Hazan Düşleri
Benim kimliğim duruluğumda değil, fırtınamda saklı.
Ben hazan’ın öz oğluyum;
damarlarımda çiğ damlaları değil,
kurumuş yaprakların hışırtısı dolaşır.
Benim lügatimde neşeyle parlayan güneşin yeri yok;
ben daha çok hüzzam bir şarkı gibiyim.
Hani o en beklenmedik anda insanın içine işleyen,
insanın kendiyle yüzleşmesini sağlayan o ağır ve vakur tını…
sahte yeşillere tahammülüm yok.
Dokunduğum her şeyi sarıya boyarım.
Bu bir soluş değil, bir kabulleniştir.
Ben gelince doğa makyajını siler,
ağaçlar süslerinden vazgeçer.
Tomurcukları yaşatmam,
evet; çünkü henüz olgunlaşmamış,
rüzgarın sertliğini tatmamış hiçbir hayalin benim dünyamda yeri yoktur.
Ham olanı sevmem,
pişmemiş olanı tutmam.
Tohumları gömerim toprağın en derin ve sessiz yerine.
İnsanlar bunu bir son sanır,
oysa ben onlara sadece kışın sertliğinden korunacakları bir sığınak veriyorum.
En çok da o, sonu belli olan sahte neşeler yorar beni.
İçim kaldırmaz yalancı baharları.
Gökyüzünün bir anlık gülümsemesine kanıp çiçek açanlara acırım.
Ben gerçekçiyim;
kışın kapıda olduğunu,
gecelerin uzayacağını bilirim.
Bu yüzden dürüsttür benim hüzünlerim.
Eğer yolun benimle kesiştiyse,
limanına sığınacak bir meltem bekleme.
Hoyrat rüzgârlarımdan kurtulamazsın.
Ben yıkarım, dökerim ama
en sonunda gerçeği çıplaklığıyla bırakırım avuçlarına.
Seni alır, kendi derinliğime sürüklerim. ....
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu