Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Salman Rüşdi

Salman Rüşdi

SALMAN RÜŞDİ VE ŞEYTAN AYETLERİ TARTIŞMASI

Değerli dinleyiciler. Uzun zamandır Salman Rüşdi’nin kaleme aldığı “Şeytan Ayetleri” kitabı hem toplumlar zihninde hem de dini çevreler tarafından “Din Düşmanı” olarak algılandı. Şahsen ben de böyle düşünüyordum. Ön yargılı olmamak adına bir dizi araştırma yaptım ve araştırmaları bir sayfaya sığdırmanın imkânsızlığı sebebiyle ChatGPT ile diyaloga girdim. Ben sordum o cevap verdi.

Benim merakım; Salman Rüşdi denilen Hintli adam, yazdığı kitaba neden “Şeytan Ayetleri” ismini verdi. Din ile ne alıp-veremediği vardı? Yoksa Salman Rüşdi, gerçekte bu ismi verirken o dönemin şartlarındaki aktörleri mi ve olayları mı kast ediyordu? Şahsen ben hangi ortamda olursa olsun, hangi dönemde olursa olsun halen aklında olumsuz yönüyle bir Salman Rüşdi bulunmaktadır. Ancak bu araştırmayı, düşüncemin doğruluğunu ya da yanlışlığını ispat etmek için yapmadım. Tamamen yorumsuz ve tarafsız bir tavırla Salman Rüşdi gerçeğini; savunanlarıyla ve eleştiri yapanlarıyla birlikte ortaya koymaya gayret ettim. Bu çalışmayı sesli makale olarak paylaşmak istedim. Şimdi Salman Rüşdi’yi tanıyalım

Edebiyat, dinî eleştiri, tarih ve ifade özgürlüğü arasında bir hesaplaşma:

1. Salman Rüşdi kimdir?

Salman Rüşdi, bin dokuz yüz kırk bir yılına Bombay'da doğan, İngiltere'de eğitim gören Hint kökenli bir yazardır. Müslüman bir ailede yetişmiş, ancak kendisini geleneksel anlamda dindar biri olarak görmemiştir. Cambridge Üniversitesinde tarih eğitimi almış; özellikle dinlerin doğuşu, kültürel kimlik, göçmenlik ve sömürgecilik konularına ilgi duymuştur. Bin dokuz yüz seksen bir yılında “Geceyarısı Çocukları” romanıyla uluslararası ün kazanmıştır.

2. Şeytan Ayetleri'ni neden yazdı?

Bin dokuz yüz seksen sekiz yılında yayımlanan Şeytan Ayetleri, yalnızca İslam'ı konu alan bir kitap değildir. Göçmenlerin kimlik arayışını, Doğu-Batı çatışmasını, inancı, kuşkuyu ve kültürel değişimi fantastik anlatımla ele alır. Rüşdi, kendi açıklamalarında romanın vahiy olgusunu inanç dışı, sorgulayıcı bir bakışla irdelemeyi amaçladığını söylemiştir. Bununla birlikte romanda Hz. Muhammed'i çağrıştıran bir karakterin, vahiy anlatılarının ve peygamberin çevresindeki kişilerin edebî biçimde yeniden kurgulanması, birçok Müslüman tarafın-dan hakaret ve kutsal tarihin çarpıtılması olarak değerlendirilmiştir. 

3. İslam'la alıp veremediği neydi?

Rüşdi'nin meselesini yalnızca kişisel bir İslam düşmanlığına indirgemek, eldeki kanıtların ötesine geçer. Kendisi, dinî otoritenin sorgulanmasını ve sanatçının özgürce yazabilmesini savunmuştur. Ancak romandaki bazı bölümler, inananların gözünde sıradan bir din eleştiri-sinin ötesine geçmiştir: Hz. Muhammed'i çağrıştıran kişinin vahiyleri yazan bir kâtiple ilişkilendirilmesi ve kutsal anlatıların kurmaca içinde dönüştürülmesi, temel itirazların başında gelir. Dolayısıyla tartışma hem ifade özgürlüğü hem de kutsal değerlere saygı meselesidir.

4. Birileri tarafından kullanıldı mı?

Rüşdi'nin belirli bir devlet, istihbarat örgütü veya siyasi merkez tarafından bu kitabı yazması için görevlendirildiğini kanıtlayan güvenilir, kamuya açık bir delil ortaya konmuş değildir. Romanın Batı'daki bazı çevrelerce ifade özgürlüğünün sembolü hâline getirilmesi, kitabın önceden bir siyasi operasyon için yazıldığını kanıtlamaz. Bununla birlikte olay, İran ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimlerde siyasi bir simgeye dönüşmüştür. Yazarın niyetiyle eserinin sonradan siyasi amaçlarla kullanılmasını birbirinden ayırmak gerekir. 

5. Hangi dinî şahsiyetler karşı çıktı, kimler farklı düşündü?

Ayetullah Ruhullah Humeyni (İran): On dört Şubat bin dokuz yüz seksen dokuz yılında Rüşdi'nin ve kitabın yayımlanmasında bilinçli olarak rol alanların öldürülmesini isteyen fetvayı yayımladı. Bu karar, dinî tepkiyi uluslararası siyasi krize dönüştürdü. Mevlânâ Ebu'l Hasan Ali Nedvî (Hintli din âlimi): Humeyni'nin fetvasını açıkça destekleyen Sünni âlimler arasındaydı. Bu tutum, tartışmanın yalnızca Şii-Sünni ayrımından ibaret olmadığını gösterir.

Şabbir Ahtar (Müslüman filozof): Kitabı ağır biçimde eleştirdi; eseri İslam'a yönelik aşağılayıcı bir çalışma olarak değerlendirdi. Böylece ifade özgürlüğünü savunmakla eserin içeriğini onaylamak arasındaki ayrımın önemini ortaya koyan tartışmalardan birine katıldı. 

Mevlânâ Vahidüddin Han (Hintli İslam düşünürü): Humeyni'nin öldürme çağrısına karşı çıktı; böyle bir fetvayı hukuka ve İslam'ın ilkelerine aykırı buldu. Bu örnek, kitabı eleştirmekle yazarın öldürülmesini istemenin aynı şey olmadığını gösterir. Rüşdi'yi savunanların önemli bir bölümü ise romanın dinî görüşlerini benimsemekten ziyade, bir yazarın tehdit ve ölüm cezasıyla susturulmasına karşı çıktı. 

Halen yaşayan Salman Rüşdi, On iki Ağustos bin dokuz yüz yirmi iki yılında ABD’nin New York eyaletindeki Chautauqua Enstitüsü’nde sahneye çıktığı sırada bıçaklı saldırıya uğramıştır.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Salman Rüşdi

Salman Rüşdi

Halit Durucan Halit Durucan