Anlayamadın
Haliç iskelesinden ayaklarımı uzattım.
Midye ve yosun kokusu teneffüs ediyordum ciğerlerime.
Bir seni düşünüyordum bir de jetonlu vapur seferlerini.
Bak, hatırlarım yine;
Sen boğaz seferlerini severdin,Ben ise Kasımpaşa-Eminönü teknelerini.
Hiç ortada buluşamazdık seninle.Ve son durağımız hep Beşiktaş iskelesi olurdu.
Bir simidi üç kişi bölüşürdük; sen, ben ve martılar.
Rüzgâr saçlarına değerdi ya hani,Sen bilmezdin, bende fırtınalar kopardı.
Çayındaki simit susamını dahi kıskanırdım ben,Dudaklarına ulaşabilme ihtimali benden fazlaydı.
Sen gözlerini alamazdın boğazın ihtişamından,Ben ise okyanuslarda çoktan kaybolmuştum.
Ve yavaştan su almaktaydı o küçük teknem,Güverteme her saniye sen dolmaktaydı.
Galata’da köhne bir kahvehanedeyim şimdi.
Karbonatlı çay içip tarihi kokluyorum rutubetli duvarlar ardında.
Bir seni düşünüyorum bir de buluşmalarımızı.
Hatırlarım yine.Sen güneşli İstanbul sabahlarına aşıktın,Ben ise efil efil öğleden sonralarına.
Ne de severdin İstiklal Caddesi’nin kalabalığını,Ben ise Fenerbahçe Burnu’ndaki el ele tutuşmalarımızı severdim.
Senin tatlı krizlerin vardı hani, benim ise sana bağımlılığım.
Sen profiterol severdin, ben ise baklavayı.
En son aynı tabaktan sütlaç kaşıklardık seninle,Hesabı da bölüşmek isterdin, üzerdin beni.
Oysa ben büyük oynayacaktım; hayatı bölüşseydik ya hani...
Artık hatırlamak istemiyorum bazı şeyleri.
Ve anlamsız sesler ortasında kalabalığa karışmıştı benliğim.
Ruh halim, bindiğim Topkapı-Beşiktaş hattı minibüsleri gibiydi;Yorgun, havasız, kapasitesinin üstünde yalnız.
Muavin bağırıyordu: "Boşlukları dolduralım!" diyerek.
Nasıl da anlamıştı hemen... Bir sen anlayamamıştın.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.