Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Eski Dostlar...

 

Sanal âlem yalan âlem derler. Bir bakıma haklılar da. Yüzünü görmediğiniz, sesini duymadığınız jest ve mimiklerini hissedemediğiniz onlarca kişiyle bir ekran üzerinden iletişim kurmaya çalışıyorsunuz. Elbette bu iletişim çok zor ve şüphecilik üzerine kurulu bir iletişim türü. Ancak hayatın girdaplarından, karmaşasından veya etrafın çoksesliliğinden sıkılan bireyin kendisini rahat hissetmesi için bir an önce bağlanmak istediği en rahat yerdir internet ağı. Orada kraldır. Kendi alanında imparatordur. Yeri geldiğinde cellât ve yeri geldiğinde sevgi çiçeğidir. Orada kocaman bir devlet kurar kendine. Kendisi yönetir ve kuralları da kendisi kurar. Gerçek hayatta olmadığı kadar acımasız olabildiği gibi gerçek hayatta olmadığı kadar sevgi dolu da olabilir. Belki de gerçekte yapmak isteyip de yapamadığını yansıtır sanalda. Kimsenin görmediği ve müdahale edemediği imparatorluğunda…

 

Edebiyat paylaşım siteleriyle 2004 yıllında tanıştık. Neredeyse 8 yılı devireceğiz. Elbette birçok dostluklarımız oldu kavgalarımızın da olduğu gibi. Kısa süren de oldu uzun sürende. Ama o günden bu güne görüştüğümüz insan sayısı neredeyse çok az. Acaba bu kimden kaynaklanıyor diye zaman zaman kendimize sorduğum anlar oldu. İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmamız gerektiğini düşündük sonra. Evet, bir yerlerde hata yapıyorduk ama nerede… Tamam sanaldı yalandı ama Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi “Hırsızın hiç mi kabahati yoktu.”

 

Sonra bizim de sanal da bir evimiz oldu. Adı sendeyaz olacak ver herkesten fütursuzca bir çağrıyla yazmalarını isteyecektik. Çünkü başka mekânlarda şahsımıza yapılanlar yeterince canımız acıtmıştı. İlk zamanlarda gayet güzel gitti her şey. Büyümeye başlayınca daha önce yaşadığımız sıkıntıları biz de yaşamaya başladık. Hep 3. şahıslar yüzünden, kurmaya başladığımız dostlukların yıkılmasına seyirci kaldık. Asla biz yapmayız dediğimiz şeylerin bir anda başrolüne soyunduk. Sonra dostlarımızın yavaş yavaş etrafımızdan gittiklerini gördük. Pire deve, deve fil olmuş çoktan yürekler yaralanmış gönüller kırılmıştı. Belki yan yana otursak bir çırpıda çözeceğimiz şeyler bir an da kocaman bir yığın olarak önümüzde duruyordu.

 

Yavaş yavaş gidenler olduğu gibi bizim de “Yolumuz ayrılsın” dediklerimiz oldu. Ne onlar ne de biz mutlu olduk ve mutlu kalabildik. Sonra birden baktık ki aslında kaybeden hepimizdik ve kazanan yoktu. “Dostlarının dostluklarından emin oldukları için dostlarını uzaklaştırdılar. Düşmanları dost edinmek için onları yaklaştırdılar. Uzaklaştırılan dostlar dost kalmadı yakınlaştırılan düşmanlar dost olmadı. Dostlarla düşmanlar aynı safta birleşince yıkılmaları mukadder oldu demiş” Horasani Emevi Devleti için. Bu sözden Kendi payıma ve payımıza alacağımız çok şeyler var. Aldık da zaten…

 

Çok değerli dostlarımızı göremiyorum şimdilerde ve üzülüyorum. Ebru Nil Us, Canan Korkmaz, Zeynep Tümöz, Faruk Civelek, Makberi Ahmet Akkoyun, Erkut Durmuş, Ayşe Duran, Müjgan Akyüz, Perihan Tunçok, Kenan Ocak, Mahir Ulaş, Deniz Güneş, Hilal Yurdakul ve Nilgün Arıkan… Sizleri ya kırdık ya kırıldık. Bir hata varsa da biz üstümüze alıyoruz. Birilerinin sorumlu davranması gerekiyorsa o biziz…

 

Şimdi nerelerdesiniz bilmiyorum. Neler yaptıklarınızda da haberimiz yok. Ancak bilesiniz ki her zaman ve her daim yüreğimiz sizlerle. Birbirlerimiz kırmış ve üzmüş olabiliriz. Ancak sizler de taktir edersiniz ki bu sorunlar hep yanyana gelip iki kelam edebilme zorluğundan ve maalesef kötü niyetli üçüncü şahıslardan kaynaklanmaktadır. Bir konuşsak bir dertlerimizi birbirlerimize anlatabilsek emin olun incir çekirdeğini bile doldurmayan meselelerin çığ gibi büyüdüğünü göreceksiniz. Maalesef ön yargılar ve bir o kadar da ön kabuller birbirlerimizi anlama melekelerimizin önüne geçti.

 

Sizler eski değil eskimeyen dostlarımızsınız. Biz inanıyoruz ki her ne iş yapıyorsanız en güzelini yapıyorsunuzdur. Ve sizler her şeyin en iyisine layıksınız…

 

Şu üç günlük dünyada kalp kırmaya ve kırılmaya gerek yok… Bir gün pılımızı ve pırtımızı toplayıp terki vatan eylediğimizde yanımızda iyilik ve güzelliklerden başka götürecek sermayemiz de yok.

 

Onlarca yeni dostlarımız var şimdilerde hepsi de başımızın üstünde. Ancak sizin yokluğunuzu her daim hissediyoruz bilesiniz…

 

Saygılarımızla…

 

 

Adem - Zekeriya EFİLOĞLU

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 9
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Eski Dostlar...

ADEM EFİLOĞLU ADEM EFİLOĞLU