Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Sigara mı Kaza mı

Sigara mı Kaza mı


Saat 12:00 sularında telefonum acı acı çaldı; arayan karşı komşumdu. Sesi telaşlı, nefes nefeseydi Abla biliyor musun, bizim karşı komşunun balkonu tutuştu, yandı, patladı! İtfaiye geldi, zor söndürdü... Komşum, Şimdi geçmiş olsun ziyaretine gidiyorum deyince, Dur, bekle; namazı kılıp ben de geliyorum dedim.

Hızla hazırlandım, buluştuk ve komşumuzun kapısına vardık. Tüm kapılar sonuna kadar açıktı; genzi yakan, insanın içine işleyen o keskin yanık kokusu bütün binayı sarmıştı. Aileye geçmiş olsun dileklerimizi ilettikten sonra, ayaküstü olay yerini incelemeye başladık. Karşılaştığımız manzara, atlattıkları şokun büyüklüğünü gözler önüne seriyordu: Patlamanın şiddetiyle tuzla buz olmuş kapı camları, simsiyah bir kömürlüğe dönmüş bir balkon ve çocukların o yangından geriye kalan, tanınmaz haldeki iki yanmış bisikleti... Tavan is içinde kapkaraydı; öyle ki, o balkonda duran bembeyaz dolabın içindeki cam kavanozlar bile isin ve yoğun ısının etkisiyle kararmıştı. Balkon kapısı adeta paramparça olmuştu.

Komşumuz, tam da o dakikalarda kızıyla birlikte evden çıkmak üzereymiş. Ancak evin kızı, Anne, çok kötü bir yanık kokusu var deyince evde hummalı bir koku araştırması başlamış. Elektrik prizlerine bakmışlar, klimayı, televizyonu kontrol etmişler. Malum, Diyarbakır sıcağı... Klimalar harıl harıl çalışıyor. Onlar içeride kokunun kaynağını ararken, şans eseri balkon kapısı (klima çalıştığı için) kapalıymış. Gerçekten de verilmiş sadakaları varmış.

Olayın dehşetini artırabilecek en büyük tehlike ise kadının refleksle kapıyı açmaya yeltenmesi olmuş. Tam kapıyı açıp söndürmeye çalışacakken eşi son anda fark edip durdurmuş ve hemen itfaiyeyi aramışlar. Çok doğru ve hayati bir müdahale... Çünkü o kapı açıldığı an, içeri giren oksijen alevleri körükleyecek, yangın perdelerden başlayarak evin içine dalacaktı. Allah korusun, bir anda önüne geçilemez bir felakete dönüşecekti.

Balkonun bir köşesinde, Olur da bir gün evi boyatırız düşüncesiyle 3-4 yıldır duran plastik bir boya kutusu varmış. Komşumuz, yangından birkaç dakika önce çocukların plastik oyuncaklarını bir poşete koyup bu kutunun yanına bırakmış ve kapıyı örtmüş. Kokunun peşinden gidip balkona baktıklarında karşılaştıkları o alev topu, kelimenin tam anlamıyla dondurucu bir şok yaratmış.

Olay yerinde aklımdaki soruları sormaya başladım. Canım benim, bir düşmanınız var mı? Kavga ettiğiniz biri ya da bir alacak verecek davası? Kesin bir dille Yok abla, valla yok dediler, Biz sigaradan şüpheleniyoruz...

Daha birkaç gün önce bu köşede sigaranın içindeki 8000 kimyasal madde bileşiğinden bahsetmiş, tehlikelerine dikkat çekmiştim. Muhtarlar günlerdir Diyarbakır’da feryat ediyor; Lütfen buğdaylar henüz biçilmedi, sigara izmaritlerini de külünü de camları da tarla başlarına atmayınız diye bangır bangır bağırıyor. Farkındalık afişleri şehirde dolaşıyor ama tabii ki anlayana... Geçen yıl Eskişehir’de, koskoca bir buğday tarlası, birilerinin keyifle içip bıraktığı soda şişeleri yüzünden kül olmuştu. O sapsarı un olmayı bekleyen buğdayların ortasına sorumsuzca bırakılan camlar, kızgın güneş ışınlarını bir mercek gibi emip tarlayı alev topuna çevirmişti.

Şükür ki itfaiye çok çabuk yetişti ve olay büyümeden yangın söndürüldü. Ancak evin içine girdiğimizde, bastığımız yerde çoraplarımız simsiyah küllere bulandı. Canlara, çocuklara, hiçbir insana zarar gelmemiş olması en büyük tesellimiz. Pazartesi günü resmi rapor çıkacak ve yangının kesin nedeni ortaya çıkacak.

Fakat insan düşünmeden edemiyor. Masum ve küçük görünen bir sigara izmariti bu kadar büyük bir yangını tek başına başlatabilir mi? Teknik açıdan cevap vermek gerekirse Evet, kesinlikle başlatabilir.

Balkonda masumca duran o boya kutusunu ve içindeki solventlerin (çözücülerin) varlığını düşünün. Boya orada 4 yıldır duruyor olsa bile, eğer kutunun kapağı tam sızdırmaz değilse, içerideki kimyasal buharlar zamanla dışarı sızar. Bu yanıcı buharlar, üst katlardan atılan bir sigara izmaritinden düşen küçük bir kıvılcımla veya aşırı yüksek sıcaklıkla karşılaştığı anda ani bir parlamaya yol açabilir.

Yanına yeni bırakılan plastik oyuncaklar ve poşetler ise yangın başladığı an adeta bir yakıt deposuna dönüşür. Plastik malzemeler sadece yanmakla kalmaz; ürettiği yüksek ısıyı bir anda çevresindeki bisikletlere ve diğer eşyalara hızla taşır. Üstelik balkonlar hava akımının, yani rüzgarın en yoğun olduğu yerlerdir. O 8000 kimyasal maddeyi barındıran küçük bir köz parçası, rüzgarın etkisiyle plastik poşete, oradan oyuncaklara sirayet ettiğinde hızlı yanma süreci başlar. Bir de balkondaki cam kavanozları düşünün; güneşten aldıkları kızgın ışınları yansıtıcı etkisiyle boya kutusuna odaklamış da olabilirler. Elbette bir diğer ihtimal de balkondan geçen elektrik kablolarında yaşanan bir kısa devredir.

Komşumuzun kimseyle bir husumeti olmadığına göre, karşımızdaki tablo net bir şekilde kazara veya ihmaller zinciri şeklinde görünüyor. Bu olay, hepimiz için çok büyük bir ders ve talihsiz bir uyarıdır. Üst katlardan fütursuzca atılan bir izmarit ya da rüzgarın savurduğu bir köz, bir ailenin yuvasını karartmaya yetebiliyor.

Balkonlarımızı bir depo alanı değil, birer yaşam alanı olarak görmemiz gerektiğini; yanıcı, parlayıcı maddeleri açıkta değil, kapalı alanlarda ve doğru saklama koşullarında muhafaza etmemiz gerektiğini bu acı tecrübeyle bir kez daha anladık.

Hepimize çok büyük geçmiş olsun.

Haber: Lütfiye ÇANACIK

https://www.haberinozeti.com/haber.php?slug=yazarimiz-lutfiye-canacik-ozel-haberi-sigara-mi-kaza-mi-e1c2c

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Sigara mı Kaza mı

Sigara mı Kaza mı

Lütfiye Çanacık Lütfiye Çanacık