Aşk Eri Mevlânâ
Mevlânâ Hazretlerinin aramızdan ayrılışının yıl dönümüyle bir kez daha güzel yüreklerinize seslenmek istedim. Allah dostunun hayatımıza ışık, gönüllerimizi huzur veren nadide sözleri ve hayatı her zaman başucu kaynağı, darda kalan insanlara bir kurtuluş reçetesi olmuştur.
Onun için gerek yurt içi gerek yurt dışından insanlar onun "Gel ne olursan ol yine gel" kutlu davetine uyarak ziyaretine gelerek ruhuna bir Fatiha okumaktadır. Konya'nın manevi mimarlarından rahmetli Tahir BÜYÜKKÖRÜKÇÜ hocamız Hz. Mevlânâ'yı anlatırken hep "Aşk eri Mevlânâ" ifadesini kullanırdı. Bu söz çok hoşuma gittiği için yazımın başlığı da bu oldu…
Mevlânâ Hazretlerini tanımak için, o Allah dostunun hayatına bakmamız gerekiyor. O; nasıl inanmış, nasıl düşünmüş ve nasıl yaşamıştır. O; ilahî aşkla yüreğini doldurmuş, gönlüne Allah (c.c) ve Rasulullah (s.a.v) sevgisini koymuş, onların sevgisiyle yoğrulmuş bir Allah dostudur. İslama aykırı olan her şeyden kaçınmış, ömrünü iman ve Kur'an yolunda geçirmiş, "Aşk Çağlayanı" olarak damla damla gönüllere akmıştır.
Çağının ve yaşadığı coğrafyanın sınırlarını aşan Hz. Mevlânâ; bilgin, şair ve fikir adamıdır. O düşüncelerinin merkezine insanı ve ilahî aşkı yerleştirmiş, bütün dünya insanlığını muhatap alarak eserlerini meydana getirmiştir. Mevlâna'nın yaşadığı dönemden sekiz asır sonra bile düşüncelerinin değerli olmasında, eserlerinin günden güne artan ilgiyle okunmasındaki sır Mevlânâ'nın aşk çağlayanı olup gönüllere akmasıdır.
737. Vuslat Yılında Mevlânâ Hasreti Yüreğimizi Yakmaktadır…
Vuslat ve hasret; biri kavuşmayı, diğeri özlemi ifade eden iki kelime. Her yıl 17 Aralık'ta Hz. Mevlânâ'nın Cenâb-ı Hakk'a kavuşmasının (Ö.1273); kendi ifadesiyle "Şeb-i Arûsu" yani düğün gecesi çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bizde burada o gönül insanını rahmetle anıyoruz. Mevlânâ'nın; sevgi ve barış dolu sözlerine hasretiz. Aslında Mevlânâ'ya ve fikirlerine hep hasrettik. Bugün bu özlemimiz çığlık çığlık semaya yükselen bir duygu hâline geldi.
Mevlânâ'da halk sevgisi, Hakk sevgisinin bir yansımasıdır. O Hakk sevgisiyle insan sevgisini birleştirmiş; insanı sevmenin de Hakk'ı sevmek demek olduğuna inanmıştı. Semadaki el hareketlerinin anlamı da budur. Haktan alır halka veririz. Çünkü Mevlânâ Hazretleri insanı çok iyi tanıyordu.
Mevlânâ Hazretleri, "Hamdım, piştim, yandım!" şeklinde özetlediği hayatını bir başka ifade ile şöyle dile getirmektedir: "Ölü idim; dirildim... Gözyaşı idim; tebessüm oldum... Aşk deryasına daldım; nihayet bâkî (sonsuz) olan devlete eriştim..." diyor.
"Yaşadığım müddetçe Ben Kur'an'ın kuluyum, kölesiyim. Ben Muhammed-i muhtarın yolunun toprağıyım. Birisi benim sözlerimden bundan başka bir söz söylerse, Ben söyleyenden de o sözden de şikâyetçiyim…" diyor. Böyle buyuran Mevlânâ'da İslamî olmayan, bir hareket, bir davranış olur mu? O tam manası ile Hazret-i Peygamber'in yolundadır, başka türlü olamaz. Bir rubaîsinde şöyle diyor:
"Yine gel, yine gel, her ne isen olduğun gibi yine gel… Hakkı tanımıyorsan, ateşe tapıyorsan, puta tapıyorsan yine gel. Bizim dergâhımız, evimiz ümitsizlik evi değildir. Yüz kere tevbeyi bozmuş olsan yine gel…" Bu sözler "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O çok bağışlayan çok esirgeyendir." (39/53) ayet-i kerimesinin açıklamasından ibarettir.
Mevlânâ (k.s.) buyurur: "Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol." Dostluk ve arkadaşlık Mevlânâ'nın dilinde güzel anlam bulur: "Dost ol, sayısız dost gör. Dostun olmazsa yardımsız kalırsın." (VI, 498)
"Sen
dostun mutluluğuyla sevinirsen bu dünya sana gül bahçesi görünür."
(Mesnevî, IV, 2372)
"Dostlarla beraber olan, hamam ateşinin
içinde kalsa da gül bahçesinde sayılır." (Mesnevî, IV, 1976)
Mevlânâ gönle, gönül dünyasının zenginliğine büyük önem verir. Onu, huzurlu
çözümlerin kaynağı olarak gösterir: "Bu
dünya su küpü, gönülse ırmak. Bu dünya oda, gönülse şaşılacak şeylerle dolu bir
şehir." (Mesnevî, IV, 811)
"Toprakta yeşeren gül bahçesi yok olur, gönülde yeşeren gül bahçesi ise ne hoş olur." (Mesnevî, VI, 4650) "Bil ki lezzet içtendir dıştan değil. Köşk ve saraylar arzu etmeyi ahmaklık bil." (Mesnevî, VI, 3420) "Gönül ovasına girmek gerekir, zira dünya ovasında ferahlık yoktur. Dostlar! Gönül emin yerdir. Orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır." (Mesnevî, III, 514–515)
"Barış dalgaları kopar, gönüllerden kinleri giderir. Bunun aksine savaş dalgaları kopar, sevgileri alt üst eder. Sevgi acıları tatlıya çeker, tatlılaştırır. Çünkü sevgilerin temel özelliği, doğru yola götürmektir." (Mesnevî, I, 2578–2580) Yunus Emre: "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz." Demiyor mu?
"Sevgiden bulanık sular durulur, berraklaşır. Sevgiyle ölü diriltilir, sevgiyle padişahlar köle yapılır." (Mesnevî, II, 1530–1531) Yunus Emre: "Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim." Diyor.
"Yakınlık dili başka bir dildir. Gönül beraberliği, dil birliğinden daha iyidir. Gönülden; söz, işaret ve yazı olmadan yüz binlerce tercüman belirir." (Mesnevî, I, 1206–1208)
"Annenin hakkı Allah'ın hakkından sonra gelir. Çünkü o kerem sahibi, senin cenini ona emanet etti. Onun bedeninde sana şekil verdi. Taşımak için de ona huzur ve kabiliyet verdi. O da seni kendisine bağlı bir parça gördü. Allah'ın takdiri bağlı olanı ayırdı. Hak binlerce sanat ve fen yarattı, böylece anne de seni sevgiyle kuşattı." (Mesnevî, III, 325–328)
"Ey Müslüman! Sen bizzat edep iste. Edep her edepsize sabretmektir ancak. Falan kişinin kötü karakteri ve huyu vardır diye şikâyet eden kişi, bil ki kötü huylu olduğu için kötü huyluyu kötüler. Güzel huylu kötü huylulara sessiz kalan, kötü karakterlilere tahammül edendir." (Mesnevî, IV, 771–774)
"Bilgi Hz. Süleyman'ın iktidarının saltanat mührüdür. Bütün âlem ceset, ilim ruhtur." (Mesnevî, I, 1030) "Gönül ehlinin ilimleri onları taşır, ten ehlinin ilimleri ise onlara yüktür. İlim gönle aksederse yardımcı olur, ilim bedene yansırsa yük olur." (Mesnevî, I, 3446–3447) "Dostuyla hoş geçinen dostsuz kalmaz. Müşteriyle iyi anlaşan iflas etmez. Ay geceden ürkmediği için böyle parlak kaldı. Gül de dikenle uyuştuğu için bu kokuyu elde etti." (Mevlânâ'nın Rubaileri, trc. M. Nuri Gençosman, nu, 211) "Gamlı yoldaşlarla oturma dedim sana. Sakın, güzel tavırlı neşeli dostların yanından ayrılma. Bağa geldiğin zaman dikenlik tarafına gitme. Gülden, yaseminden, sarmaşık gülden başkasıyla ilgilenme."(Rubai nu. 1199)
Rabbim bizleri Mevlânâ hazretleri gibi aşk erlerinin yolundan ayırmasın. Rabbimize hakiki kul Efendimiz (s.a.v) hayırlı bir ümmet olma dualarımla…
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.