Ejderhalar Ve İnsanlar Tarihi Kısım 4
MÖ 2348: TARİHİN İLK HAVACILIK KIYAFETİ
Bahar sabahıydı. İğne yapraklı çamlar, dev meşeler, renk renk çiçekler; kuşların cıvıltısı, suyun şırıltısı, kurbağaların vırıltısı... Her şey çok sakin ve güzeldi. Hemen sağ tarafımda biricik eşim Boyun Kıran ve oğlum vardı. Sol tarafımda ise annemin 20 yıl önceki dostu Ejjha.
Hep birlikte şırıl şırıl akan suya dalıp yüzdük. Oğlum, Ejjha ile ormanda oyunlar oynarken bende karım ile birlikte kimsenin görmediği çam ağacının dibine geçtik.
Suda balıklar narin narin yüzüyordu. İki tanesini mızrakçık (zıpkın) ile avlayıp geldim. Ateş yakıp eşim ile birlikte afiyetle yedik. Ancak balık bizi kesmedi bunun üzerine ormanda ava çıktık. Bir tane dev geyik ve 3-4 tane su kuşu indirdik.
Oğlum ve Ejjha gelince hep birlikte kuşları ve geyiği pişirip yedik. Hep birlikte yıldızları seyrederken hacet gidermek için bir çalı dibine gidip işimi gördüm. Ellerimi akan nehirde yıkadıktan sonra geri dönerken geyiğin postu ve kuşların tüyleri ilgimi çekti.
Eşimin ve oğlumun yardımıyla deriyi tabakladıktan sonra Boyun Kıran bana uygun boyutta dikmeye başladı. Bende kuş tüylerini incelemeye başladım. Biraz kötü korkuyorlardı. Ancak havayı ısıtıp burnuma veriyordu. Belki uçarken daha rahat nefes almamı sağlardı. Bu tüyleri miğferimin vizörü olarak konumlandırdım.
Boyun Kıran kıyafeti halledince babam ve annemden miras kalan eyeri 20 yıl sonra tekrar Ejjha’ya taktım. Kıyafetimi giydim, tüylü vizörlü miğferimi taktım.
Ejjha ile birlikte yavaşça havalandık. Yavaşça mahmuzladım. Sorun yoktu. Tekrar mahmuzladım. Rüzgâr hızlandı. Ama hâlâ nefes alabiliyordum. Eldivenlerim sayesinde ellerim üşümüyordu. Tekrar mahmuzladım. Rüzgâr gözlerimi sulandırmaya başladı. Ama hâlâ nefes alabiliyordum.
Sonra tekrar mahmuzladım. Şu anda annemin nefessizlikten öldüğü hızda ve yükseklikteydim. Ama hâlâ nefes alabiliyordum. Evet! Başardım işte!!! Ejjha’ya biniyorum! Heyecanla kollarımı havaya kaldırdım. Ama bu büyük bir hataydı. Ellerime çarpan hava düzgünce etrafımdan akamadı ve suratıma bir yumruk gibi çarptı. Ellerim yularda olmadığı için geriye doğru savruldum. Ayaklarım mahmuzlardan çıktı ve yeryüzüne doğru hızlı bir inişe geçtim.
Benim düştüğümü gören Ejjha yönünü değiştirip beni yakalamaya çalıştı. Ancak ben dikey düşüyordum. O ise yataydan hızla geldi. Böyle olunca vücuduma muazzam bir güç bindi. Önce omurgamdan bir “ÇATIRT!!!” sesi geldi ve avazım çıktığı kadar “Aaghh!!!” diyerek bağırdım. Sonraysa boynumdan bir ses geldi ve Dünya’yla olan bütün bağım koptu.
———
MÖ 2260: EJJDAHA
Büyük babamın (Kırık Boyun (ölümünden sonra bu adı almış) annesinden kalan sadık dostu Ejjha’nın babam Kanlı Sakal zamanında çok sayıda yavrusu olmuştu. Bu yavrulardan Ateş benimdi. Tarihte ilk defa bir Ejjha doğduğu vakit sahiplenilmişti.
Dedem Kırık Boyun’un yıllar önce bulduğu geyik derisi kıyafet ve kuş tüyü vizörlü miğferi kullanıyordum. Ancak uçuş esnasında farklı stiller geliştirmiştim. Bu stillerden biri Ok Stili idi.
Bu stilde önce emniyet kancanı Ejjhanın eyerine bağlıyorsun. Ayaklarını kuyruğa paralel biçimde uzatıyorsun. Başını Ejjhanın kulak ve kulakçıkların arkasına saklıyorsun. Bu sayede rüzgâr seni vurup düşüremiyor. Ayrıca bu pozisyondayken daha hızlı uçuyordum ve daha kolay nefes alıyordum.
Klanlar bana “Ejjha Dâhisi” diyorlardı. Ancak genellikle bunu kısaltıyorlardı. Bu kısaltmalar şöyleydi: Ejjdâhi, Ejjhada, Ejjdaha.
Zamanla bu üç kısaltmadan Ejjdaha diğerlerini gölgede bıraktı. Bundan sonra Ejjha binicileri, Ejjdaha olarak anılıyordu. Tarihteki ilk ölmeden başarılı uçuş gerçekleştiren bendim. Benden önce kimse ölmeden birden fazla uçuş yapamamıştı.
Lâkin ben, Ejjham ile birlikte günü birlik uçuyorduk. Şu ana kadar en az 50 kere filan uçmuşumdur. Hayat tekrar normalleşiyor gibiydi. Ta ki o güne kadar...
Ateş ile birlikte yine günlük uçuşlarımızı yapıyorduk. İkimizde fena acıkmıştık. Ancak ben, “Biraz daha uçalım, yemek bir yere kaçmıyor sonuçta,” diyerek uçuşu sürdürdüm. Denizin üstünden uçarken Ateş, suda iri bir balık gördü. Onu avlamak için hızla daldı. Bende alelacele ok stiline geçip son anda kurtuldum.
Ancak iş burada bitmemişti. Ateş, balığı avladıktan sonra tekrar yükseldi. Bu esnada kan sanki ayaklarıma doğru ilerlemeye başladı. Görüşüm kayboluyordu. Hiçbir şey gözükmüyordu! El yordamıyla yuları bulmaya çalıştım. Ancak bulamadım. Bilimcim bulanıklaştı...
Bayılmışım! Bayıldığım için Ateş, dengesini sağlayamayıp hızla düşmeye başlamış. Hafiften kendime geldiğimdeyse kayalıklara doğru düştüğümüzü gördüm. Sonra birden bir şey karnımın sağ tarafını parçaladı. Sonra kafamdan beyaz, kanlı kemik ve beyin parçaları fırladı...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.