Bu sevda; yüreğimde zonklayan ve canımdan can koparan sensizliğin, burnunun dikine giderek beni sensiz bırakmaya devam etmesiyle ve gözlerimi yakarak dönen başını bensizliğe sarmanla tükendi. Sanırsın...
Ben de seni aldattım; başka türlü yaşamak mümkün değildi. Bu geceler sana ait; seni düşünüp acı çekmeye ve seni sensiz hep çok sevmeye... Yârim... Sürgünü gözlerine, sensizliği şarkılara adadım artık. Ne sen gelirsin ne ben kabul ederim ne de biz, bu mümkünün kıyısında artık şerefli bir aşk olabiliriz.
Kazandın. "Hüznün saçlarına sevdamı ördüm, saçları güzel bu hüznün," dediler. Yanıldılar. Gelmeni bekledim, seni beklemeyi bekledim, sana dair her şeyi bekledim. Ritmi gözlerimi yakan derin hasretim, yârim; ben, kendimi aldattım.
Senden sonra severim sandım. Bu geceler; yekten başka mutlulukların asrına adanan, şerefli unutmalar şehirlerinin kayıp garibanlığı... Seni severken mutlu olan kalbim, senden sonra bir daha mutlu olmadı. Senden sonra her "merhaba", kendimi terk edişimdi. Bir başkasını sevmek için çırpındığım zamanlar kendimi kaybettim.
O kadar kırgınım ki sana; bu hayal kırıklığı, kalbimin aşka hazin vedası. Bir daha böyle sevemem; yağmurun kendisiyken güneşli sabahlara şükredemem. Yutkundum. Bağrıma açtığın her sensizlik, hıçkırıklara karışan yağmur sesi olsun. Devasa, müteşekkir ve ayrılık gaddarlığından yontma... Canımın parçasına adını yazmıştım, boşlukta.
Boşluğu doldurmak için kendimi aldattım. Günahıma şiirleri, şarkıları karıştırmadım. Ağlamak bahara kaç adım damla bıraktıysa o kadar çiçek ektim, telafi ettim. Bir tek sensizliğe gücüm yetmedi; yakından baktım, boyumu, kalbimi, canımı aştı.
Kazandın. Nefretinle baş edemedim...
Dilara AKSOY
Yazarın
Önceki Yazısı