Zaman I Naat
ZAMAN-I NAAT
Geldim Ya Nebiyyallah;
Çağrına geldim.
Kırdım cennetin kapılarını!..
Secdeye varmayan iblisin ateşinden kaçarak,
Hz Adem’in günahıyla,
Yasaklanmış ağacın dallarından sarkarak,
Nasuh bir tövbenin yamacına sığındım da geldim.
Boy tuttuğum dünyada,
Peşimizi bırakmadı şeytanlar,
Parmaklarımda Habil’in kanıyla geldim.
Geldim ya Resulullah;
Babil’in bahçelerinde,
Ellerimde iğne izleriyle,
Kulluğu unutanları çağırdım,
Dünyayı atlas bir kumaş gibi diktim Hazreti İdris’le,
Semaya ref oldu bedenim.
Her yerden sular fışkırırken Neciyyullah sıfatını kuşandım,
Hazreti Nuh’un gemisine binen son yolcu olarak geldim.
İrem bağlarında kurudu dudaklarım,
Kibirden böbürlenenlere kuraklık getirirken,
O eşsiz kum fırtınasında belirdim,
Hz Hud’la helak ederken ad kavmini,
Rabbime şükrederek geldim…
Geldim Ya Habibullah;
Kayaları oyduğum parmaklarımla,
Sütü tükenmeyen bir devenin sınavında şifalar buldum.
Yaratanı tespih ederken kestiler bedenimi,
Hz Salih’le yalvardım semud kavmine, dinlemediler,
Korkunç bir ses ve zelzeleyle yok olurlarken,
Hz İshak’ın suretinden sevdik insanlığı,
Yecuc ve Mecuclara karşı kardım demirle bakırı,
Şarkı ve garbı dolaşıp Hz Zülkarneyn’le,
Tam iki asrın senelerini tükete tükete geldim.
Geldim Ya Seyyiden El Müminin;
Makamı İbrahim’den geçen rüzgarlara selam olsun,
Nemrut’u davet ettim Allah yoluna,
Ateşi aşk yapan Rabbime hamd ederek çıktım ateşlerden,
Hz İsmail’i bile kurban ettim onu verene,
Kabe’yi yapan ellerimiz,
Say yapan ayaklar kadar hacca heveslendim,
Safa Merve arasında mekik dokurken,
Kuruyan dudaklarıma zemzem sürerek geldim...
Geldim on sekiz bin alemin efendisi efendim;
Sodom ve Gomorede azgınlaşan Lut kavmine,
Korkunç bir ses ile yetiştim.
Hatibü’l Enbiya oldum Hz Şuayp’le,
Heykellere tapan sahtekarları,
Ateş ve kıvılcımların altına gömdüm.
Evlat acısıyla sınandım Hz Yakup olup,
Gözlerimi kanlı bir gömlekle derin bir kuyuya bırakıp,
Dermanı şefkatli ellerinde umdum da geldim…
Geldim Ya Ebe’l Kasım;
Hz Yahya gibi bedenim ayrı başım ayrı diyarlarda gömüldüm,
Ağaçlar Hz Zekeriya gibi elimde şekillendi,
Meryem için kalkan olurken kollarım,
Bir ağacın içerisinde parçalandı bedenim.
Hz.İlyas’la devirdim ba’lbek denen putları,
Hz Üzeyr’le yüz yıl öldüm ve dirildim yüz yıl sonra,
Sabırla sınandım Hz Eyüp’ün ferasetinde,
Zenginken fakir olup çürüyen bir bedende teslim oldum Allah’a.
Talut ve Calut’un hükmünü gördük Hz. Davut’la,
Zebur’un sayfalarında ah minel aşk diyerek geldim…
Geldim ey Seyyidü’l Mürselin;
En vakar halimle düştüğüm denizlerde,
Hz. Yunus’un dudaklarındaki duaya tutundum da geldim.
Güneş, ay ve on bir gezegen secde ederken Hz Yusuf’a
Gözlerini dünya hırslarıyla karartanların attığı kuyulardan,
Hz. Yusuf’un avuçlarına sığındım da geldim.
Firavunu boğduk Hz. Musa ile Kızıldeniz’de,
Tevrat’ın sayfalarında buldum izlerini.
Hz Süleyman’ın hükümdarlığında öğrendim rüzgarın, kuşların dilini.
Havarilerin cesaretinden içtim,
Ve Hz İsa’yla gökyüzüne yükseldim de geldim…
Geldim Ey Ahmet’i Mahmut’u Muhammed’i Aleyhissalatü Vesselam;
Bütün dirayetimi toplayıp sokaklardan,
En mahcup halimle kapına geldim.
Mekke’nin sokaklarında dolaştı ayaklarım,
Okçular tepesinde ağladım,
Medine’nin dağlarında vuruştu kılıçlarım.
Hira’da aldım kokunu,
Sevr mağarasında yudumladım.
Doğduğun evinin önüne kadar, adımlarım değsin adımına diye adımladım.
Yıktığın putları ezip geçtim,
Kabe’yi kucakladım.
Yedi şaft ardından senin gibi tavaf ettim,
Safa Merve arasında koştum nefes nefese.
Ben Uveys Bin Amir El Karani değilim,
Bilal’i Habeşî değilim,
Ben Ebu Bekir değilim,
Osman değilim,
Ömer değilim,
Ali değilim,
Hamza değilim belki ama
Kardeşlerim diye seslendiğin bir Adem olarak,
Kapına geldim…
Adem Efiloğlu
12 temmuz 2026
Saat.00.41
Not:18 Mart 2026 tarihinde yapmış olduğum umre ziyaretinin düşündürdükleri.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.