Sayfalardan Taşan Hatıralar
Dün kitaplığı düzenlerken anı defterimi ve günlüklerimi buldum.
Şöyle sayfaları karştırdım üstünkörü...
Aralarında kuruttuğum çiçekler,
uzun yol mektupları, fotoğraflar vardı.
Aldı götürdü beni geçmişe...
Açtığım ilk sayfaya düştüğüm not:
"Yıl 1993
Zeynep Kamil SML. 1. Sınıf
Aylardan Ekim
Haftanın İlk Dersi Anatomi"
En korktuğum dersti.
Bütün kelimeler Latince.
Bunların yanı sıra bir de öğretmenimiz çok asabi.
Kulakları çınlasın Nuran Hoca'nın, eğer yaşıyorsa.
Az çektirmedi doğrusu.
Kapıyı öyle hızla çarpıyordu ki sınıfa girerken, kapı kolu duvarda oyuk oluşturmuştu.
Yine o gün bir hışımla girdi sınıfa.
-Günaydın,oturun!
Direktifinden sonra, elinde sözlü defteri.
Eyvah,dedik; yandık bakalım kim bugün kurban?
Birden:
-Hatice!
Dedi, biz altı kişi ayaktayız
Şaşkın ve kızgın bir ifadeyle:
-Niye hepiniz kalktınız? Diye sordu
- Hepimiz Hatice'yiz,dedik.
Gerçekten de tevafuk bu ya
altı Hatice aynı sınıfa denk gelmiştik.
Allah'tan o gün kurban ben değildim.
Kurban Hatice, ayakta ecel terleri dökerken,
biz şükür deyip yerimize oturmuştuk.
Çünkü o sözlüden düşük not almamak içten bile değildi.
Bütün kelimeleri Latince isterdi.
Örneğin "os tibia" (kaval kemiği )
hele bi yazılıda, sözlüde 'os' yerine kemik yaz, gitti o sınav.
İskelet üzerinde "os" diye diye bütün kemik isimlerini ezber etmiştik sene boyunca.
Ama o gün ilk kez Nuran Hoca'nın yüzünde bir gülümseme görmüştük
altı Hatice aynı anda ayağa kalkınca.
Hey gidi günler hey...
Bir kaç sayfa sonra komik bir anı daha
çıkıyor karşıma;
Dersimiz Hasta Bakımı Ve Ebelik Esasları
Üç yüz küsûr sayfalık bir kitap.
İlk gördüğümde 'bu ne böyle' demiştim.
Allah'tan üç senelik ders kitabıymış da içim rahatlamıştı.
İlk yılın konularında enjeksiyonu işliyoruz.
İlk ders tanım,malzemeler, terimler...
Teorik olarak bunları öğrendik, tamam.
"İkinci ders uygulamalı olacak herkes birer enjektör, distile su temin etsin" dedi hocamız.
Neyse biz hazırladık bekliyoruz.
Enjektörlere distile suyu çektik yani saf suyu.
'Herkes bir arkadaş seçsin kendine 'dedi seçtik.
Eee....
Uygulamanın maketi meğer bizmişiz.
Aman Ya Rabbim sınıfta bir kaos.
İğne vurulmaktan korkan bir arkadaş
tabiri caizse kurbanda kaçan kurbanlıklar gibi sınıfta oradan oraya kaçıyor, arkadaş peşinde elinde iğne.
Biri verilen göreve odaklı, diğeri kaçmaya.
Hiç o kadar güldüğümü hatırlamıyorum.
Neyse hocamız mazur gördü de mazeretini
o günkü hengame sağ salim sonuçlandı.
Daha neler neler yazmışım.Dedim ki iyiki de yazmışım.
Söz uçar yazı kalır derler ya.Hepsi kalıcı birer hatıra işte.
Yazmak tam bir terapi gerçekten.
O gün bunları yazarken kimbilir ne kadar güldüm ki
yıllar sonra okuyunca aynı tebessüm yine düştü yüzüme.
Yazabilirseniz sizler de yazın.
Güzel olan ne varsa not edin bir kenara
Bakarsınız, yıllar sonra bir defter sayfası geçmişten gelip, bir tebessüm kondurur yanağınıza... 😊
Vesselam
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.