Hain Padişah Vahdettin Benim Kadar Bile Hain Değilmiş
HAİN PADİŞAH VAHDETTİN BENİM KADAR BİLE HAİN DEĞİLMİŞ.
*********
Bugün Sevr’den başlayalım yine ve Padişah Vahdettin Sevr’i imzalamış olsun.
Ülkemizde Sevr’e dayanılarak yapılan bir işgal oldu mu? Yani Sevr Antlaşması bize bir toprak kaybı yaşattı mı? Hayır.
Bu antlaşmanın 62, 63 ve 64. Maddelerine göre bir Kürt devleti kuruluyordu. Kuruldu mu? Hayır.
Bu antlaşmanın 88, 89, 90, 91, 92 ve 93. Maddeleri uyarınca bir Ermeni Devleti kuruluyordu; kurulabildi mi? Hayır.
Anadolu’muzun da %80’ini elimizden almayı planladıkları Sevr Antlaşmasıyla Anadolu’muzda kaybettiğimiz toprak var mı? Yok ( Var diyen buyursun yazsın. )
Peki neden yok?
Sevr ile Anadolu’muzda bir karış bile toprak kaybetmedik çünkü SULTAN VAHDETTİN’İN SON KEZ 12 OCAK 1920’DE AÇTIĞI parlamentodan bizzat Mustafa Kemal tarafından hazırlanmış olan MİSAK-I MİLLİ Kararları çıktı. Yani yaklaşık olarak bugünkü sınırlarımız belirlendi…
Bugün bazı kaz kafalılar o günlerin İstanbul ile Ankara’sını birbirine düşman iki ayrı millet, iki ayrı devlet zannetseler de Padişah Vahdettin tarafından açılan Türk parlamentosundan tek bir ses çıktı 28 Ocak 1920’de ve o ses hep birlikte ‘’ Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünmez. ‘’ kararının arkasında olduklarını haykırdı tüm dünyaya
Sonra parlamento basıldı İngilizler tarafından. Bir daha açılmamak üzere. ( 16 Mart 1920 )
Sonra Ankara’da TBMM açıldı 23 Nisan 1920’de
TBMM’nin açıldığı gün San Remo’ya çağrıldı olmayan Osmanlı parlamentosunun olmayan temsilcileri, Sevr öncesi şartları görüşmek için.
‘’ Bu antlaşma bağımsızlığımıza aykırı . ‘’dedi devlet ileri gelenleri.
Adamlar sıkıştırdılar. ‘’Size 27 Temmuz 1920’ye kadar müsaade. Ya bu antlaşmayı imzalarsınız ya tamamen alırız ülkenizi elinden’’’ dediler. Yani bir yerde bize ‘’ Bu antlaşmayı imzalayın aksi takdirde size saksı toprağı kadar bile toprak bırakmayız. ‘’ diyorlardı .
Estek dedik, köstek dedik 10 Ağustos 1920’ye kadar ancak oyaladık. O tarihte de üç bahtı karaya ‘’Git imzala ‘’ dedik, gittiler imzaladılar.
Sonra?
-Sonra 6 Ocak 1921’de Yunan gavuruna karşı I. İnönü Zaferini kazandık.
-Hayır I. İnönü diye bir zafer söz konusu olmadı.
-Olur mu lan. Bal gibi de savaştık, Yunan gavurunu yendik.
-Nah yendik. Yunanlıların Anadolu’da keşif için gönderdiği üç beş palikaryayı gebertmek zafer midir ooolum?
-Düzenli bir ordumuz yokken nasıl zafer kazandık peki?
-Sevr’in imzalanmasına kadar İtilaf Devletlerini neden oyaladı padişah? Düzenli ordu kurulana kadar Mustafa Kemal Paşa’ya zaman kazandırmak için değil mi?
**********
Velhasılıkelam bugün hâlâ tartışır dururuz. Ama ben o topa girmeyeceğim. Benim bildiğim şu: Çocukluğumda tanıdığım pek çok İstiklal Savaşı Gazisi ‘’ Yonan’ı İnönü’de şöyle yendik, Afyon’da böyle yendik ‘ diye anlatıp dururlardı.
Sonra?
Sonra İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’ne ‘’ Gel şu barışı bir daha gözden geçirelim. ‘’ Dedi. 19 Şubat 1921’de.
Sevr diye bir barış imzalamış olsaydık ve bu barış yürürlükte olsaydı sorardık ‘’ Hangi barışı görüşeceğiz? 10 Ağustos 1920 de bir barış imzalamadık mı? Hangi barış bu? ‘’ Sormadık böyle bir soru. Çünkü Sevr diye bir şey yoktu. Yok hükmünde bir kağıt parçasıydı. Tıpkı günümüz kağıt toplayıcılarının çöplerden topladığı kağıtlar gibi… Ama yine de merak etmiştik. Bu sefer ne isteyeceklerdi acep.
İngiltere ‘’ Yanına Ankara temsilcilerini de alabilirsin. ‘’ dedi.
Son sadrazam Tevfik Paşa Mustafa Kemal Paşa’ya sordu ‘’ Siz de gelmek ister misiniz ‘’ Diye.
Hain Padişah(!) Vahdettin ‘’ Ooolum sen kendin gitsene. Ne diye başımın belası Mustafa Kemal’i ardına takıyorsun?’’ Demedi. [Oysa ben hain bir padişah olsam derdim.]
Mustafa Kemal ‘’ Doğrudan çağrılmazsam gelmem ‘’Diye cevap verdi Tevfik Paşa’ya.
Hain Padişah (!) Vahdettin ‘’ Vaaay bir de trip yapıyor ha? Sakın onu ya da adamlarını Londra’ya götürme ‘’ demedi Tevfik Paşaya.
[ Vallahi ben hain bir padişah olsaydım geçerdim Tevfik Paşanın karşısına ‘’ Aldın mı cevabını şimdi Allah’ın andavallısı? Bak adam bir de trip yapıyor.’’ Der, Tevfik Paşa ile dalgamı geçerdim kesinlikle ]
Tevfik Paşa İngiltere’ye ‘’ Vallahi direkt kendilerini çağırmazsanız gelmiyor. ‘’ Diye iletti.
İngiltere, ‘’ Tamam madem gelsin ama sorumluluk size ait ‘’ Dedi.
Derken Efendim Mustafa Kemal Paşa, Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet hazırladı, Tevfik Paşa da kendi başkanlığında bir heyet hazırladı ve 23 Şubat 1920 ‘de Londra Konferansı başladı.
Tevfik Paşa aynı gün kendi konuşmasından sonra kürsüde ‘’ Ben şimdi sözü Türk Milletinin gerçek temsilcisi Büyük Millet Meclisi temsilcisine bırakıyorum. ‘’ Dedi.
Londra konferansından bir sonuç çıkmadı. Nitekim konferansın son gününde ( 27 Mart 1921 ) Yunanlılar saldırıya geçtiler.
Tevfik Paşa İstanbul’a dönünce hain padişah(!) Vahdettin ‘’ Ulan sen ne yapıyorsun? Bu milletin sultanı da halifesi de, temsilcisi de benim. Mustafa Kemalin kurduğu meclis de nereden çıktı? Azlettim lan seni. ’’ demedi.
[ Ben hain bir padişah olsam aynen öyle yapardım. Hatta bir de öfkeyle bağırırdım Tevfik Paşaya : Azlettim lan seni. Defol gözüm görmesin. ‘’ ]
{Saltanat 1 Kasım 1922 de kaldırıldığında Tevfik Paşa hâlâ sadrazamdı. O, 4 Kasım 1922’de istifa etti.}
Unutmadan… Lozan’dan önce de fesi atıp Smokin, silindir şapka ve melon şapka giymeye başlamıştık.
Fotoğraftakilerden sağdaki Son Osmanlı Sadrazamı Tevfik Paşa, soldaki ise Ankara temsilcisi Bekir Sami Bey’dir.
****
-İyi de hocam. Bu adam neden düşmanımız olan İngiltere’ye sığındı? Bu hainlik değil de nedir?
Gelecek bölümlerde onu da yazalım geniş geniş. .
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.