Medeniyetler Destanı Kadim Antakya
Nice medeniyete ev sahipliği yapmış
Her bir inanç sahibi aynı İlaha tapmış
St. Pierre’de tarih yankılanır taşlarda
Bin yıllık bir tebessüm birikir bakışlarda
Amanos Dağları’nda duman çöker engine
Antakya’m sahip çıkar her bir eşsiz rengine
Saray Caddesi boyu yürür geçmişin izi
Zengin mozaikleri büyüler hepimizi
Mozaik Müzesi’nde Okeanus göz kırpar
Tarihin bu görkemi tüm yürekleri çarpar
Roma’nın ihtişamı toprakta saklı kalır
Bu kadim hatırayı her gelen akla alır
Asi boyu gezerken durulur sular derin
Zeytin dalı altında eser rüzgârlar serin
Verimli bahçeleri zeytinle süslü durur
Hasat vakti gelince kalbe huzuru vurur
Efsane üzümleri salkımı şeker baldır
O tadı bilenleri tut oynamaya kaldır
Güneyden kuzeye bak bir isyan şarkısıdır
Asi nehri bu şehrin efsane yankısıdır
Tersine akarken o süzülür bir naz ile
Şehri sarmalar daim bitmeyen bir haz ile
Uzun Çarşı içinde baharat kokusu var
Her esnafın dilinde bir sevgi dokusu var
Arasa Çarşısı’nda ipekler dile gelir
Sanatı aşkla yapan bu eli herkes bilir
İpeğin ince yolu sarılır kozalara
Renklerin her bir tonu dökülür lahzalara
İpekçi dükkânında mekik dokur insanlar
Birbirine karışır orada tüm lisanlar
Göz nuru dökülerek şekil alır her metal
Antakya’da yaşanır her an gerçek bir masal
Bakırcı vurur örse, şehirde yankılanır
Köpüklü ev ayranı, aşk ile çalkalanır
Abba’dan fistan giyer o şanlı hatıralar
Gönülde sönmez asla o canlı hatıralar
Defne kokulu sabun elde bırakır izi
Tarihin kokusuyla sarmalar hepimizi
Yüksek tepeliklerde süpürge otu biter
Emeğin en kutsalı sanki bir ömre yeter
Hasır ören ellerde sabır hep önde durur
Geleneksel motifler kalbe huzuru vurur
Affan’da bir mola ver, süvari bir bardakta
Gül şerbeti kokuyor incecik bir yaprakta
Kâğıt kebabı gelsin yanına şalgamı koy
Aç kalsan da bu zevke ruhunla birlikte doy
Sembusekler pişerken fırınlar şevkle dolar
Bu eşsiz rayihayla tüm yorgunluklar solar
Kaytaz böreğinin bak buharı üstten tüter
Antakya’da dostluklar bin derdi hemen iter
Oruk dolsun tabağa, zahterin tadı gelsin
Mutfaktaki bereket sofraya neşe sersin
Sürk peyniri kurusun, kekik koksun her yanı
Bu lezzetle şenlenir insanın tatlı canı
Murt kokusu yayılır dağların yamacından
Bir damla yaş dökülür gurbetin acısından
Çakşır toplayan kızın sesi yankır dağlarda
Bin çeşit lezzet saklı o tarihi bağlarda
Kış gelince mutfakta kabaklar tatlı olur
Cevizle süslenerek lezzeti katlı olur
Meydanın ortasında kokar enfes künefe
Kadayıf tel tel olur layıktır her şerefe
Peyniri sünmelidir uzasın boydan boya
Görenler hayran kalsın bu tadı doya doya
Künefe köz üstünde, zamanı şevkle geçir
Dosta bir kahve söyle, kırk yıllık hatır içir
İkindi vakti gelir demlenir koyu çaylar
Gülüşle geçer gider haftalar ve de aylar
Eski dar sokaklarda evlerin gölgesi var
Bu masalsı beldede dostluğun ilkesi var
Hayatlı evler sessiz saklar tüm sırlarını
Geleceğe taşırlar dünün hatırlarını
Birlikte saf tutarlar aynı dili duyanlar
Habib-i Neccar’da bak birleşir bütün canlar
Çan, ezan, hazzan sesi karışır civarlara
İnsanlık dersi verir kapalı duvarlara
Kardeşliğin diyarı burada bir huzur var
Bu toprağın bağrında bitmeyen bir gurur var
Reyhan dalları süsler pencerenin önünü
Hatırlar Antakyalı elbet şanlı dününü
Kapısı çalınmasa eşiği mahzun kalır
Her gelen misafirden bir hayır dua alır
Kömbe kokusu sarar bayramda her yanını
Antakyalı paylaşır istesen öz canını
Gurbete gidenlerin kalbi burada atar
Her gece rüyasında Asi boyunda yatar
Toprağı mis kokulu havası şifa verir
Bu sevda karşısında her türlü buzlar erir
Bin bir renkli bir ebru bu şehrin her köşesi
Bitmez ki Antakya’nın o bitimsiz neşesi
Dr. Osman Akçay (Seğmenoğlu)
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.