Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 29.03.2026
Yanlış Kapı Anahtarı: Yanılmanın Buğulu Tadı
Bazen bir akşamüstü, durup dururken
insanın göğsüne o bildik sızı çöker: "Şimdi nerede, kiminle, hangi hayatın
içinde olurdum?" Hani o meşhur yol ayrımları vardır ya; birini seçip
diğerini sonsuza dek uğurladığımız o anlar. Hepimiz birer "doğru karar"
avcısı gibi yetiştirildik. Sanki hayat, hatasız doldurulması gereken bir test
kâğıdıymış gibi... Ama kimse bize, o boş bırakılan yerlerin ya da yanlış
işaretlenen şıkların bizi biz yapan asıl şeyler olduğunu söylemedi.
Aslında bakarsanız, mükemmel bir hayatın
hikâyesi falan olmaz. Sadece raporu olur. Şuraya gittim, şunu başardım, bunu
kazandım… Ne kadar sıkıcı, değil mi? Oysa bizi birbirimize yaklaştıran, bir
kitabın sayfasında altını çizdiğimiz o satırları yazdıran şey, hep "yanlış" dediğimiz sapaklardır.
Hatasızlığın O Soğuk
Duvarı
Edebiyatın o tozlu, yaşanmışlık kokan
koridorlarında dolaşırken fark ediyorum ki; biz aslında en çok hata yapan
kahramanları seviyoruz. Neden? Çünkü kendi yaralarımızı onlarda görüyoruz.
Raskolnikov o baltayı eline almasa, adına vicdan dediğimiz devasa mahkemeyi nasıl
tanıyabilirdik? Ya da bir şair, kalbini yanlış birine açıp darmadağın olmasa, ölümsüz mısralar hangi acıdan beslenip de doğardı?
Doğru seçimler bizi bir yere ulaştırır;
bir makama, bir eve, bir unvana... Ama yanlış seçimler bizi
"kendimize" fırlatır. O çıkmaz sokağın sonundaki duvara
tosladığımızda, hani tüm maskelerin düştüğü an var ya; işte orası insanın en
çıplak, en gerçek halidir. O enkazın içinden neyi kurtarabiliyorsak, işte
gerçek karakterimiz odur.
Kırık Pusulanın
Bilgeliği
Edebiyat Evi’nin bu güzel ikliminde hepimiz
birer kelime işçisiyiz ve biliyoruz ki; en iyi metinler, yazarın canının en çok
yandığı yerden filizlenir. Hayat, isabetli atışların bir toplamı değil aslında.
Iskalanan hedeflerin, yanlış anlaşılan sözlerin, zamansız gidişlerin arkasında
bıraktığı eşsiz izleriz biz.
Belki de "yanlış seçim" diye bir
şey yoktur. Belki de o an gitmemiz gereken yer, tam da o dar ve karanlık
sokaktı. Çünkü o karanlığa girmeden, içimizdeki ışığın ne kadar uzağı
aydınlatabileceğini asla bilemezdik.
O yüzden, bugün geriye dönüp baktığınızda canınızı sıkan kararlarınızla kavga etmeyi bırakın derim. Onlar olmasaydı, bugün bu derinlikle bakamazdınız dünyaya. Varsın pusula bazen şaşsın; mühim olan o yolda yürürken kalbinin atışını, o sızıyı duyabilmek. Çünkü ancak sızlayan bir kalp, yaşadığını bilir.
Ve bazen yaşamak, doğruyu bulmak değil; yanlışın içinden sağ çıkmaktır.
Filiz Dilek YAVUZER
Yazarın
Önceki Yazısı