Yaşlı yalnızlığımı şiirle yamaladım
Mısralara sığdırdım gam çekerken ömrümü
Kanat açtım geçmişe yoklukta adım adım
Birçoğu unutulmuş aklıma düşmez tümü.
Önce anne nidası çınladı kulağımda
Şefkatli dokunuşu dolaştı yanağımda.
Bir baba geldi geçti fırtınaydı yakarak
Mühürlenmiş kanunlar türlü çeşit yasakla
Çığlıkların üstüne yumruğunu çakarak
Haykırıyordu bana nasihatimi sakla.
Sakladım da ne oldu hepsi devirmek için
Kürüyerek kürekle geri çevirmek için.
Elli yılın yalanı ederken birden hücum
Yüreğimi kapladı inceden yakan sızı
Bilmedim yaşamak mı acaba benim suçum
Çekiliverdi birden damarımdan kırmızı.
Buz gibi soğuk terler damlarken boncuk boncuk
Gözyaşını akıttı içimdeki saf çocuk.
Kar simalı gülüşler işlemiştim yarına
Karanlığın koynunda kaybolmuşum bilmedim.
Aldırmadan ezdiler yüreğimin narına
Ruhumda kaldı izi istemedim silmedim.
Anılar koğuşunda tedaviyi bekliyor
Şifa bulmak adına günü güne ekliyor.
Düştü yine umudum düş kırığı siyaha
Takıldı bak boynuma eski anlar heybesi
Belki herkes yaşıyor gerek var mı izaha
Gerilere savuran antik yılın cezbesi.
Gözlerimde belirsiz anılar kanatlandı
Tutuştu alevlendi önümde yarın yandı.
Dizelerin içine yıpranmış masal kattım
Ardı sırlı camların şavkına hüznüm aktı
Yarım asır içinde nice acılar tattım
Çerçeveli ışıklar çizgilerime baktı.
Devrilmiş cümlelere sığacak mı bir hayat
Avucumda sıkıldı beyaz saçlarım heyhat!
Afet İnce Kırat