Şiir / Memleket Şiirleri

Eklenme Tarihi : 10/9/2012
Okunma Sayısı : 1628
Yorum Sayısı : 4
Altın Üyelik Başvurusu Altın Üyelik Avantajları
Bugün Doğanlar
beytullah-arErdoganBektaşsümeyyesengul--kaplyakup-demircfahrettin-erali-tuncayrafetcetin16rüzgargülüokkalıNezahat KAYAAdnan*-u-eldenizeldenizabbasnecatiasus yüregimFireFighterpapişkogull123merveokaytarhanbyYOLCUVolkanŞahbaznikılısNaki AydoğanekmeksporAybüke NisaReD-BuNKeRHasanÖzaydınCeLLaTAsafizmS.SRahanYazBay Cemo nurbanu-karacanedime-kosgeroglu
Doğum gününüz kutlu olsun


Allah rahmet eylesin
bobam
“-sen bilin” dedi
“-bi araya ğelin, gardaş gibi
kimsenin hakkı kimseye ğeşmesin
ell-ğünü kendinize güldürmeyin”

üleşdirdim halalarıma, emmimgile
“mürekkep yalamış”ıyım deye
bana düşdü isder isdemez
mamele işleri de

binersin bazar arabasına
dooru tapı dayırasına
herkeşden evela ğetdim
sahat dokuz,
annatdım ilk gelene
“-durum” böyle böyle
melit beyi bekle
çaresiz bekledik
geldi.., saçı geri daralı biri
neçeden sonura işaret etti
takayı barımıza aldık
ona da annatdık..

“-ver makeme ilâmını”
“-ne makemesi,
ne ilâmı abe(y)”
öte yandan biri dedi ki,
“-sen önce makemeye gedecen”

len ne makemesi,
“-ebem öldü,
eceliyne
yaşı doksan küsurudu zati
işdecik mıhdar da tasdikleyvidi
nüfusdan da düşürtdüm saba(h)le(yin)”

adam dölü belli
“-öyle deği” dedi,
“-oradan bi garar getirecen”
ne deyelim
şeratın kesdiği barnak acımaz
“-pekey” dedim
tapı deyince biz,
tapıcı Kasım Bey gibi efendiler biliriz
emme gazın aya(ğı) öyle deği(l)


tapı-mapı deği
tam bi devlet dayırası vallahi
..
uzatmayalım vardım,
hemen alt gatın girişinde
onnara da izah etdim
“-durum ….” böyleyken-böyle.. böyle
“tapı dayırasından kıyat isdeyollar” dedim

“-doğru” dedi, adı da Şengül’ümüş
adamın biri
“-amma onnar bize bi yazı yazacak
falan köy, falan mevki,
adası parseli
adı-soyadı, değil mi
olur ya üsdünde iputek olabili”

len ne iputeği
gadının iputeğinen-mupiteğinen ne işi olabili
yalan olmasın, gadının son deminde
gene de gulağına eğildim, sordum,
“-borcun var mı ebe borcun”
“-şükür emrine, Allaha bi can borcum mar” dedi,
Allah bilip duru(r)
“-Allahdan başka kimseye borcum-morcum yok”
“üş gün yatak,
dördüncü ğün toprak
şafatından mahrım etme Ya Rebbim
deye deye getdi zati,

öte sözün beri başı
nayeti amma adam haklı,
bizatihi.. bu onun görevi
vardım tapı dayırasına gerisin geri
işimin ebi-cetdi
tem-ters gedeceği belli
cinlerim depemde vallahi billahi
garnıma bi ağrı ğirdi
bak gör Allahım gari

bu sefte orta yerde; gabak gafalı bi adam,
sil baştan anlatdım, gari şefleri
adam bana kırk dereden su getirtdi
en sonunda nüfus cüzdanımı isdedi
“-ya sahte evrakınan,
birinin tarlasını
başgasına yıkıvırıyosan” dedi
“-sizin hakkınızı gorumanın gereği
bi başgası gelse de değil mi”

nassı aklımıza gelmedi
haklı vallahi-billahi

de!
benim etiyacım mı var
“-olmaz sa”
“-yoğusa bizim bildiğimiz iki şahit” dedi
Allahın onarcağı ya
“-fırsatım olursa
muvazzaf yokalmamı yapdırın”
deye gocaman defteri yanıma aldıydım
uzatdım

adam bakdı başga gaşcak yer galmadı
“-sen gene de iki şahıt getir”
..
“-bekle” dedi, terk etdi dayırayı
bekle Allah bekle gari
adamdan habar yok
valla ayaklarıma gara sular endi
haralda adam bazar bazarlamaya ğetdi
öyle ya haftadan haftaya bi bazarı adamların
“-nere ğetdi bu adam” deye gürleyince
ordan göbekli nemrut garının biri
“-senin iş uçu arşife endi ya!” dedi
hayır benim gorkum öylenneyin
mesayinin biteceği


neyise adam geldi,
habar almış diklendiğimi belli
bana
“-ne böğürüyon dana ğibi len sen” dedi
işimin görüldüğüne bakayın deye
ses etmedim
süt dökmüş kedi gibi
“-işim acala da, gusura bakma ağbi
değilise valla üş gün de üş gün beglerin” dedim

ordan aldım kiyadı, bi sevincinen
“-şükür işi halldecez öylene”
seğirtdim vardım makemeye
adam hemen yazacağdı,
eli varmadı, elindeki galemiynen
evirdi çevirdi ı ıhh!
“-olmadı” dedi

dinine yandımın şerlisiii..
belli ürüşvet isdeyollar
“-on gün de olsa bekleycen
emme ürüşvet-mürüşvet yok ,
valla vermeycen” dedim içimden
“-benim işi mezbur yapcaklar”
bobalarının hayrına mı

“-senin eben hasan gızı, değil mi”
“-evet” dedim
“-burda hüseyin yazıyoru gardeşim” dedi
“-etme eyleme
adamın adı hasan,
hasan üseyin deği ki,
hadi “hı” decen emme ”

“tapıdakınnar düzeltsinner”
..
ulen bunnar gumpanya
o, ona, o gerisin geriye
o ötekine
köylüyüz ya
çaresiz döndüm gerisin geriye
vardım,
esginkinden da ma(h)çıp
durum böyle, böyle
annatdım

adam “-gardeşim bi senin işin mi var
böğünün adı bazar,
bak sırada bekleyenner vaa(r)
en eyisi mi sen yarın gel”

nalet olsun, emme ürüşvet-mürüşvet yok
istermezse bir ay gedip gelecen
..
ertesiğün zabbahdan
ver elini gasaba!
Allah var ya ıçcık peynir,
yoğurt-dolaz alağetdim
n’olur nolmaz,
öyle ya adam haklı
bi derdi ben miyin
“abey şu bizim işi
………
gözünü seveyin”
…..
adam, yüzüme bile bakmadı valla
“-ben dün bakdım gardeşim ona
orada “hüseyin” yazıyoru
benim yapcağım bişiy yok
isdeyosan gene hüseyin yazayın”
yahu abey
ı-ıh
aman-zaman
“-valla olcağı bu bunun”
abey-mabey kar etmedi


hay senin yapıvıcağın işin
……………. dedim
atdım kendimi dışarıa
durduk yerde.
elimden bi gaza çıkcak valla

bizim köylü
Cöbe dayıyı buldum
yoğurdu peyniri ona verdim
“-len o arkadaş eyidir”
“-eyiyse madem
düş öğüme isbat et hadi”

getdik, ona da
“-Osman abey orada hüseyin yazıyoru
ben de orda gördüğümü yazıyon
gafamdan yazmadım kiyne
söz temsili orda
“osman” yazıyo olsa da
ben hasan yazsam olu mu”
“-dooru olmaz”
“-ee hüseyin yazıp durukana
ne deye hasan yazayın”
……
“-bunun olcağı ne”
“-olcağı bu”

gasaba da en namlı Cöbe dayı da kâr etmedi
Üssüğün Melide getdim
Mırı Şabanın dünürünün, dünürü Şevket Ağaya
Bakgal Iramazana, Davıda
öğüme ğelene, dert yandım
tapıcıyı kim tanıyo dedilerise
ayağına vardım
kimi eletdiysem “ı-ıh”

geri ğeldim yalvardım yok
zabala herkeş durmuş bize bakıyodu
hinci herkeş işinde gaydında
“-abey ne isdersen vereyin
benim hu işi halledivi”

yoğ Allah yok.. adam nuh deyo
peygamber demeyo
atıyo bana fırçasını
havasını
işiniz olmadımıydı yalvarıyonuz,
işiniz bitdi mi, yakın semtimize uğramayonuz
işin görülsün deye
herkesi buraya toplayon
o tefderi ben mi yazdım,
orada öyle yazıyo

iki ğün sonura gastelerde
iresmimiz çıksa
“sahte belge düzenlediler de
vatandaşın malını elinden aldılar” deye
o zaman ortaya çıkıp da
“yok meselenin aslı öyle değil böyle” deye
tapıcıyı ben yanıltdım
o bana doğrusunu yazdı verdiydi
emme ben kendim değişdirdim” dermin
ıhı sana çızık, vallaha demezsin”

“-derin, dememiyin abe
yeterki sen imzalayvı bi, ha!”
valla da demezsin, billa da demezsin
sen işiyin görüldüğüne bakıyon emme
ben imza atıyorun
mesuliyet bana geçiyo direkmen

ben attığım imzanın ömür boyu
vijdan azabını çekerin
değil Yörük Osman, değil kaymakam
yerden bobam çıksa
kimse bana bunu imzaladamaz”

“-e valla haklısın abey de
ben sırf bunun uçu geldiydim
böğüne talik etdin
“pekey” dedim, birez sonura
araba getmeycek olsa
önemli deği(l) valla
acaba yarın gelsem”

“-isdersen alt(ı)ay gel-get gardeşiiim
benim yapcam başga bişiy yok”
“-eyi de abey, biz hinci n’apcaz”
“-valla o senin meselen
beni hiç ırgalamaz”
bin yalvar, rica minnet
“-olmaz, da olmaz”
“abey çıkar bi yol gösder”
“yok”
seninki yanıma ğeldi
elimden kiyadı aldı
“isdemeyosan vee gardeşim” dedi
kiyadı aldı yırtdı




tam o ara, bakdım
seyirciler bıkmış bizim piyesden
herkeş işinde gaydında
kimseye çakdırmadan
yumruğumu bokis etdim de
ben bunun böğrüne
bi endirdim
“hang” deye
iki büklüm oldu-ğedti valla
“-evet”

“-gardeşim esgi yazı bu
hasana sinek sışsa
hüseyin olu”
..

“bu da öyle olmuşdur
al-gel şunu, hasan yazıverelim
olsun-bitsin
vatandaşı ikki sahatdır neye
yoruyor sunuz”
işin görülsün,
hemen yazdı,
uzun uzun imzaladı
mühürledi, elime uzadtı,
emme hala böğrünü dutuyodu
ardıma bile bakmadan doru Şengül’e
ani-takke tamam

“sağol” deye bi yanına varayın
peynir yoğurt isder mi
öyle ya “bi ta işim düşer”
“gusura bakma abey” deyeyin deye
işim bitince okarı çıkdım

tufalete getmiş
gelmemiş
baya bi bekledim
illa bi “Allah ırazı olsun”
deycen
araba gaçacak deye
ardıma baka baka
endim hökümet konağından
ondan sonura da yüzüm dutup da
varamadım yannına
adı hinci aklıma ğelmeyo
emme o ğün hiş demediysem
beşyüz tefa,
dediydim
ezberlediydim
valla-billa

neyse, olmuş işim,
bişmiş aş su isdemez
zati adamın ismini
zikretmek gerekmez”


DİPNOTLAR

mamele :muamele, yol-yöntem, yordami ile işlerin halledilmesi, davranış biçimi
Direkmen/direkman: doğrudan, direkt olarak, otomatikman, kendiliğinden
talik etmek: tehir, erteleme, daha sonraki bir zamana bırakmak
( Tapu -sh 954 başlıklı yazı İ.ÇELİKLİ tarafından 10/9/2012 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu