Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

E1248 35


.

onu bulduklarında nüfusu yoktu

belki bir ismi dahi olmamıştı

on altı, on yedi yaşlarında esmer bir oğlandı.

onu ilk gören çocuklar haber vermişler.

çocuklar ki henüz dünyanın bütün kötülüklerini

bir oyunun kuralı sanacak kadar temizdiler.

sonra bağırışlar galeyanla uzanmış polise

bir sonbaharın sabahında bulmuşlar onu

dere kenarında iple boğulmuş vaziyette

boynunda geceden kalma bir düğüm,

bedeninde dünyanın çözmeye yanaşmadığı

karanlık bir bilmece vardı.

.

yüzü, sanki bir şey söyleyecekken

son anda vazgeçmiş bir çocuğun yüzüydü.

kirpiklerine biriktirdiği son karanlık

kimsenin parmaklarıyla silemeyeceği kadar derindi.

toprağa mayalanır gibi uzanmış 

dudaklarında kurumuş bir deniz vardı.

dili, kıyısına vurmuş bir balığın

son çırpınışını hatırlatıyordu.

hani birazda yüzünde gizli bir tebessüm...

.

sonra omuzunun üstünden çevirdiler bedenini

bir cesedin omzundan

bir insanın geçmişi de çevrile bilir mi?

alnındaki çamuru sildiler.

oysa orada çamurdan başka şeyler de vardı:

birikmiş yoksulluk,

yarım kalmış bayramlar,

ayağına küçük gelen ayakkabılar,

ve kim bilir kaç gecenin

yastığa dökülmeyen gözyaşları...

.

kekremsi bir tatla kapanmıştı gözleri

çamurları sıyırdılar parmaklarından

alnındaki kiri temizlediler,

ceplerini yokladılar,

sararmış bir kağıt mendil çıktı.

kim bilir kaç kez burnunun ucunda

annesinin yokluğunu silmişti.

birde akrebi sekizde durmuş ucuz bir saat…

.

sonra bir kuş kondu dala,

bir yaprak suya düştü,

bir başka yerde bir çocuk okula geç kaldı.

dünya bir an bile yavaşlamadı.

.

İki saat savcının gelmesi beklendi.

sonra daktilonun tuş sesleri ırmağın incecik deresine karıştı.

birden sessizlik koyulaştı.

kol ve bacaklarından tutarak soktular çuvala

alışık bir vaziyette çektiler fermuarı

artık ortada ölü falan yoktu.

şimdi yeni gelinin çeyiz bohçası gibi olmuştu...

.

götürdüler şehrin morguna

burada ölüler buz tutuyordu.

ayak baş parmağına tabela taktılar.

E/1248.3-5 yazdılar.

numaranın soğuk yüzeyinde

bir annenin parmak izleri yoktu.

Bir babanın soyadı yoktu.

Bir okul defterinin ilk sayfası,

bir doğum günü pastasının erimiş mumu,

bir çocuğun büyüyünce olmak istediği insan yoktu.

bu onun hiç olmayan nüfus kimliğiydi.

artık tuhaf bir adı vardı.

Belki soyadı bile içinde yazılıydı…

.

şimdi o derenin başına yeniden dönelim.

.

burada bir kuş kondu dala,

bir yaprak suya düştü,

bir başka yerde bir çocuk okula geç kaldı.

dünya bir an bile yavaşlamadı.

su hâlâ akıyor.

taşlar hâlâ ıslak.

kıyıda biriken yapraklar

çürümeyi bir tür hafızaya dönüştürüyor.

çünkü bazı çocuklar ölmez yalnızca;

insanlığın yaşayamadığı yerde

bir ömür boyu ölü kalırlar.

.

işte tam da bu yüzden,

bazı geceler, bazı kimsesiz zamanlarda,

derelerin o kör kenarlarında

E-1248/3-5 ve küçük bir saat yatıyor.

hâlâ aynı yerde,

sanki hâlâ o bilimezlikte

akrebi sekizde…

.

Vedat DÜNDAR

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

E1248 35

Vedatdündar8 Vedatdündar8