Sürmei Başat
SÜRME-İ BAŞAT
Nil yeşili, bizmut beyazı ve parma morundan sonra yılların suskunluğu çözüldü. Mezar taşları tarçın, lavanta ve balmumu kokmaya başladı. Büyük toprak parçaları kederden ve mühletlerden temizlendi. Bekleyenin susuzluğu dindi, bekleten kavuşmanın narıyla kupkuru kesildi. Bir zeytin ağacının altında sepserindi dualar. Yağlıklara gizlice silinen vaktini beklemiş göz yaşları gibi aynı kalbin içinde kayıp ve karşılama cümleleri.. Sarıçiçeklerin çığlığı, bekleyenden cümleler kuruyordu toprağın üzerinde, rüzgâr sanki kollarını dolayıp hoş geldiniz diyordu. Buğulanmış menzillerin huşusunu ancak yüreği beklemiş olanlar biliyordu..
Her gün gözlere sürmeler çekiliyordu inceden. Göze pınarını veren elbet üzüm bakışları da verecekti. Yürek aradığının önce fakiri sonra da zengini olmuyor muydu? Rabb elbet erzaksız, umutsuz bırakmazdı kimseyi. Meyve kokulu dudaklar elbet gülmeli ve güldürmeliydi..
Göz güzel bakmaya başladığında, bulutların aralanması, ışıkların parlaması an meselesiydi. Evvelemirde zıtlıklar birbirine yaslanmalıydı zira beyazı var eden siyahtı, soğuğu ehemmiyetli kılan sıcaktı ve sevgiyi bulup ortaya çıkaran da nefretin feneriydi..
Bir gece bülbülü her ötüşünde her namede bin sihir yapabiliyorsa, insan da sürmeli bakışlarıyla bunu misli ile artırabilirdi. Rabb, bir bülbüle iki yüz altmış çeşit ötüşü hediye ettiyse, insanın hayranlık uyandıran şakımalar yapamaması için önüne hangi engel serilecekti?
Bir göze gelip de sürme olmaya niyetlenmiş olan, üzerinden aşırttığı bakışların ilk muhatabı oluyordu. Tan ağartısından önceki geçici aydınlık düşüyordu iki gözün kirpik aralarına..
Bazı şeyler öyleydi; varlığınızı hissettirmeniz bile şifadar bir ilerleyişle bereketlenirdi..
Tülay Mavi Yıldırım
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.