Hazreti Kuteybe Bin Müslim Arapların Yaptığı Türk Soykırımı Talkan Ve C
HAZRETİ KUTEYBE BİN MÜSLİM- ARAPLARIN YAPTIĞI TÜRK SOYKIRIMI(!) TALKAN VE CÜRCAN KATLİAMLARI 2. BÖLÜM.
Efendim, Kuteybe bin Müslim’in 705 yılı başlarında Horasan Valiliğine atanmasıyla durmuş olan fetihler yeniden başladı. Bizdeki okumadan alim olan ulema sınıfına göre Kuteybe bin Müslim Türklere karşı iki savaş yaptı: Talkan ve Cürcan Savaşları… Bu iki savaşta da toplamda 100.000 den fazla Türk öldürdü, Türk kadın ve kızlarını esir olarak, cariye olarak, savaş ganimeti olarak büyük hakaretlere maruz bıraktı.
Oysa işin aslı bu değil. Kuteybe’nin Cürcan Savaşı diye bir savaşı yok. Talkan ise tek savaşı değil. Talkan’a gelinceye kadar da Talkan’dan sonra da pek çok savaşları var.
Kronolojik sırayla gidecek olursak:
1. Aşağı Toharistan( Kuzey Afganistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın bir kısmını içine alan topraklar ) ve Belh Seferi (705)
Göreve gelir gelmez ilk olarak Ceyhun Nehri'nin güneyindeki güvenliği sağlamaya odaklandı. Bölgedeki Türk hükümdarlarının isyanlarını bastırarak Belh şehrini ve Aşağı Toharistan'ı kontrol altına aldı.
2. Beykend (Baykand) Fethi (706)
Ceyhun Nehri'ni geçerek Mâverâünnehir bölgesine girdi. Ticaret yolları üzerinde bulunan, ipek ticaretiyle zenginleşmiş Beykend şehrini şiddetli çatışmaların ardından fethetti.
3. Keş ve Nesef Seferleri (707 - 708)
Buhara'ya giden yolları güvence altına almak amacıyla Soğdiyane bölgesindeki(Orta Asya'da, günümüzde Özbekistan ve Tacikistan ve kısmen Kırgızistan sınırları içinde kalan tarihi bir bölge) Keş ve Nesef şehirleri üzerine yürüyerek bu bölgeleri itaat altına aldı.
4. Buhara'nın Fethi (709)
Buhara üzerine birkaç kez sefer düzenlemesine rağmen yerel Türk ve Soğd direnişleri yüzünden ilk yıllarda kesin sonuç alamadı. Ancak 709 yılında şehri çok ağır bir kuşatma altında tutarak Buhara'yı tamamen fethetti ve Emevî topraklarına kattı.
5. Talkan ve Sicistan Seferi- 710 { (Sicistan (Sistan), günümüzde İran'ın güneydoğusu (Sistan ve Belucistan Eyaleti) ile Afganistan'ın güneybatısını (Nimruz Bölgesi) kapsayan tarihi ve coğrafi bir bölge)}
Buhara'nın düşüşünün ardından Toharistan'daki Türk hükümdarı Nîzek Tarhan'ın başlattığı büyük isyanı bastırdı. Nizek Tarhan’ın kafasını kestirip Haccac’a gönderdi pek çok esir ve cariyeyle birlikte.
Bu süreçte Talkan, Faryab ve Merverruz gibi şehirleri yeniden ele geçirdi (Tarihe Talkan Katliamı olarak geçen sert tedbirler bu dönemde yaşandı). Hemen ardından Sicistan bölgesindeki Türk hükümdarı Rutbil'i vergiye bağlayarak bölgede hâkimiyet kurdu.
6. Harezm ve Semerkant'ın Fethi (712)
Harezmşah melikinin kendi kardeşine karşı Kuteybe'den yardım istemesi üzerine bölgeye girdi ve Harezm'i barış yoluyla Emevî topraklarına bağladı.
Harezm'in ardından hızla Soğd bölgesinin en önemli, zengin ve korunaklı merkezi olan Semerkant üzerine yürüdü. Şehri kuşatarak teslim aldı, buradaki tapınakları yıktırdı ve şehre bir garnizon yerleştirdi.
7. Şaş (Taşkent) ve Fergana Seferleri (713 - 714)
Kuzeydoğuya doğru ilerleyişini sürdüren Kuteybe, Seyhun Nehri'ni geçerek Şaş (Taşkent) şehrini ele geçirdi. Ertesi yıl Fergana Vadisi'ne girerek buradaki Türk direnişini kırdı ve vadiyi işgal etti.
8. Kaşgar Seferi (715)
Fetih alanını Doğu Türkistan sınırına kadar kaydıran Kuteybe, Kaşgar'a kadar ilerledi. Emevî sınırlarını Çin sınırına kadar dayandırmışken, Halife Velid'in ölümü ve yerine geçen Süleyman bin Abdülmelik ile yaşadığı siyasi anlaşmazlık sonucu Fergana'da kendi askerleri tarafından öldürüldü ve fetih hareketi son buldu.
Görüldüğü gibi Kuteybe bin Müslim, Horasan Valisi olduğu 705 Yılından öldürüldüğü 715 yılına kadar 10 sene içinde sekiz sefer yapmış ve pek çok şehirleri ele geçirmiştir. Talkan ise ele geçirdiği şehirlerden sadece biridir.
O halde neden mesela Beykent ya da Buhara ya da Semerkant Katliamı değil de Talkan Katliamı?
Talkan katliamı, çünkü Kuteybe bin Müslim bunca seferi içinde en büyük direnişi 710 Yılında Talkan’da gördü. O sebeple bu şehir ve çevresinde yaşayanlara kesin bir göz dağı vermesi gerekiyordu. Bunu da ancak hocası Haccac’ın metodlarıyla verebilirdi yani acımasızca katliam yaparak.
Talkan, madem ki kendisine şiddetle direnmişti o halde alacakları ceza da şiddetli olmalıydı ve oldu da…
Sonra?
Sonra biraz da Taberi, bire bin katarak yazınca ortaya acımadan katledilen 40.000 Türk hikayesi çıktı. 60.000 de daha sonraki asırlarda, özellikle 21. Yüzyıl başlarında Türkiye’deki anlatıcılar ekledi ve böylece Kuteybe ( bu ismi de bilmezler pek ) ya da Emeviler- Araplar büyük bir soykırım yapmış oldular Türklere karşı.
Bizde bir de ne vardır tarih yazarken ve öğrenirken? İşine geleni al, işine gelmeyeni çöpe at, bakma bile…
Kuteybe bin Müslim’in katliamları bire bin katılarak anlatılır ama ele geçirdiği topraklarda bir çok cami yaptırmış olmasının hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. O kısımla ilgilenmezler. ( Ufak tefek mescitler haricinde Baykent Cuma Camii, Buhara Mah-i Ruz Camii, Semerkant Ulu Cami onun yaptırdığı eserlerdir )
Kuteybe bin Müslim’in insanları Cuma namazına teşvik için inşa ettiği camilerin kapısında insanlara bol bol para dağıttığı da umurlarında değildir.
Kuteybe bin Müslim’in bu kadar nefret ettiği (!) Türklerin dilini öğrenmek için neden o kadar uğraştığı, öğrendiği bu dili daha sonra şakır şakır konuştuğu hakkında hiç bir fikirleri yoktur.
Ama asıl pas geçtikleri husus daha da önemlidir:
715 Yılında Kuteybe’nin hamisi olan Hükümdar I. Velid öldü. Yerine geçen Süleyman bin Abdülmelik ile de arası zaten açık olduğundan, emrindeki askerin sadakatine güvenerek yeni halifeye isyan etti. Ancak bu isyanı sırasında askerleri Kuteybe’nin değil, halifenin yanında yer aldı.
Şimdi gelelim olayın en can alıcı kısmına…
Yukarıda Kuteybe bin Müslim’in Semerkant’ı ele geçirişinden bahsetmiştim. Bu hadisede Kuteybe’ye şiddetle direnen kimdi? Semerkant’ın Oğuz Beylerinden Guzek…
Guzek Han ve Semerkant Türkleri için 715’de çok güzel bir fırsat doğmuştu. Semerkant’ı işgal edip yağmalayan Kuteybe şimdi oldukça zor durumdaydı. Askerleri bile ondan yüz çevirmişken bir tekme de Guzek Han vurup Türklerin intikamını alabilirdi.
Evet, normalde böyle olması lazımdı eğer Kuteybe gerçekten de bir Türk katili idiyse.
Ama böyle olmadı.
Gelin dönemin bir başka tarihçisi Belazurî’yi dinleyelim ne olduğu konusunu.
Belazurî diyor ki: ‘’ Semerkant’ın Türk asılzadeleri ve onların başındaki Beyleri Guzek, bu sıkıntılı günlerinde, kendi askerlerinin bile yüz çevirdiği anda Kuteybe bin Müslim’in yanında yer aldılar. Her birisi kılıçlarına sarıldılar ve aslanlar gibi çarpışarak şehit oldular.’’
Yahu bu Kuteybe Türk katili değil miydi? Bizim Türkler ne diye bu katilin yanında yer alıp onun için savaşmış ve ölmüşler ki? ( Hatta şehit olmuşlar. )
Ömer Hayyam’ın dediği gibi celladımıza mı aşığız yoksa Aziz Nesin’in dediği Aptal bir millet miyiz?
Yahu o bu değil de bu tarihi yazarken neden işimize geleni yazıp işimize gelmeyeni yazmıyoruz? Mesela Kuteybe bin Müslim’in yaptığı Türk katliamlarının (!) temsili resimleri, yapay zeka resimleri yapılıyor da neden bugün Özbekistan’ın Fergana Vadisi’nde, Andican vilayetine bağlı Celakuduk (Jalakuduk) ilçesinin Kılıçmezar Mahallesi’nde bulunan türbesinin Özbek Türkleri tarafından en çok ziyaret edilen yerler arasında olduğunun fotoğrafları yayınlanmıyor?
Neden bugün özellikle Özbekistan’daki Türk kardeşlerimizin Kuteybe bin Müslim’den ‘’ Hazreti Kuteybe bin Müslim ‘’Diye bahsettiklerini kimse dile getirmiyor?
Haydi diyelim Aziz Nesin’in dediği kadar salak bir milletiz; yahu tamam da katilimize bunca sevgi hisleriyle bağlı olacak kadar salak olamayız herhalde değil mi?
Neyse… Bir de Cürcan Katliamı vardı değil mi? Onu da anlatalım.
Haa Sulu Kağan da vardı. Onu da anlatalım…
Gelecek bölümlerde.
***********
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu