Ben de İstanbul Gibi Düştüm Aşka
Buraya gelirken uzun yollardan dar köprülerden ve karanlık dehlizlerden geçtim ve yalnızdım aslında koruyucumun görünmezliği yalnız olduğum anlamına gelse de insanların nezdinde ne ödün verdim yalnızlıktan ve kendimden ne de veryansın ettim.
Bir şiiri biledim.
Şiir beni biledi.
Bilemedim şiir kimdi ya da neyin nesi.
Şiir ise biliyordu beni hem de ta ezelden.
Şiir bildi şiir biledi ve harala gürele yaşamaya başladık.
Nazlıydı şiir benim gibi.
Ama benim nazımı çeken…
Biri ya da birileri var mıydı ve de çile çeken?
Şiirin nazını ben çekiyordum çok ağırdı bazense çok hafif.
Usulca naz ederken en başta usulen saydım şiiri:
Sonra nakavt etmeye yeltenince sövdüm şiire
Çekiştirdim iki yakasından:
Ne çok çelişki.
Ne az ilham.
İki yaka bir araya gelmeyi bilmedi aynı İstanbul gibi:
Bir yanım Anadolu bir yanım Avrupa…
Çilekeş İstanbul ve trafik mağduru sevgili İstanbullu:
Bir insan kendine sevgili… diye hitap eder mi?
İyi de ben hem İstanbullu hem de İstanbul’un sevgilisi olamaz mıyım?
İstanbul kadar âşık bir şehre ağıtlar dizip şiirler yazamaz mıyım?
İstanbul çemkirdi:
Düş yakamdan.
Şiir yaka paça düştü yola:
Öldüm İstanbul’un kahırlı aşkından…
Şairin zaten iki yakası gelmez bir araya nasıl da derbeder:
Eh, ne yapsın?
Öğretmen kızı?
Sıkıysa maaşını idare etme.
Ve işte ben de İstanbul gibi düştüm aşka…
Devamı gelecektir elbette:
O da bir sonraki şiirde…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.