Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Kadın Cinayetleri

                                                           KADIN CİNAYETLERİ

            Yurdumuzun çeşitli yerlerinden kadın cinayetlerini sık sık duyar olduk. Önceleri kadın cinayetleri yok muydu? Elbette vardı. Hem de daha fazla. İletişim araçlarının yaygınlaşması hemen her olayı duyar olmamıza vesile oldu.

            Kadın cinayetlerin sosyolojik, kültürel ve ekonomik boyutları vardır. Yaşadığımız çağda Sosyo-Kültürel yapı karmaşıklaştı. Aynı zaman diliminde çok farklı, birbiriyle çelişen anlayışlar, örf-adetler birlikte yaşamakta. Yasalar ise çoğu kez alıntı olduğundan toplum ruhuna aykırı hükümler içermekte. Son zamanlarda yasal düzenlemeler, toplum yapısına uyarlama çabalarını görmekteyiz. Bir yandan da Milletler Arası Antlaşmalar Milli İradenin önüne geçirip uygulama önceliği vermekteyiz.

. Milletler Arası Andlaşmaları Uygun Bulma

Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.   

         Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.)Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

         Bir olaya örf-adet, milli yasa, din kuralları, milletler arası andlaşmalar gibi farklı uygulamalar aday olmakta.

            Yasal düzenlemeler,  örf ve adetlerin şekillenmesinde etkin olurlar, ancak toplumsal anlayışları bir çırpıda değiştirme gücüne sahip değildirler. Eğitim en etkin unsur, eğitimde birlik olmadıkça, eğitimin etkinlik derecesi azalır.

            Merkezi otoritenin/devlet gücünün etkin olmadığı yerlerde güçlünün zayıfa kuralını uygulaması kaçınılmazdır. Eğitim ve devlet gücü birlik olmak zorundadır. Zira karşımızda, aklı, fikri ve hissi olan insan vardır. Onun doğruları ve menfaati toplumun doğruları ve menfaati ile çelişebilir. Hayatın gerçeği böyle.

            Anılan sorunların önüne geçilecek mi? “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” bakalım sorunların çözülmesinde beklenen etkinliği gösterebilecek mi? Biz hukukçu gözüyle daha önceleri de bu ve benzeri konularda görüşlerimizi arz etmiştik. Öncelikli olan insanları eğiterek suç işlemesinin önüne geçilmesidir. Eğitimin gereği gibi verilemediği yerlerde yasaların etkinliği ortaya çıkıp suç işleyenlere engel olmalıdır.

           

            Sosyal hayatta kişi tercihleri, ya ailenin, ya sevgilisinin, ya eşinin ya da ondan faydalanan kişilerin yasaklarına takılmakta. Sonuç her türlü şiddet, hatta ölümle sonuçlanmaktadır. Gerçek o ki: Kadınlar devlet tarafından yeterince güvence altına alınamamaktadırlar. Devlet: Kimsesizlerin kimsesidir. Sokak ortasında katledilen, aile içerisinde infaz edilen, sevgilisi/dostu tarafından yüzüne kezzap dökülen birçok mağdure veya maktuleyi renkli gazete sayfalarında boy boy görmekte ve okumaktayız. Olaylar devam ettiğine göre yasal yaptırımlar yeterli olmamakta. Başka çözümler elzem görülmektedir.


            Bu olayların olmaması ya da en aza indirilebilmesi için, zabıta veya idari makamlara müracaatta bulunan/şikâyette bulunan kadın için derhal acil önlem alınmalı. Acil Önlemin nasıl olacağı düzenlemesi yapılmalıdır. Müracaatla birlikte derhal kadın için güvende olacağı, barınacağı yer temin edilmeli. Şikâyet ettiği kişi hakkında gecikmeksizin gerekli soruşturma yapılmalı. Olayın detayları, kimin haklı kimin haksız olduğu durumları incelenmeli. Şikâyette bulunanın haklılık durumu, psikolojik durumu v.s detaylı olarak incelenmeli. Şikayet edilene suçlu gözüyle değil olayın incelenmesi veya muhtemel tehlike açısından bakılmalı. Bazen şikâyet edenin değil şikâyet edilenin haklı olduğu durumları da göz ardı etmemeliyiz. Ön yargılı değil, objektif yaklaşımda bulunmak gerecektir.

            Kadın fizik olarak erkekten zayıf olduğu için, şiddete ekseriyetle kadınlar uğramakta. Haberleri takip etmek bu hususu görmek için yeterli.

            Kadınlar sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde eş veya sevgililerinden dayak yemektedirler. Yapılan araştırmalarda her üç kadından birisi hayatlarında en az bir defa eş veya sevgililerinden dayak yemişlerdir.

Türkiye'de kadına karşı şiddet oranı gelişmiş devletlere oranla daha yüksek. Bu oran ekonomik durum ve kültür seviyesi artıkça ters orantılı olarak azalmakta Özellikle gecekondu semtlerinde şiddet, dayak ve ölüme varan hadiseler yoğunlaşmaktadır. Öyleyse eğitim, kültür ve ekonomi en önemli güç olarak görülmektedir.

            Kadın ölümlerini, kadının aile baskısına, törelere, kendine hükmetmek isteyenlere karşı başkaldırı olarak değerlendirebiliriz. Şayet kadın denilenleri sineye çekip sessiz kalsa sorun olmayacak. O zaman da kişiliğini bir yana itmiş, köle veya eşya durumunda olacaktır. Her konuda olduğu gibi birçok hakkı elde etmek bedel ödemeden olmuyor. Çağdaş sandığımız cehalet dönemini yaşıyoruz. Bir yerde cinayet varsa cehalet var demektir. Hiç kimsenin hiç kimseyi öldürme hakkı yoktur. Ne yasalarda ne de dinde meşru savunma dışında öldürmeden bahsedilemez. Öldürmeyi beyin sözlüğümüzden silmeliyiz. Başka türlü düşünmeliyiz.

            Eğitimin amacı acı bedel ödemeden hakkın tesisini sağlamaktır.

            Güç ve Eğitimi çözüme davet ediyoruz.

 

Abdulhadi BAY-Gaziantep

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 10
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kadın Cinayetleri

A.Hadi BAY A.Hadi BAY