
Üsküdar,
Boğaz'ın kıyısında bir sır gibi uzanır; yorgun bir şiirin son dizesi, eski bir
mektubun en buruk satırı gibidir.
Sabahları, yosun kokan rüzgârla uyanır; gönlünde yüzyılların yorgunluğunu, avuçlarında İstanbul'un gözyaşlarını taşır.
Kimi zaman bir kuşun kanadında göçer Üsküdar, kimi zaman bir çay bardağında demlenir.
Camilerinin
kubbeleri gökyüzüne dua, dar sokakları geçmişe açılan birer tünel...
Her adımda başka bir zamandan düşmüş bir hatırayı, her köşebaşında bir şiirin eksik mısrasını gizler.
Üsküdar'da yürümek, kendi içine doğru uzun bir yolculuğa çıkmak gibidir.
Herkesin içinde bir Üsküdar vardır;
Kimisi
için anne sesi, kimisi için ayrılık türküsü.
Ve belki de, Üsküdar bir hatırlatmadır:
Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, bazen kendine ancak en eski kıyında, en sessiz limanında rastlarsın.
Yazarın