Aslına Rücû
Sokakları yıpratan çocuksu mutluluk tıkırtısı kapıları çalıyor.
Gürültüler kalabalıktan kopup, sükuneti parçalıyor.
Bulutlar yarasından ağlıyor, susmak bilmeyen ısrarcılara
Ve ben hepsini bir yalnızlık ezgisine sığdırıp ıslık çaldım acılara
Sonra kendimi aşıp, kentimi izlemeye yönlendirildim.
Sokaktan geçen çengilerde susuverdi dilim,
Kıvılcım harlayan ruhlar, ateş söndürdü.
Pencereler kapandı, perdeler örtündü,
Ufacık evin içinde kocaman bir odada kendimle başbaşa.
Zihnimle, gönlüm arasında bitmeyen bir kargaşa
Bende doğup, beni hiçe sayan dert ki benden aşan.
Anlayamıyorum, zihnim mi yoksa gönlüm mü bu taşlaşan.
Aynı surette ama birbirine hiç benzemeyen iki ayrı adam.
Bir bedende yaşanırmış, ayrı kalıp aynı kalmadan.
Ve mekân küçülüyor gözümün alabildiğinden, kalabildiğince
Görürken, görmediklerimi görebiliyorum olabildiğince
Sesler yoğunlaşıyor, sessizlik derinleşince
Ve ruhum alevleniyor, bedenim serinleşince
Sanki yırtılıyor yaşamak orta yerinden
Ve bir el uzanıp tutuveriyor elimden
Gitmeye bir el uzanıyor, kalmaya bir el uzanıyor.
İnsan çelişkiler arasında yaşamaktan usanıyor.
Sonra riya, kârlı bir servet misali elleri ceplere bağlıyor.
Ve hevessizlik artıyor refah düzeyinde, insan kazansa da kaybetse de ağlıyor.
Dertten göbeği çatladı yaşamanın
İflas bayrağı tadını aldı yaşarmanın
Bu yağmur rahmetten ki temizleniyor duygular.
Toprak suyunu çekti, yerleşti makama insan, iyi uykular...
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu