Devrim nedir?... Reformdan farklı
olarak daha hızlı ve köklü değişimi ifade eder. Ancak özünde amaç, yıkımdan çok
dönüşümdür. “Devirmek ve dağıtmak” amaç
ve anlamından daha öncelikli ıslahatçı, yenilikçi, gelişimci, değişimci ruhunu
öne çıkarmak; daha sürdürülebilir, bütünlükçü ve toplumsal yaklaşım olur. Devrimin,
toplumsal, siyasi, fiziki, mecazi, teknolojik ve bilimsel tanımları olmakla
birlikte, biz daha çok bireysel ve toplumsal yönünü ele alacağız.
Devrim; toplumun sosyal, siyasi, kültürel, bilimsel veya ekonomik
yapısında, kısa sürede meydana gelen köklü, nitelikli ve ani değişim ve gelişimler
bütünüdür. Mevcut düzenin, daha çağdaş, daha insan kokulu – dokulu, hak
merkezli ve farklı bir yapı kurmak amacıyla devre dışı bırakılıp, yeniden inşa
edilmesi, dönüştürülmesi sürecidir. İnkılap ve ihtilal kelimeleriyle yakın
anlamlı olup, reformdan farkı, yavaş değil hızlı olmasıdır.
Peki, bu köklü dönüşümü
omuzlayacak olan devrimci kimdir? Devrimci olan; kurum, devlet, dernek, vakıf
değil, bireyin kendisi, iradesidir. İradelerin
bileşeni de toplumsal ortak iradeyi ortaya koyar. Devrimcinin genel temsil ve
ilgi alanı, amacı; ilke ve kurallardan sapmış otoriteye karşı direniş,
aydınlanma, özveri, örgütlenme, bilgi, bilim, ahlak, adalet merkezli uygarlığın
öncüsü/simgesi ve temsilcisi olabilmektir. Onun öncelikli görevi; değişim,
gelişim, yenilik ve aydınlanmaya, kendisinden başlayabilmesidir. Uyanma,
uyarılma ve aydınlanmayı öğütlerken; uyuşturan madde ve yanıltan anlayışlarla
iç içe olması açık çelişki olur.
O bir insan severdir. Bu sevgi atmosferinin altında; vatan sevgisi,
millet sevgisi, doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve tüm insanların yerel ve özel
yaşam ve temel haklarına saygı vardır. Onun politik olarak; -tek yönlü-
sorgusuz ve fanatik kıvamda- sağa, sola, etnik kimliğe, bir inanç alanına
yaslanması, hapsolması, inandırıcılığını ve kapsayıcılığını kaybetmesine neden
olur.
Devrimcinin kim olduğunu, niteliklerini genel anlamda tanımlamaya
çalışalım. Bilgi, teknoloji, kültür, medeniyet, bağımsızlık, özgürlük,
bireysellik, katılımcılık vb. değerler ve doğal kaynakların; emperyal ve
sömürgeci odakların eline geçmesine engel olmak, kaybedilmişse yeniden
kazanılması uğruna mücadele yürüten kişidir. Bu değerleri tüm insanlığın
hizmetine sunabilen, asrın Prometheus’u ve temsilcisidir. Asrın
Prometheus’u ise; bilgiyi ve kaynakları ayrıcalık olmaktan çıkarıp insanlığa
ulaştırandır. Devrimcilik, bireyin tek ve katıksız niteliği değildir ve
olmamalıdır. Diğer olumlu nitelikleriyle sentez yaparak, ancak toplumda yer
edinebilir, kalıcı iz bırakır.
Diğer amacı ve görevi, inanç ve ideolojileri; istismar, siyasi meşruiyet
kaynağı/aracı/aparatı olmaktan çıkarmak, bir dogmayı yıkarken, yerine yenisini
üretmemektir. Korku üreten değil, umudu büyültüp, özgürlük alanını
genişletendir. Devrimci, dinin devlet söylemi ile senkronize çalışmasını
onaylamaz. “Biz ve ötekiler” ayrıştırmasına karşı çıkar. İnanç ve
ideolojilerin; imtiyazlı özel kişilik ve kimlik üretmesine, siyasal sadakat
yolu açmasına, bilim ve bilinci esir almasına karşı çıkar.
Şiddet ve kabalık içermeden; sessiz ve metodolojik bir süreç ile ahlaki
bir devrim başarmak da pekâlâ mümkündür. Devrim, başkasını değiştirme
iddiası değil; önce kendini dönüştürme cesaretidir. Cesaretiniz kadar
devrimcisiniz.
Devrim, değişim ve gelişim;
bireysel ölçekte önce ahlak, adalet ve dürüstlük anlayışında başlar. Bir dini
inanca, ideolojiye, etnik aidiyete bağlı olsa da/olmasa da bunu başarabilenler,
“devrim insanı” vasfını kazanmıştır.
Kelimeler, kavramların; birey ve toplum üzerindeki yeri ve etkisini
gözlemleyerek, yeni bir bakış açısı geliştirmeye çalıştım. Anlattıklarımın,
mevcut durum, aidiyet ve kazanımlardan çok değişik olduğunun farkındayım. Olanı
değil olması gerekeni belirttim. Hangisini daha sürdürülebilir ve toplumsal
buluyorsanız, onu tercih etme kararı sizlere aittir.
Samsun, 05.03.2025
Ali Rıza Malkoç
arm.web.tr
Yazarın
Önceki Yazısı