Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Yks Türkçe Edebiyat Krizimiz

Yks Türkçe Edebiyat Krizimiz



Her yıl ortalama iki milyon gencin ter döktüğü Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandığında, yıllarca üniversite hazırlık gruplarında Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalışmış bir eğitimci olarak gözlerimin ilk çevrildiği ders analizi Türkçe ve Türk dili edebiyatı oluyor. Ancak ÖSYM’nin son 10 yıllık verileri ve sayısal analizlerini incelendiğimde karşımıza değişmeyen, aksine giderek kronikleşen bir tablo çıkıyor: TYT Türkçe’de 40 soruda ortalama 20 net; AYT Türk dili ve edebiyatı testinde ise 24 soruda ortalama yalnızca 6 net.


Doğduğu günden itibaren Türkçe konuşan, bu dille düşünen ve hisseden bir toplumun gençleri, kendi anadilini ve edebiyatını ölçen bir sınavda neden bu seviyede kalıyor? TYT’nin %80’ini ezbere bilgi gerektirmeyen sözcükte anlam, cümlede anlam ve paragraf konuları oluştururken çocuklarımız kendi dillerinde yazılan metinleri anlamakta, yorumlamakta neden zorlanıyor? 


Biz gerçekten okuduğunu anlayamayan, metinler arası bağ kuramayan ve sorgulayamayan nesiller mi yetiştiriyoruz yoksa onları edebiyattan, okumaktan soğutan bir ezber mekanizmasına mı mahkûm ediyoruz?


Sınav sisteminin iki aşaması, eğitim modelimizdeki tezatlığı açıkça ortaya koyuyor.


TYT Türkçe testi büyük ezberi bir kenara bırakarak öğrenciden metni çözümlemesini, yazarın sunduğu örtük anlamı kavramasını ve analitik bir yorum yapmasını talep ediyor. Burada karşılaştığımız %50’lik başarı oranı, meselenin kural bilmeme değil doğrudan bir “anlama, odaklanma ve zihinsel işleme krizi” olduğunu gösteriyor.


Ancak sıra ikinci aşama olan AYT edebiyata geldiğinde tablo daha da vahim bir hal alıyor.


AYT edebiyat bölümü bir ezber ambarı ve biyografi yığınıdır. 24 soruluk AYT edebiyat testi ne yazık ki gençlerin edebi zevkini, estetik bakışını veya bir eseri çözümleme kabiliyetini ölçmüyor. Sistem, gençlerden yüzlerce şair ve yazarın adını, doğum-ölüm tarihlerini, edebi dönemlerini ve binlerce eserin adını, özetini adeta bir bilgisayar bellek birimi gibi ezberlemesini istiyor.


Yahya Kemal’in şiirindeki duyuş tarzını anlamayan, Tanpınar’ın zaman algısını hissetmeyen bir öğrenci sırf eser-yazar eşleştirmesini ezberlediği için sınavda net yapabiliyor. Bir yazarın en kıyıda köşede kalmış hikâye kitabının adını ezberletmek, gence edebiyat sevgisi değil yalnızca "zihinsel bir hamallık" hissi yüklüyor. Sınav salonundan çıkan bir gencin zihnindeki bu binlerce yapay bilgi, sınavın hemen ardından hafızadan siliniyor.


Oğlum üniversiteye girdikten iki yıl sonra, bir yaz günü Edremit’te Hasan Boğuldu’ya gitmek için yola çıkmış, yanlış yola girmiş ve yolu uzatmıştık. Kızılkeçili köyü tabelasını görünce zihnimde Necati Cumalı’nın Kızılçullu Yolu şiiri belirdi. Yanımda oturan oğlumun edebiyat bilgisini kontrol etmek amacıyla sordum, “Kimindi Kızılçullu Yolu?” diye. Bilmiyorum, dedi. “Nasıl bilmezsin, daha iki sene önce sınava girdin, Necati Cumalı’yı derste size anlatmıştım.” dedim. Oğlumun cevabı eğitimimizin durumunu ortaya koyuyordu. “Ben onları sadece sınav için ezberledim. Sınav bitti, onlar da hafızamdan silindi, gitti.”


Lise yılları boyunca binlerce eserin adını ezberlemeye zorlanan, sınav stresiyle edebiyatı bir kâbus gibi gören gençler ilerleyen yaşlarında roman, şiir, deneme veya tiyatro oyunu okumaktan da tamamen soğuyor. Edebiyat, hayatı ve insanı anlamanın bir aracı olmaktan çıkıp geçilmesi gereken mekanik bir engel haline geliyor.


Biriyle tanıştığımda edebiyat öğretmeni olduğumu duyan kişinin ilk tepkisi “Ne çekmiştim lisede edebiyattan, hele de failatün falilatün failünlerden...” şeklinde olur. Bunu çok kez yaşamışımdır. Eminim sizin de zihninizde aruz kalıpları ve edebiyat dersinde çektikleriniz canlanmıştır. Yıllar önce komşumun lise öğrencisi olan oğlu, edebiyat dersinden yazılı sınavı için benden yardım istemişti. “Defterini kitabını al gel, öğretmeniniz hangi konuları işlemiş, ona göre çalışalım.” demiştim. Çocuk defterini getirdiğinde, gördüklerim beni şaşırtmıştı. Meslektaşım, çocuğun edebiyattan nefret etmesi için elinden geleni yapmış, aruz vezninin tüm kalıplarını çocuklara işlemiş, şiirler üzerinde çalışmalar yaptırmış ve sınavda bu konudan iki soru soracağını söylemiş. Çocuk divan edebiyatının ağır diliyle yazılan şiirleri anlamaktan acizken bir de bu şiirlerin aruz kalıplarını bulmaya zorlanmış. 


Bizde hal böyleyken dünyada durum nedir? Uluslararası bir kıyaslama yapalım. Anadil ve edebiyat başarısızlığı yalnızca bizim sınavlarımıza özgü bir durum mu? Uluslararası ölçekteki veriler ve yabancı eğitim sistemleri farklı bir yaklaşımın mümkün olduğunu kanıtlıyor.


OECD tarafından yapılan PISA araştırmalarında Türkiye, "Okuma Becerileri" alanında 2022 sonuçlarına göre 456 puan alarak 476 puanlık OECD ortalamasının belirgin şekilde gerisinde kalmış. 37 OECD ülkesi arasında 32. sırada yer alan bu tablo, gençlerin uluslararası standartlardaki "metni analiz etme ve çıkarım yapma" yetisinde ciddi boşluklar olduğunu doğruluyor.


Baccalauréat (Bakalorya) Fransa’da lise öğrencilerinin üniversiteye geçiş için girdikleri akademik bitirme sınavıdır. Fransız eğitim sisteminde öğrencilere yazarların kronolojik listesi ezberletilmiyor. Öğrenciye bir edebi metin verilir ve bu metnin felsefi, sosyolojik analizi ile eleştirel denemesi yazdırılır.


ABD (SAT / AP English Literature): Öğrenciden bir metindeki argümanı, yazarın ironi kullanımını ve üslubunu çözümlemesi beklenir. Amaç, eseri okuyup derinlemesine yorumlayabilmektir.


Almanya (Abitur): Edebiyat dersleri, metin üzerinden eleştirel düşünce üretme ve özgün bir fikir mimarisi kurma üzerine kurgulanır.


Gelişmiş ülkelerde edebiyat “estetik bir duyuş ve eleştirel düşünme aracı” iken, bizde maalesef bir “ansiklopedi ezberleme yarışına” dönüştürülmüş durumda.


Biz anadil öğretiminde nerede hata yapıyoruz? İlkokuldan itibaren çocuklarımıza verdiğimiz dilbilgisi konuları, 12. sınıfta sınava giren bir öğrenci tarafından hala doğru cevaplanamıyorsa ciddi bir sıkıntımız var demektir. Peki dil bilgisi konuları gerçekten gerekli mi? TYT’de sözcük türleri konusundan bir soru gelecekse öğrencinin isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem, fiilimsi, ek fiil gibi konuların tamamını ayrıntısıyla bilmesi gerekiyor. Bu dokuz konuyu alt başlıklara ayırırsak öğrenci sayfalarca kural ezberlemek zorunda kalıyor. Bir soru için bu kadar konu öğrenmek, çalışmak çocuğa ne kazandırır? Ana dilini sevdirebilir mi?


Türkçeyi ve edebiyatı "test tekniğine" indirgemiş durumdayız. Üniversite sınavı kaygısıyla gençlerimize okuma kültürü kazandırmak yerine "paragraf taktikleri" veya "eser-yazar kodlamaları" öğretiyoruz. Sanatın ruhuyla bağ kuramayan zihin, sadece şık işaretleyen bir robota dönüşüyor.


 Kavramsal derinlik yerine detay boğuculuğuna gömülüyoruz. Şiir okumayan, bir romanın derinliğinde kaybolmayan ama binlerce eser adını ezbere bilen nesiller yetiştiriyoruz. Ayrıca ekran çağında yüzeysel okuma tuzağına düşüyoruz. Dijital medyadaki hızlı ve tüketim odaklı içerikler de gençlerin uzun metinlerdeki odaklanma süresini ve derinlemesine okuma kapasitesini zayıflatıyor.


TYT Türkçe’deki %50’lik ortalama ile AYT edebiyattaki dip yapan netler, aslında aynı krizin iki farklı yüzüdür. Bir tarafta okuduğunu anlayamayan, diğer tarafta ise ezberci sistem yüzünden edebiyattan nefret eder hale gelen bir gençlik duruyor.


Kendi dilinde okuduğunu anlayamayan, bir edebi eserdeki insanlık durumunu sorgulayamayan bir neslin bilimde, sanatta ya da düşünce dünyasında özgün bir iz bırakması imkânsızdır.


Çözüm test kitaplarının kalınlığını artırmaktan değil, eğitim sistemini ezbercilikten kurtarıp metin odaklı, eleştirel ve okuma kültürünü merkezine alan radikal bir dönüşümden geçiyor. Aksi halde, sınav bittiği an öğrendiği ne varsa çöpe atan ve bir daha eline kitap almayan nesiller yetiştirmeye devam edeceğiz.



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Yks Türkçe Edebiyat Krizimiz

Yks Türkçe Edebiyat Krizimiz

M. Kuvancı M. Kuvancı