Karanfil
Kayı obasında Malhun Halime'yi aramaya başladı. Heryere baktı ama bulamadı. En sonundada otağda buldu.
"Halime ablan nerede?" diye sordu
Halime de korkarak cevap verdi:
"Ana ablam Bacıyanlarl'a gitti. dedi.
Annesi de iç çekti.
Fatma işini bitirmişti. Dere kenarına vardı, eline çamur sürüp silkeledi.
Çalılıkların arasında Flavius Fatma'yı izlemeye koyuldu. Sonrada öksürdü. Fatma'nın yanına gitti.
"O güzel ellerin hali nedir öyle?" diye sordu. Fatma da hançerini çekip Flavius'un boğazına dayadı.
"Onasırlı ellerle tokadı yersen görürsün. Söyle kimsin?" dedi
"Fatma görmez misin? Atımı su içirmeye gelen birisiyim." dedi.
Flavius "Duydumki babana şey olmuş."
"Babama ne olmuş?" dedi Fatma.
"Sen Osman Bey'in kızı Fatma Hatun musun?" diye şaşırdı Flavius.
"Sana babamın nesi var derim?" dedi Fatma. "Baban zehirlenmiş" dedi Flavius.
Fatmad a askerlerine "Hayde gideriz!" deyip ata binip gitmiş, obaya varmış.
Orhan Gazi'ye "Abi babam zehirlenmiş." dedi Fatma.
Orhan da panzehiri alıp babasına içirmiş. Babası iyileşmiş.
"Baba iyimisin?" diye sordu Fatma.
Osman Bey "İyiyim kızım." dedi.
Sonrada akşam oldu, uyudular. Sabah oldu. Fatma çarşıdaydı. Fatma ahaliye "Kolay gelsin." dedi. Ahali de "Sağol Fatma Hatun." dedi
Fatma Hatun yürüdü. Duvarın köşesini dönecekti ki korktu Fatma. Flavius elindeki karanfille ona bakıyordu.
"Söğüt'ün topraklarında bir güneş gibi parlarsınız. Yalnız sizin kadar böyle bir kişi görmedim." dedi flavius, bir adım attı. Fatma'da geri adım attı.
"Eğer sınırı geçicek olursan sınırını mezarın altına kazarım!" dedi Fatma.
"Yalnız sınırlar geçilmek için değilmi?" diye sordu Flavius. Fatmad a "Değildir!" diye cevap verdi.
"Özür dilerim!" dedi Flavius. Gülümseyip "Anam karanfil iyi gelir derdi de... Buyrun." dedi. "Fatma da karanfili aldı.
Flavius "Kimolduğumu merak ettin değilmi?" dedi.
"Merak ettiğimi kim söyledi?" dedi Fatma. Sonra da obaya doğru gitti.
sıradada Malhun Hatun Nilüferl'e konuşmaya başladı.
"Kızların artık evlilik yaşı geldi geçiyor bile." dedi
Malhun Hatun uzaktan at sesleri duydu. Gelen Didar'la oğlu Yiğit idi.
"Hoşgeldiniz, gelin şöyle." dedi Malhun Hatun.
"Hoşbulduk" dedi Didar da, tenhaya geçtiler. Malhun Hatun "Artık benim kızlarımın evlilik yaşı geldi geçiyor dedi.
"Aslında" dedi Didar, "benim bildiğim birisi var, adı Yiğit. Benim oğlum." dedi
"Hadi bakalım n'olacak bu işin sonu dedi Didar.
Sonra da Fatma gelmişti obaya. Eline karanfili sürdü. Ellerine iyi gelmişti.
Abla diye koştu Halime. "Abla anam bizi vermek istiyormuş. Ben istemem abla." dedi.
"Of ana of!" dedi Fatma. "Anam hiç vakit kaybetmez. Merak etme bende istemem zaten."
"Iraz, söyle kızlara üstlerine başlarına çeki düzen versin, gelsinler." dedi
"Buyruğundur!" diyip gitti Iraz.
Halime Fatma'nın arkasına saklandı.
"Fatma Hatun, Malhun Hatun der ki üstünüze başınıza çeki düzen versin." dedi Iraz.
"Oldu Iraz, başka ne yapalım?" dedi Fatma.
"Fatma Hatun, korumayın şunu." dedi Iraz.
"Halime!" diye seslendi Fatma. "Süslenelim tabi." dedi.
Halime yüzüne kömür sürdü "Nasıl olmuş mu?" diyerek güldü. Fatma herzamanki edasıyla bakıyordu
"Kız sen bizi öldürtecek misin?" dedi Iraz.
"Esma tut şunu!" dedi. Bir yandanda Halime'nin yüzünü silmişlerdi. Fatma da Halime'nin arkasından gelmişti.
"Kızım bu haliniz ne?" diye şaşırdı Malhun Hatun.
Didar ise "Kızım yerde mi yuvarlandınız?" diyerek gülüp "Bari elinizden iş gelir mi gelmez mi?" dedi.
Fatma biraz sinirlendi."Didar Hatun, biz kimseye kendimizi beğendirmek için iş yapmayız. Yapmamız gerektiği için yaparız." dedi.
Malhun Hatun kızına sordu "Kızım artık yaşın geldi. Seni Yiğit Bey'e verelim diyoruz." ded.
Fatma "İstemem, müsadem yoktur!" dedi. Sonra da kalkıp "Yürü Halime hayde" diyip işlerine döndüler.
"Aaa senin kızın Fatma biraz asabi midir nedir?" dedi Didar.
Malhun Hatun "Öyledir Fatma, küçüklüğünde görecektin onu, artık büyüdü asabileşti." dedi.
Sonra Yiğt Fatma'nın yanına geldi "Fatma nasılsın?" diye sordu.
"Sanane!" dedi Fatma. Gitsene sen!" dedi.
"Peki öyle olsun." dedi Yiğit de. Annesi Didar'ın yanına gitti "Ana Fatma beni istemiyor, belli." dedi.
"Ne yapayım oğlum ben şimdi, neticede bey kızıdır." dedi Didar.
"Off !" diye sinirlendi Yiğit. Sonra da tekrar Fatma'nın yanına gitti.
"Yoksa gönlünde başka birisi mi var?" diye sordu.
Fatma "Bana bak Yiğit, eğer kelamlarına dikkat etmezsen!... Neyse, tövbe estağfirullah!" diyip otağına gitti.
Akşam olmuştu, uyudular güzelce.
Sonra da sabah oldu. Fatma çarşıda dolaşmaya çıktı.
Flaviusla karşılaştı.
Flavius sırıtıp "Fatma Hatun, ya birgün yardıma ihtiyacınız olursa?" dedi.
"Bana baksana sen, benim kimseye yardıma ihtiyacım yok. Hele senin gibi birisinden hiç gerek yok!" dedi Fatma.
Sonra da güvercinlerin oraya gitt. Güvercinlere baktı.
Flavius ardından geldi.
"Bbu güvercinler gibisin diyeceğimde; yok sen biraz asabi güvercinler gibisin." dedi.
Fatma sonra ormana gitti, suyunu içti. O sıradada mabed şovelyeleri Fatma'nın önüne geçti.
"Yakalayın şunu!" dedi şovelye. Fatma da kılıcıyla hepsini yok etti.
Ses duydu "Kim var orada?" diye sordu Fatma. Son bir adamı da yok etti.
Gelen Flavius'du "Bey kızı sevdamın karşılığı var mıdır?" Senin bende gönlün var mıdır?" diye sordu.
Fatma "Oldu başka kelamlarında var mıdır?" dedi.
"Banamı dersin?" dedi Flavius.
"Yok havaya derim." dedi Fatma, "Elbet sana derim.
Flavius "Fatma Hatun, sizin gibi bir güneş parıldar, gözleriniz tuzağa çeker beni. İlk gördüğümde sana sevdalandım. Var mıdır karşılığı?" dedi
"Yoktur!" dedi Fatma. "Bir meczupa göre kötüsün!" diye ilave etti.
"Ben Bizansın komutan Komutan Flavius'um." dedi Flavius.
"Demek komutansın, iyi o halde sana benden tavsiye, uzak durmanı tercih ederim. Yoksa sonun benden olur." dedi Fatma.
Flavius pes etmez, Fatma'nın omuzundan tutar "Sana sevdalıyım derim, görmez misin?" dedi.
Fatma da hançerini çıkartır "Sana uzak dur benden derim, anlamaz mısın?" dedi .
"İstediğini yap!" dedi Flavius. Fatma da hançerini Flavius'un karnına sapladı. "Al sana sevda!" dedi.
Sonrasında Fatma hançerini Flavius'un karnından çıkartır kılıfına koyar. "Gayrı artık benden uzak durasın!" der, obasına gider.
Flavius kanayan yerine bez bastırır, sonrada kalkar gider sarayın. Akşam olmuştur Flavius'un bilinci kapalıdır. Muaneye ederler.
Fatma da obasında yatağına yatmıştı. Uyumuştu. Sabah oldu. Flavius'un durumunun kötüye gittiğini işitmişti.
Flavius içtiği şifalı şeyler sayesinde iyileşmişti Sonrada Fatma obada dolaşıyordu. Ona doğru gelen Flavius'u görmüştü. Fatma.
Henüz tam iyileşmeyen Flavius atından düştü. Fatma etrafındakilere "Yardım edin de şifacıya götürelim," dedi.
Flavius'u şifacıya götürdüler. Şifacı Flavius'u iyleştirdi. Sonra da otağa götürüldü.
Fatma Hatun başında bekledi. Flavius gözlerini açtı. "Ne diye başımda dikiliyorsun?" dedi. "Sana yardım ettik herhalde." dedi Fatma.
Flavius artık dinlenmişti. Kalktı "Benim yardıma ihtiyacım yok Kayı Kızı." dedi.
Flavius hançerini çıkardı, Fatma'njn omuzuna sapladı.
"Sen ne yapıyorsun!" dedi Fatma.
Flavius " İmkansızı isterim." dedi "Ben sana sevdalıyım derim, sen ise beni kabul etmezssin."
"Ben seni hiç bir zaman kabul etmeyeceğim." dedi Fatma. "Rüyanda görürsün!" dedi.
"İyi selametle!" dedi Flavius hançerini geri çıkardı, kılıfına koydu. "Gözlerin öyle demiyor ama" dedi Flavius.
Fatma omzuna bezi bastırdı kanaması durdu. "Sen bir hiçsin ve hepte hiç olarak kalacaksın!" dedi Fatma ve Yiğit'in yanına gitti.
"Seni kabul ediyorum dedi.
Yiğit de şok olmuştu. "Ben ne diyeceğimi bilemedim Fatma, çok mutlu oldum." dedi.
Fatma da Yiğit'e sarıldı. Güzelce toy yaptılar. Musmutlu yaşadılar.
"Sana ben imkansızı derken asla olmayacak birşey için derim" dedi Fatma Flavius'a.
Flaviu "Onun için imkansızı isterim. Şimdi elveda." deyip gitti.
Böylece Yiğit'le Fatma mutlu yaşadı.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.