Helva
Kırk santim çapında, bir süngüç boyunda, parlak kapaklı teneke.
İçinde mi..!
Un, şeker, yağ karışımı, bal tadında helva olması,
Tek kötü yanı da burada satılıyor olmamasıdır...
Güz gelmiştir, fıstıklar seçilmiş, üzümler kurutulmuş bizim deli katıra yüklenmiştir.
Yol uzundur, ne olur, ne olmaz diye Nebi’de yoldaş edilmiştir. Cebinde parmak kadar bir çakı, elinde de gürgenden sadece değneği vardır...
İki torba fıstık, bir torba üzüm satılacak, biraz zeytin, kaçağından çay, vita yağ, tılarlık bez, şu bu derken en önemlisi helva alınacaktır.
Vakit ikindi, dikkatini çeker..!
Maraba çüt sürer, inceler inceler Nebi’ye göz eder, vay be(!) der ve gider...
Antep’e varılmıştır.
Baharat kokan sokaklarda, teneke sesinden türkü, şerbetçi bir taraftan, çorbacı diğer taraftan ağıt yakar...
Boylar kısa, göbekler iri,sokaklar dar, boz duvarlar işlemelidir.
Sökün gibi, bu kadar adam nereden toplanmıştır...
Ertesi günün akşam vakti köye dönülmüştür.
Mılla’nın evinde sohbete toplanılmıştır.
Kıl yastıklara beller yaslanmış, bacağın biri dizden kırılmış, şapkanın önü hafiften yukarı kalkmış, herkesin gözü BATTAL’a odaklanmıştır...
Battalın gözleri çakır, yalanı bol, dili de tatlıdır...
Ahali;
-Battal anlat, yediğin içtiğin sende kalsın, gördüğünü anlat..? der...
Battal cevap verir..;
- Şimdi size bir şey diyeceğim ama Aha Battal yine üfürdü dersiniz diye anlatmıyorum, der...
Ahali;
- Etme Battal, tutma Battal, vallaha bişey demek, tek anlat Battal deyince,
Battal duraksar, hafif bir yutkunur, Nebi’yi de şahit göstererek başlar;
- Alıçlar yumruk kadar olmuş, Meşeler çok boylanmış, içi de bal ile dolmuş, ye ye bitiremedik, der...Keklikler katırın üstünden hiç kalkmadı, bir sürü geyik gördük der.. Sıklıktan geçerken ayılar bize saldırdı, ikisini ben, birini de Nebi vurdu, postu da eyi paha etti, der... Birden ciddileşir. Bir de biz giderken, Karabıyığın orda BEYGİR ile çüt sürüyorlardı...der..!
Köylü bir birine bakar, sertçe gülüşür, dalga geçer gibi,
- Battal..! Sen çok yaşa der...Beygir ile çüt mü sürülür... Bir de Nebi’yi şahit tutar der...
Kahkahalar karşı yamaca yankı yapar..!
Muhabbetten muhabbete atlanır, gaz lamba sönmek üzereyken herkes evine dağılır...
Sabah olmuştur...
Sofra serilmiştir...
Bazlamalar sacın üstünde, tabakta zeytinler, her zamanki katıklar ve en muhteşemi helva vardır...
Sıcak bazlamaya dürülür ve yenir.
Ne muhteşem bir tatdır..!
Aradan yirmi yıl geçmiştir, beygir yeni çüte koşulmuştur...
Bunu ne Battal ne de Nebi görmüştür...
O zamandan bu zamana,
Tek değişen şey,helvanın burada da satılıyor olmasıdır...
Köye elektrik gelmiş, hiç bir şeyin tadı da, muhabbeti de kalmamıştır...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.