Yanlış Sapak

Yanlış Kapı Anahtarı: Yanılmanın Buğulu Tadı

Bazen bir akşamüstü, durup dururken insanın göğsüne o bildik sızı çöker: "Şimdi nerede, kiminle, hangi hayatın içinde olurdum?" Hani o meşhur yol ayrımları vardır ya; birini seçip diğerini sonsuza dek uğurladığımız o anlar. Hepimiz birer "doğru karar" avcısı gibi yetiştirildik. Sanki hayat, hatasız doldurulması gereken bir test kâğıdıymış gibi... Ama kimse bize, o boş bırakılan yerlerin ya da yanlış işaretlenen şıkların bizi biz yapan asıl şeyler olduğunu söylemedi.

Aslında bakarsanız, mükemmel bir hayatın hikâyesi falan olmaz. Sadece raporu olur. Şuraya gittim, şunu başardım, bunu kazandım… Ne kadar sıkıcı, değil mi? Oysa bizi birbirimize yaklaştıran, bir kitabın sayfasında altını çizdiğimiz o satırları yazdıran şey, hep "yanlış" dediğimiz sapaklardır.

Hatasızlığın O Soğuk Duvarı

Edebiyatın o tozlu, yaşanmışlık kokan koridorlarında dolaşırken fark ediyorum ki; biz aslında en çok hata yapan kahramanları seviyoruz. Neden? Çünkü kendi yaralarımızı onlarda görüyoruz. Raskolnikov o baltayı eline almasa, adına vicdan dediğimiz devasa mahkemeyi nasıl tanıyabilirdik? Ya da bir şair, kalbini yanlış birine açıp darmadağın olmasa, ölümsüz mısralar hangi acıdan beslenip de doğardı?

Doğru seçimler bizi bir yere ulaştırır; bir makama, bir eve, bir unvana... Ama yanlış seçimler bizi "kendimize" fırlatır. O çıkmaz sokağın sonundaki duvara tosladığımızda, hani tüm maskelerin düştüğü an var ya; işte orası insanın en çıplak, en gerçek halidir. O enkazın içinden neyi kurtarabiliyorsak, işte gerçek karakterimiz odur.

Kırık Pusulanın Bilgeliği

Edebiyat Evi’nin bu güzel ikliminde hepimiz birer kelime işçisiyiz ve biliyoruz ki; en iyi metinler, yazarın canının en çok yandığı yerden filizlenir. Hayat, isabetli atışların bir toplamı değil aslında. Iskalanan hedeflerin, yanlış anlaşılan sözlerin, zamansız gidişlerin arkasında bıraktığı eşsiz izleriz biz.

Belki de "yanlış seçim" diye bir şey yoktur. Belki de o an gitmemiz gereken yer, tam da o dar ve karanlık sokaktı. Çünkü o karanlığa girmeden, içimizdeki ışığın ne kadar uzağı aydınlatabileceğini asla bilemezdik.

O yüzden, bugün geriye dönüp baktığınızda canınızı sıkan kararlarınızla kavga etmeyi bırakın derim. Onlar olmasaydı, bugün bu derinlikle bakamazdınız dünyaya. Varsın pusula bazen şaşsın; mühim olan o yolda yürürken kalbinin atışını, o sızıyı duyabilmek. Çünkü ancak sızlayan bir kalp, yaşadığını bilir. 

Ve bazen yaşamak, doğruyu bulmak değil; yanlışın içinden sağ çıkmaktır.

Filiz Dilek YAVUZER

( Yanlış Sapak başlıklı yazı Septikolog tarafından 29.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu