Ekim Yağdı Saçlarıma Sevgilim
Ekim yağdı saçlarıma, sevgilim…
Dışarıda parlamayı bekleyen milyarlarca yıldız gözlerimde hapis. Nutku tutulmuş duvarların sessizliği sandalyemde bağdaş kurmuş; pencerem, düşlerin buğusuyla örtülü.
Dışarıda binlerce kelebek ve arı, gün ışığına son kez dokunup vedalaşıyor. Odamdaysa birkaç kara sinek, geçmişin kahkahalarına gizlenmiş hasreti fısıldıyor kulaklarıma. Bilirsin, gurbetliğin akşamları erkenden siner insanın içine. Soğuktan kaçıp battaniyenin sıcaklığına sığındıkça kokun ilişiyor genzime. Meğer insan bir kokunun içinde kaybolabilir, bir hatıranın nefesiyle sersemleyebilirmiş.
Adını her anışımda yıldızlar yerinden sökülüyor, gecenin göğsüne bir karanlık daha çöküyor. Ağaçların ruhu çekiliyor dallarından; yapraklar bir gecede sararıp dökülüyor. Zaman, sanki senin yokluğuna yetişmek istercesine acele ediyor. Oysa yağmur yağıyor, sevgilim… Gökyüzü bütün kederini toprağa döküyor. Söyle, neden yeşermiyor çiçekler?
Belki de bazı baharlar yağmurla gelmiyordur. Belki bazı çiçekler, köklerine kadar işleyen bir yokluğun içinde açmayı unutuyordur. Belki de insan, en çok yeşermeyi beklediği yerde kuruyordur.
Hayır, özlemedim sevgilim seni.
Yalnızca içimden gülüşlerin geçti… Bir anlığına, sanki hiç gitmemişsin gibi. Sanki akşam olmamış, Ekim saçlarına yağmamış, yollar aramıza dağlar koymamış gibi…
Hepsi bu.
İnan bana, seni özlemedim. Yalnızca yokluğun, içimde adını bilmediğim bir yerden dokundu bana. Ben de sustum. Çünkü bazı özlemler dile gelince eksilmez; insanın içinde biraz daha büyür…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu