Mevlit Kandili Münasebetiyle
Modern Dünyanın Dinmeyen Sızısı
ve Kutlu Çare;
Asrın Bunalımına Nebi Reçetesi
“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 107)
İlahi hitabın muhatabı, kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı kutlu rehber...
Bugün insanlık olarak yönümüzü nereye çevirsek bir bunalım, hangi kapıyı çalsak bir feryatla karşılaşıyoruz. 21. yüzyılın getirdiği maddi konforun gölgesinde, manevi bir kıtlığın tam ortasındayız.
Sevginin yerini menfaate, vefanın yerini hırsa bıraktığı bu "modern maddiyun çağında", insanlık adeta kendi eliyle hazırladığı bir hapishanede nefes almaya çalışıyor.
İşte tam da bu yüzden; içinden çıkılmaz görünen asrın müşkülatlarını tereyağından kıl çeker gibi çözebilecek yegâne ahlakın sahibine, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) her zamankinden daha fazla muhtacız.
Onu tanımak, sadece tarihi bir şahsiyeti öğrenmek değil; bugünün dertlerine derman bulmaktır. O, daha peygamberlik nuruyla müjdelenmeden önce bile dostun ve düşmanın ittifakıyla "Emin" sıfatını almış bir ahlak abidesiydi.
Geçmişi ve geleceği adeta önündeki bir sayfa gibi okuyan, insanlığın karşılaşacağı her hadiseyi mucizevi bir şekilde önceden haber veren ve dedikleri aynen çıkan bir rehberi anlamak, bugün hepimiz için hayati bir mecburiyettir.
O, dünyalık hiçbir çıkarın peşinde koşmadı. Önüne serilmek istenen tüm serveti ve makamları elinin tersiyle itti. “Bir elime güneşi, bir elime ayı koysanız ben bu davadan vazgeçmem!” diyerek, sarsılmaz bir iradenin timsali oldu.
Geceleri seccadesini gözyaşlarıyla ıslatırken, dilinden dökülen tek bir nida vardı: “Ümmetî, ümmetî!” (Ümmetim, ümmetim!)
Tarihin akışını değiştiren o Saadet Asrı, imkânsızın nasıl başarıldığının en büyük kanıtıdır.
Kadının insan olup olmadığının tartışıldığı, kölelerin bir meta gibi alınıp satıldığı o karanlık çağda; “Cennet anaların ayakları altındadır” buyurarak tüm cahiliye tapularını yıktı. Adaleti tahtına oturttu. Vahşi gibi bedevi ve katı yürekli insanları, birer sevgi ve merhamet abidesi olan sahabe mertebesine yükseltti.
Ona inananlar, başlarında değirmen taşları döndürülürken, her türlü işkence ve iftiraya maruz kalırken bile yılmadılar. Peygamberlerini asla yarı yolda bırakmadılar. Çünkü onların Allah’tan başka kimseden beklentileri yoktu. "Allah bize yeter" dediler ve o yüce mertebeye erdiler.
Ümmi olan o Yüce Resûl’ün dilinden dökülen hakikatler; adeta fiziğin, kimyanın, matematiğin ve astronominin dili oldu. Onun tavsiye ettiği metotlarla yer altı ve yer üstü bütün cihanın kapıları insanlığa açıldı. O, Hz. Ömer’e, “Ya Ömer, istemez misin? Dünya onların olsun, ahiret de bizim!” derken, tek derdi Rabbimizin hoşnutluğu ve ümmetinin ebedi saadetiydi.
Ya Resûlullah!
Bugün kafalarımız karışık, hallerimiz dağınık. On beş asırlık mesafelerden, yorgun ve bitkin biçareler olarak geliyoruz. Hak ve hakikat zannettiğimiz nice karmaşık yollarda kaybolmuş durumdayız. Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar paramparça, çocukların üzerine bombalar yağıyor ve feryatlar semayı deliyor.
İç sıkıntılarımıza, aile içi şiddetimize, yönetimlerdeki dengesizliklerimize ve ağlatılan mazlumlara hayat suyunu sunacak olan reçete yine sendedir. Sahabe-i Kiram’ı dirilttiğin gibi, bizim ruhlarımızı da o kutlu diriliş müjdesiyle yeniden canlandır. "Biz kışta geldik, sizler cennetasa baharlarda geleceksiniz" diyen Üstad Bediüzzaman gibi, bu dağınık halimize rağmen ümitvarız. Rabbimiz bizi sana mahcup etmesin.
Bu duygu ve düşüncelerle, Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili’nin, başta acı içindeki İslam coğrafyası olmak üzere tüm insanlığa rahmet, barış ve huzur getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ederim.
Tüm İslam âleminin ve değerli okurlarımın Mevlid Kandili'ni tebrik eder; bu mübarek gecenin birliğimize, beraberliğimize ve hayırlara vesile olmasını dilerim. @öne çıkar
Ahmet Ali Canbaz (kul Ahmed-i) 21/08/2026
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.