Lâdikli Ahmed Hüdâî
Sene bin sekiz yüz seksen sekizli;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Havâsa ayandı, avâma gizli;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Anne babasına ihsân işiydi;
Dört kardeşti; üç erkek, bir dişiydi.
Yani ailece altı kişiydi;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Buhara kökenli nesebi vardı,
Sabır sermayesi, serveti ardı.
Sarığını bizzat kendi sarardı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Saf sevdası kaynağıydı esinin,
Yüreklere dokunaklı sesinin.
Sulbüydü Yusuflar Sülâlesi'nin;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Şuur-u îmanla seherin tanın,
Kadr-ü kıymetini bildi her anın.
Sarayönü kazasından Konya'nın;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
İki oğlu, dört kızına babaydı;
Torunlara dedeliği cabaydı.
Hatice Hanım'la soyunu yaydı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Köylü görünümlü, gönlü uluydu;
İki gözü merhametten suluydu.
Hâlık'ının kalb-i selîm kuluydu;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Çukurca gözlüydü, hilâl kaşlıydı;
Nahif, kır sakallı, ağırbaşlıydı.
Genç ile genç, yaşlı ile yaşlıydı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Buyuranın buyruğunu buyurdu,
Halka hakkı, hakîkati duyurdu.
Az konuşur, az yiyip az uyurdu;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Gece gündüz Mevlâ'sını çok andı;
Hem aç biilaç hem tok andı.
Buğdaytenli, misk-i amber kokandı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Gül simâlı, güttüğü hâl hatırdı;
Tevhid kaleminden nûrlu satırdı.
Rabbe'l-âlemîn'i hatırlatırdı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Eşyanın dışından içini sezdi,
Takım elbiseli, yelekli gezdi.
Mühür kullanırdı, imza bilmezdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Hânesi hiç misafirsiz kalmazdı,
Gelen girer, kapısını çalmazdı.
Abdestini aceleyle almazdı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Ağırlardı her kesimden her ferdi,
Âdeta derdiydi hepsinin derdi.
Kışın yaz meyvesi ikrâm ederdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Yağsa yağmasa da, yağmurdu, kardı,
Beş vakit camide muhakkak vardı.
Namazını cemaâtle kılardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Keşfi açık, kerâmeti bol idi;
Düşkünlere kanat idi, kol idi.
Bir mânâ sultânı, bir ekol idi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Mâzisi hamaset dolu mâziydi,
Cepheden cepheye koşan gaziydi.
Mümkün mertebede mütevaziydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Gazze civarına yakın yerlikte,
Sağ omzundan yaralanıp erlikte
Hızır'la tanıştı seferberlikte;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Âb-ı hayât iksirini tam aldı,
İçmesiyle ne tasa ne gam kaldı;
Yedi iklim dört köşede nam saldı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Bekletişi sinesini közledi,
Gözdesiydi, gözdesini özledi,
On iki yıl yollarını gözledi;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Teşrifiyle tecelliyât saçmıştır,
Yeni ufuklara yelken açmıştır,
Övünmekten, övülmekten kaçmıştır;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Kemâl-i hürmetten: "Hocamdır" derdi,
Yedi adım gerisinden giderdi,
Vâkıftı ilâhi sırlara erdi;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Çalı çırpılığı çevirip bağa,
Kazdığı kuyuyla su sundu çağa,
Hem hacıydı hem çiftçiydi hem ağa;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Çalıbağ mevkii uzlet yeriydi,
Aşkı, ışkı çobanlıktan beriydi,
Yedi'lerden Ricâl-i gayb eriydi;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
İlm-i ledün sahibi bir velîydi;
Üveysîydi, ümmî, ümit seliydi.
Ümmet için divâneydi, deliydi;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
İdrâkten âcizin aklı şaşardı,
Ruhen dağ, taş, dere, tepe aşardı.
Sahâbe-i kirâm gibi yaşardı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Kore'de mü'mine destek verendi,
Küffârı kılıçla yere serendi.
Tayy-i mekân makamına erendi;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Kur'ân kıssasından hisse kapardı;
Ne âyetten ne hadîsten sapardı.
Huşûyla sünneti, farzı yapardı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
İtaatten ne usandı ne bıktı;
Tâatle nefsinin bendini yıktı.
Allah'a ve Resûlü'ne âşıktı;
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
İrticâlen dili mısra dokurdu,
Kelime kazanı fokur fokurdu,
Ölçülü, uyaklı beyit okurdu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Emsâlsiz ahlâkı, İslâmî süstü;
Ne incitti, ne incindi, ne küstü.
Dürüstlükte imrendirdi dürüstü
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Adı Hüdâ'sından yâdigâr kaldı,
"Elma" soyadını sonradan aldı.
Biçareye tutunacak bir daldı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Sekiz Haziran'da görevi bitti,
Devir teslimliği hicrete itti.
Bin dokuz yüz altmış dokuzda gitti
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Düşene dek elden, ayaktan, dizden,
Himmeti götürsün gittiği izden.
Rûhuna Fâtiha bekliyor bizden
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
Şerif der: "Saçını başını yolma,
Yeşer sevgisiyle, sararıp solma."
Emine'den doğma, Mehmed'den olma
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî.
4 Kasım 2022
İzmir
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.