Sen bu akşamları bilmezsin
Kırmızı kırmızı öldürür insanı
Yol daha uzak dağ daha yüksek olur
Gözlerin 7.65 lik gibi patlar
İçinde bir şiir vurulur
Tüm arabalar sana korna çalar sanki
Yağmurlar yalnız seni ıslatır
İşte o zaman
Şehrin kasıklarında bir sancı gibisindir
Kaldırımlarda cesedini tanırsın

Sen bu akşamları bilmezsin
Şarkılar söker dişlerini
Yüreğinde bir meczup oynaşır
Hüznünü bayat bir ekmek gibi
Banarsın denize
Yoldan gelip geçene kendini sorarsın
Anlarsın ki muhacirsin artık bu şehirde
Kaybettiğin Kapılarını çalmaya utanır ellerin
Gözlerini bulabilirsen ağlarsın

Sen bu akşamları bilmezsin
Kirli ceketinden başka saklanacak yer kalmaz
Tedavülden kalkmış bir adamı arar telsizler
Anneni özlersin durup dururken
Çekilir fünyesi hayatın sokaklarda
Rotatifler sana hazırlar
en azgın manşeti son baskıda
“Bir adam köpeği ısırdı
Kent Bu gece karantinada”

Sen bu akşamları bilmezsin
Anneleri sofraya çağırınca bütün çocukları
Kanırtır baba yüreğini gölgeler
Herkesi döveceğini sanan delikanlı
Büyümüş ve herkesten sopa yemiştir artık
Nereye kaçsan ayrılıksın
Nereye baksan yok yüzün
Bir senin adın hüzün
Dünyanın orta yerinde çırılçıplak
Hasretten “çat” diye çatlarsın

Sen bu akşamları bilmezsin
Kırmızı kırmızı öldürür insanı

( Sen Bu Akşamları Bilmezsin başlıklı yazı sahan-coker tarafından 3.02.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu