Pazartesinin Ne Suçu Var ki
.
Pazartesi sendromu kavramını duymayanımız yoktur herhalde... Sendrom kelimesi, tıpta: "Bir hastalığı teşhis etmek için ortaya çıkan belirti, emare" olarak tanımlanmaktadır. Ancak, hepimiz pazartesi sendromuna yüklediğimiz anlamın, "sevimsiz, sıkıcı, darlandırıcı, bunaltıcı vb." gibi manalara geldiğini biliyoruz. Eğer günlerden pazartesi ise, çalışan birisine, nasılsınız? diye sorduğumuz zaman alacağımız cevap muhtemelen: "Nasıl olayım pazartesi sendromuyla boğuşuyorum" şeklinde olacaktır. Elbette istisnaları da vardır.
Peki pazartesinin suçu ne? Hiç bir suçu yok. O her zamanki pazartesi, normal bir gün, o da 24 saat, diğerlerinden hiç bir farkı yok. Problem, ona pozitif değil de negatif anlam yükleyerek, olumsuz etiketleyenler ve etrafa hararetle yayan ümitsiz ve kötümser düşünen insanlardır. Belli ki cumartesi -pazarı hakkıyla değerlendirerek geçiremedi. Belli ki, dinlenme ve eğlenmedeki ölçüyü kaçırtarak, dinlenerek, enerji toplaması ve baltayı bileylemesi yerine, daha da yoruldu veya kendini öyle hissederek beynini yordu. Beli ki, atalet, tembellik, durağanlık, ertelemek gibi olumsuz davranışlara esir oldu. Belli ki, çevresinde "olumsuzluk senfonisini başarıyla çalan ve dinleten tembeller korosuna dahil oldu. Bu tür insanlar için, tatil üç güne çıkarılsaydı. Bu defa da, salı sendromunun ortaya çıkması hiç de sürpriz olmayacaktı.
Peki gerçek nedir?
Pazartesi; çalışkan, ümitvar, olumlu ve pozitif düşünen, amaç ve hedefleri olan, başarmanın verdiği ateş ve zevk ile yanıp tutuşan, problem çözerek bilgelik yolunda ilerlemek için can atan, çalışma arkadaşlarını ve iş yerini özleyen, aldığı maaş ve ücreti helal ettirmek için dertlenen, patronuna destek vermek ve sinerji etkisi yaratmak için heyecanla bekleyen, ahenk, uyum, gelişme, değişme, takım ruhu, grup dinamizmi, gibi güzellikleri kucaklayan insanlar için, baş tacıdır.
Çalışan, beş gün verimli ve etkili bir şekilde, aşkla, heyecanla, ümitle, katkı verme amacıyla çalışmıştır. Hafta sonu hakkı olan dinlenmeyi, eğlenmeyi, kendini yenilemeyi, hobilerini kantarın topuzunu kaçırmadan gerçekleştirmiştir. Artık, beş günlük çalışma haftasının ilk günü olan pazartesiyi dört gözle beklemektedir. Çünkü, ekmek teknesine, profesyonelliğini borçlu olduğu mekana, maaşını veren patronuna, her şeylerini paylaştığı iş arkadaşlarına kavuşacaktır. Aynı zamanda, üretmeye, çoğaltmaya, paylaşmaya, insanlığa faydalı olmaya, dayanışmaya, takım ruhuna ve sinerjiye katkı vermeye, amaç ve hedeflerini gerçekleştirmeye başlayacaktır.
Pazartesiyi de, diğer altı günü de, çalışmayı da, üretmeyi de, paylaşmayı da, insanlığa faydalı olmayı da, maaşımızı hak etmeyi de, çalışma arkadaşlarımızla hep birlikte kaliteli zaman geçirmeyi de, aynen sizlerin sevdiği gibi, ben de seviyorum.
Selam, sevgi ve dualarımla.. Allah'a emanet olunuz...
Yrd.Doç.Dr. SÜLEYMAN COŞKUNER
.
Pazartesinin Ne Suçu Var ki başlıklı yazı S. COŞKUNER tarafından
11.02.2013 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.