Antep Savunması Ve Alınmayan Ders
ANTEP SAVUNMASI VE ALINMAYAN DERS
2004 yılında Gaziantep’te yayımlanan "Lobi Dergisine" yazmış olduğum bir yazıyı üç beş cümle ilave ederek güncellemiş oldum. O yazıyı okuyucularımın takdirlerine arz ediyorum.
“Birinci dünya savaşı sonunda
yenik ilan edilen devletler safında olduğumuz için bize bir fatura kesildi. Bu
fatura 30.Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesiydi. Bu anlaşma milletimiz için
çok acıydı. Ama ne çare? Çare yoktu. Kıtlık, yokluk, yıllarca süren savaş hali
milleti bitirmişti.
İşte şimdiki AB
devletlerinin ileri gelenleri sözde dostlarımız,vatan toprağını işgale
hazırlanıyorlardı.İtilaf Devletleri Güzel Yurdumuzu masa başında
paylaştılar.Paylaştıkları topraklara da bir an önce kavuşmak için olanca hızla
işgale başladılar.Antep,Halep,Maraş,ve çevresi önce İngilizlerin payına
düşmüştü.İngilizler 17 Aralık 1918 tarihinde Antep’i işgal ettiler.Fransızlar ülkemizin
paylaşılmasında kendi paylarının az olduğunu ileri sürerek biraz daha vatan
hissesi istediler ve aldılar.Böylece Antep.,Halep ,Maraş başta olmak üzere
Fransızlara verildi.Bir yıl kadar süren İngiliz İşgalinden sonra güzel
Antep’imize29.Ekim 1919 tarihinde Fransızlar girdi.Fransızların içerisinde daha
önceden Antep ten göç eden bir kısım Ermenilerde bulunmakta idi.Bunların Fransızlar
tarafından kullanılmasıyla halka her türlü zulüm ve işkence yapılmaya başladı.4
Nisan 1920 de Kılıç Ali Ermenilerle uzlaşmak için Antep’e geldi.Ermenilere,”600
senedir beraber yaşadığımızı,bundan sonrada birlikte yaşayacağımızı,bundan emin
olmalarını,esas düşmanımızın Fransızlar olduğunu Ermenilere bildirdi.Ermenilerin
cevabı olumsuzdu.YA ERMENİSTAN YA MEZARİSTAN deniliyordu.Fransızlara
kanmışlardı.Antep halkının ileri gelenleri Mısır’a ve Suriye’ye sürülüyordu.Böylece
Antep’in işgalinin daha kolay olacağına inanılıyordu.Fransızlar Sıkıyönetim
ilan ederek iş yerlerini kapattırdılar.uymayanları kurşuna dizdiler.Halka göz
dağı veriyorlardı.x
Fırsat kollayan
sırtlanlar gibi en zayıf en kötü zamanımızda vatanımızı parçalamaya
insanlarımızı öldürmeye kalktılar. Her tarafı ateşe verdiler. Bunlar şimdiki Avrupalılardı.
Çağdaş ve hürriyetçi geçinenlerdi. Şimdide bize insanlık dersi vermeye kalkmaktadırlar.
Biz kimin beyninde kaç tilki dolaştığını biliyoruz ama unutanlara
hatırlatıyoruz.
Dinine ve namusuna
karşı çok hassas olan Antepliler. Ya hür yaşayacaklar ya da bu yolda öleceklerdi.
Karar verilmişti. Hangi şartlarda olursa olsun savaşmak.
Başta Şahinbey ve
Karayılan önderliğinde olmak üzere Fransızlara karşı savaş başlatıldı. Tarihte
eşine pek ender rastlanabilecek bir savaş veriliyordu. Antep kendi imkânları
ile başka yerden yardım almadan çete savaşı yapıyordu. Vuruluyordu, yaralanıyordu,
şehit oluyordu. Evleri yıkılıyordu. Tarlaları yakılıyordu. İş yerleri dağıtılıyordu.
Ancak teslim olmuyorlardı. Bu yolda ölmeyi düşman süngüsü altında yaşamaktan
daha şerefli biliyorlardı.
Yedi bine yakın şehit verilmiş,
Daha fazla gazi. Antep’teki On bin binadan 8 bin tanesi yerle bir edilmişti.
Yani şehir tamamen bir enkaz yığını haline gelmişti. Evi yıkılmış, ocağı
söndürülmüş, evlatları öldürülmüş bir Antep vardı karşımızda. Ama Fransızlara
ve İngilizlere kan kusturmuştu. Devletlere baş kaldırmıştı. Eli silah tutanlar ölünceye,
tükeninceye kadar şanlı bir direniş göstermişlerdi. Yokluklar içinde var olmak
için kendi cephanesini yapıyordu. Anteplinin bu yiğitliği ve ince zekâsı
duyanları hayrete düşürüyordu. Bundan daha fazlasına tarih şahit olmamıştı.
Antepli tarihe adeta
haykırıyordu. Yaz diyordu yaz. Kahramanlık nedir. Yiğitlik nedir Destan nedir
bana bak ta yaz. Beni gör de yaz. Yaz Türk’ün zulme baş kaldırışını yaz, Türkün
zalime baş eğmeyişini yaz diyordu.
Türk’ün
Kahramanlığını gelecek nesillere taşıyacak ibret örneği bir destan yazmıştı Antepli.
Avrupalıdan dost olunmayacağını bütün dünyaya ispat etmişti. Türk’ün Türk’ten
başka Dostu yoktu. Bunu görmüştük. İstiklal Savaşı bunun ispatı idi.”Ya hür yaşarım,
ya ölürüm” Bu inanç, bu ruh, bu mücadele bütün dünyayı hayrete düşürmüştü.
Allah’a bir can borcu vatan için verilmezde başka ne için verilirdi.
Ankara’da Antep’in
kahramanlığını alkışlıyordu. Dünyada tek şehre nasip olan “Gazilik” unvanı ile
Antep’i taltif ediyordu. Gazilik unvanı 93 numaralı kanunla 8 Şubat 1921
tarihinde verilirken hala savaş devam ediyordu.
Dostumuzu, düşmanımızı
iyi tanıyalım, aldanmayalım. Yoksa dönüşü olmayan yollara girilmiş olunur ki;
bu milletin vebali kimseyi iflah etmez.
Antep’imizin
kurtuluşunda zerre kadar emeği geçen şehitlerimize, gazilerimize Allah gani
gani rahmet etsin. Sağ olanlara Allah selamet versin.”
Sayı ve selamlarımla.
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.