Gölgeler Ve Sükûnet
Gecenin siyah tülünde kaybolur yelkenliler,
Bir martı çığlığı böler o tekinsiz sükuneti;
Bir rüzgar eser uzaktan, tanımadığım yerlerden,
Getirir sanki eski bir anıyı, unutulmuş bir sesi...
Bir duruş var, kumsalda, vakur ve mağrur,
Belki bir bekleyiş, belki bir vedaya hazırlık;
Gözlerde bir parıltı, bir hüzün mü, yoksa bir umut mu?
Belli değil, sadece o anın, o ağır hissin ifadesi.
Eski bir filmin buğulu camında kalan o suret,
Yalnızlık, şehrin üzerine çöken koyu bir sis gibi;
Sigara dumanında boğulan bir aşkın vebaliyle,
Kırık dökük mısralar dizilir, geceyi yırtar gibi.
Bütün yollar çıkar da varmaz bir yere oysa,
Kaçsan da kendinden, gölgenden kurtulamazsın;
Zaman dediğin şey, bir gün elbet seni de yutar,
Sen sadece, kendi uçurumuna düşen o taşsın.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.