İnsandan Geriye Kalan
İnsan, karşısındakinin hikâyesini bilmeden de onda bir şeyleri fark edebilir. Bazen bir bakışta, bazen söylenmeyen bir sözde, bazen de yüzün alışık olmadığı bir ifadede…
Fark etmek, her zaman sormayı gerektirmez. Her sessizliğin ardındaki nedeni öğrenmek, her hüznün kaynağına ulaşmak zorunda değildir insan. Çünkü anlamaya çalışmakla sınırları aşmak arasında ince bir çizgi vardır. Başkasının yaşadıklarını bilmemek, ona karşı duyarsız kalmayı gerektirmediği gibi, hissettiklerinden emin olmak da bildiğimiz anlamına gelmez.
Belki de insan ilişkilerinin en az konuşulan tarafı budur: Birine yaklaşırken onun hayatını açıklamaya çalışmadan da yer açabilmek…
Bazen küçük bir davranış, alışkanlıkların dışına çıkmak için yeterlidir. Bir selam, karşılıksız kalmasına rağmen yinelenen bir nezaket, bir gülümseme… Başlangıçta karşılık bulmayan bir davranış, zamanla olağanlaşabilir. İnsan, kendisine yöneltilen bir inceliğe önce yabancı kalabilir; sonra onu yadırgamamayı, belki de başkasına göstermeyi öğrenebilir.
Bunun ne zaman gerçekleşeceğini, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kim bilebilir?
İyiliğin ölçüsü, karşılığında ne elde edildiğiyle belirlenirse insan ilişkileri görünmez bir alışverişe dönüşür. Verilenin hatırlanması, karşılığının beklenmesi, yapılanın bir borç gibi taşınması… Oysa her davranışın bir karşılığı olmak zorunda değildir. Bazı şeyler, yalnızca yapıldığı yerde anlam kazanır.
Bir başkasının yüzünde beliren gülümsemenin kime ait olduğunu düşünmek de bu yüzden gereksizdir. Onu başlatan bir karşılaşma olabilir; sürmesini sağlayan ise bambaşka nedenler. Hiç kimse başka bir insanın değişimini bütünüyle kendisine mal edemez. İnsan, birbirine dokunur; fakat birbirinin hayatını tek başına biçimlendiremez.
Belki de asıl mesele, bir davranışın kimden geldiğinden çok, zamanla kimin hayatına karıştığıdır.
Bir gün yollar ayrılır. Alışkanlıklar, mekânlar, karşılaşmalar geride kalır. Bir zamanlar her gün görülen yüzler, hayatın başka bir yerinde kalır. Sonrasında ne olduğunu öğrenemediğimiz insanlar vardır. Değiştiler mi, aynı kaldılar mı, bir zamanlar sıradan görünen bir karşılaşmayı hatırlıyorlar mı… Bilinmez.
Her bilinmeyeni öğrenmek zorunda da değiliz.
Çünkü insanın bıraktığı iz, kendisinin tanıklığına bağlı olmayabilir. Bir davranış, onu başlatan kişi orada değilken de sürdürülebilir. Bir söz, söylendiği anın dışına taşabilir. Bir gülümseme, artık hatırlanmayan bir karşılaşmadan bağımsız olarak yaşayabilir.
Bunların hiçbirini kesin olarak bilemeyiz. Yalnızca insanın başka bir insanda bir ihtimale yer açabileceğini düşünebiliriz.
Belki de insan, geride ne bıraktığını bilmeden de bir şey bırakır.
Ve bazı karşılaşmaların anlamı, yeniden karşılaşmakla değil, bir gün artık karşılaşılmayacağını bilmeden yaşanmış olmasıyla tamamlanır.
Hamiye GÜL
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu