Sizin Olsun Yalan Dünya
Bir akşam,
güneşi katlayıp bıraktım
eski bir sandığın dibine.
Kuşlar göçmedi o gün;
tüneklerde mahzun kaldılar.
İçimdeki yollar
birer birer kapandı.
Akşam,
son lambasını da alıp gitti.
Penceremde konuşan rüzgâr
adımı çağırmaktan vazgeçti.
Saatler,
kırık bir değirmenin taşları gibi
boşuna döndü durdu.
Bir zamanlar
avuçlarımda büyüttüğüm düşler vardı.
Şimdi her biri
kurumuş dere yataklarında
su bekleyen değirmenler.
Dost bildiklerim...
Sis çökmüş dağlar gibi.
Yaklaştıkça uzaklaştılar,
seslendikçe yankı oldular.
Ben ise
ömrün yorgun harman yerinde
son başağı da topladıktan sonra
arkasına dönüp bakmayan
eski bir rençber gibiyim.
Harman kalktı.
Savrulan samanın ardından
ben de bıraktım kendimi rüzgâra.
Ne küskünüm,
ne kızgın.
Yalnızca
göğsümde taşıdığım kalabalığı
sessizce boşalttım.
Bir vakit
yük sandığım ne varsa
indirdim omuzlarımdan.
Kaldırıp baktım:
Taş diye taşıdıklarımın çoğu
gölgeymiş meğer.
Artık
bir yaprağın daldan ayrılışı kadar sakin,
bir gölün dibine çöken ay ışığı kadar sessizim.
Varsın
çarşılar kalabalıklarla taşsın,
altınlar elden ele dolaşsın.
Yüksek kulelerde
bayraklar büyüsün rüzgârla.
Davullar dövsün geceyi,
toylar kurulsun.
Ben,
gölgesini toplamış bir ağaç gibi
çekildim kenara.
Ve ardımdan gelenlere
yalnızca şu cümleyi bıraktım:
Sizin olsun yalan dünya.
Mahir Başpınar / 06.06.2026
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.