Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Eksik Etek


 (Geçmişin duvarları arasında yankılanan 'eksik etek' diyerek susturulan kız çocuklarının sessiz çığlığını kendi çocukluğumdan esinlenerek kelimelere dökmek istedim.)

Her çocuk bir masalla büyür derler. Ama bazı coğrafyalarda, bazı zamanlarda kız çocuklarının masalları daha doğdukları gün yarım kalırdı. Şimdilerde sokaklarda, parklarda kız çocuklarını adeta birer prenses gibi izliyoruz. Onların neşesine bakarken yüzümüzde tatlı bir tebessüm beliriyor. Ama sormadan edemiyorum: Gerçekten her şey göründüğü kadar toz pembe mi, yoksa bu sadece bizim görmek istediğimiz bir resim mi?

Çünkü yıllar öncesinde, o hayal edilen prenseslerden biri olmak hiç de kolay değildi.

Kız çocuklarının dünyaya gözlerini açtığı ilk gün, "Bir kızımız oldu" müjdesi aslında içten içe duyulan bir acının, gizli bir burukluğun habercisiydi. "Oğlum oldu, aslanlar gibi, paşalar gibi!" diye göğüs kabartıp gururlanmak varken, bir kız bebek sahibi olduğunu kabullenmek ağır gelirdi o iklime.

Kız evlat, ne çok batardı insanlara...

Daha ilk nefesinde, kaderin acı tokatını yediğinden habersizce büyürdü. Büyürdü büyümesine ama ailede hep bir kişi eksikti sanki. Ne de olsa o, toplumun diline dolanmış o ağır sıfatla çoktan mühürlenmişti: "Eksik etek."

Sofrada fazladan bir yük, evde bir fazlalık...

Ev işlerinde becerikli bir yardımcıydı, evet; ama ah, bir de o masrafı olmasaydı! Sırf bu yüzden okula gitmesine de gerek görülmezdi. "Neden, niçin okusun ki? Bir harf öğrense ne olur, öğrenmese ne olur? Otursun evde, hizmetini etsin" denirdi. Hak bildiğin her şey elinden alınır, sesin kısılırdı: "Eksik eteksiz sen, söz söylemeye hakkın yok, otur aşağı!"

Bayramdan bayrama konuşmana izin verilirdi, o da eğer hak ettiysen...

Ergenlik kapıyı çaldığında ise o ev, bir anda üzerine kapanan bir zindana dönüşürdü. Gözler hep senin üzerinde olur; yediğin lokma, içtiğin su batardı sanki insanlara. Evin her köşesinde, duvarların arasında hep aynı fısıltı yankılanırdı: "Bir an önce gelin etsek de gitse... Telin duvağın hazır zaten!"

Zaman kaybetmeden baş göz edilmek istenirdin. Olur ya, yaşın geçerse adın çıkardı. Evden uğurlanırken de kulaklarına o son tembihler fısıldanırdı: "Gittiğin yerde çok konuşma, bize laf getirme! Olur da geçinemezsen de sus, otur! Falancanın kızı baba evine geri dönmüş dedirtme bize!"


Son Söz:

Oysa bilmezlerdi ki; o "eksik" dedikleri eteklerin altında, dünyayı sırtlayacak kadar güçlü yürekler çarpıyordu. O sessiz çığlıkların içinden, kendi ayakları üzerinde durmayı başaran mağrur kadınlar filizlenecekti.

Bugün geriye dönüp baktığımda, o günlerin karanlığında kaybolmayan tüm o kız çocuklarının adına konuşuyorum: Biz eksik doğmadık. Bizi eksik gören bir zihniyetin tam ortasında, her şeye rağmen tam, güçlü ve başı dik kalmayı başardık. Ve o yarım bırakılan masalı, bugün kendi kalemimizle yeniden yazıyoruz.


Silezya 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Eksik Etek

Silezya Silezya