Halep, 1516 yılında Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim han tarafından fethedilmiş ve 1918 yılına kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır.
Neden Halep'te beklemeliyiz,
Halep,evveliyatı Malazgirt zaferinden yüzelli ila ikyüzyıl öncesine kadar dayanan, Türk boylarının akın akın ortadoğu ve Anadolu coğrafyasının güneyine göç ettiği bölgelerdendir .
Halep, konumu itibâriyle, ortadoğu , Akdeniz, Anadolu, ve Fars coğrafyasına giden yolların kesiştiği noktada çok önemli stratejik, kilit bir öneme sahiptir.
Kudüsün , Mekkenin, Medinenin daha güneybatıda Kâhirenin yolu Halepten geçer.
Halep'te beklemeliyiz,
çünkü Türk beklemezse,Coni bekleyecek, Şalom bekleyecek, Fars bekleyecek, Rus bekleyecek.
Fransız, İngiliz bekleyecek.
Halepte beklemeliyiz, çünkü Halepin güvenliği, Ankaranın, İstanbulun, İzmirin güvenliğidir.
Her ne kadar Lozan andlaşmasında dışarda kaldıysa da, asırlara varan
tarihi dokusu ile
Dörtbir yanı ecdat hatıraları ile dopdolu, kadim bir
Şehirdir.
Halep güney sınırımıza sadece elli kilometre uzaklıkta öp öz Türk şehridir.
Halep'in insanı,
Gazianteplinin, Kilislinin, Hataylının akrabasıdır Halep, yüzyıllardır, Türkün, kürdün, Arabın, yezidinin, sünninin, Nusayrinin iç içe kardeşçe barış içinde yaşadığı bir büyük medeniyet şehridir.
Halep'te beklemek demek, Siyonist çete İsrailin sınırımızda istediği gibi At oynatmasına müsade etmemek demektir.
Halep'te beklemek demek, Türkiyemizin ortadoğuya açılan güney kapısındaki
ileri uç karakolunda vatan nöbeti tutmak demektir
Türkiye düşmanı terör örgütlerine set koymak demektir.
Güney sınırlarımızın terörden arınması Türkiyenin terör belasını silkeleyip atması demektir .
Halepin önemiyle âlakalı sayfalar dolusu yazmakla bitmez.
Madem ki "yurtta sulh, cihanda sulh " Sözü devlet millet ilkemizdir.
İşte o sulhü sağlamak için Halep ve Halep gibi etnik, kültürel ,inanç ve tarihi derin bağlarımız olan jeopolitik, coğrafik öneme hâiz yerlerde beklemeliyiz.
Ez cümle;
Halep ordaysa, arşın Ankarada
Vesselâm!