Gönül İrtifası
"Alçak" kelimesinin yanına gönül gelirse, gönül o alçak kelimesini kanatlandırır; alçakgönüllülük, en yüksek bir fazilet olur.
"Gönül böyledir işte... Bütün alçakları yükselten bir şeydir; bir muammadır."
— Fethi Gemuhluoğlu
Ne güzel bir haslet değil mi?
İnsanların tepeden bakmayı meziyet sandığı bir çağda; gönlünü alçaltabilmek, makamına, bilgisine, servetine rağmen meyve veren dal misali başını eğebilmek...
Biz alçakgönüllülüğün en güzel örneklerini Efendimiz'in (sav) hayatından öğrendik.
Hani bir gün huzuruna gelen bir adam heyecandan titremeye başlayınca Efendimiz (sav) ona:
"Sakin ol. Ben bir kral değilim. Ben, Kureyş'ten kuru et yiyen bir kadının oğluyum."
(İbn Mâce)
buyurarak onu teskin etmiş, muhatabının yüreğine su serpmişti.
Dünya yükselmek için baş kaldırmayı öğütlerken, O (sav) yükselmenin yolunu baş eğmekte göstermiştir bizlere.
Oysa isteseydi insanlar onu bir hükümdar gibi karşılar, önünde eğilirlerdi. Ama O:
Kendi söküğünü diken
Ayakkabısını tamir eden,
Keçisini sağan,
Ev işlerinde ailesine yardım edendi.
Çocuklara selam veren,
Kölelerle aynı sofraya oturan,
Fakirlerin davetine icabet edendi.
Bu yüzden Hz. Âişe validemize Efendimiz'in evde nasıl olduğu sorulduğunda:
"Ailesinin hizmetinde olurdu."
cevabını vermiştir.
İşte alçakgönüllülük burada başlıyor...
Kendini küçümsemek değil...
Sahip olduğu yüceliğe rağmen insanlarla arasına kibir duvarları örmemek.
Gerçek büyüklük de bu değil midir?
İnsanların önünde eğilmesini beklemek yerine, insanlara eğilip gönüllerine dokunabilmek...
Gönlümüz tevazu ile donanırken, yönümüz de alçakgönüllülere çıksın inşaallah
Vesselam
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.