garip yolcu!
Çocuk kalbinle sev!
Sev ki
Yalan dünyada bir iz kalsın!
27.01.2026 Ank P.ÇETİN