Açılın Kapılar Şaha Gidelim
Şahın bahçesinde gül olmak için
Mü’min olan döner mi ikrarından
Şahın divanında kul olmak için
Bizden selâm olsun Bolu Beyi’ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmak için
Gönlümüzde olan aşkın ateşi
Pirimiz katında kül olmak için
Pir Sultan Abdal’ım hep şah diyelim
Mağrip’ten meşrik’a dek râh diyelim
Müminlere secde-gâh diyelim
Şahın kapısında pul olmak için
Edebi İnceleme
Pir Sultan Abdal’ın en bilinen nefeslerinden biridir. "Şah" sözcüğü çift anlamlıdır: mistik düzlemde Hz. Ali’ye, tarihsel düzlemde ise Şah İsmail Hatâî’ye işaret eder. Bu çift okuma, Alevî-Bektaşî şiirinin temel mecazlarından birini oluşturur.
İlk dörtlükteki "Şahın bahçesinde gül olmak" tasavvuru, Hz. Ali’nin tasavvufî soyunda bir "gül" olma, yani onun manevî dairesinde yer alma talebidir. "Mü’min olan döner mi ikrarından" mısrası, Alevî yolunun temel kavramlarından "ikrar" (söz verme, bağlanma) üzerine kuruludur; ikrar bir kez verildi mi geri dönülmez.
İkinci dörtlükte "Bolu Beyi" göndermesi, kıssanın Köroğlu söylencesiyle iç içe girdiği bir bağ kurar; halk şiirinde direniş ve özgürlük isteğinin sembolüdür. "Pirimiz katında kül olmak" tabiri ise pir-mürit ilişkisindeki nihai fenâ (yokluk) makamına gönderme yapar.
Son dörtlükteki "Mağrip’ten meşrik’a dek râh diyelim" mısrası, batıdan doğuya kadar tüm yeryüzünde "şah" yolunun yolcusu olma çağrısıdır. "Şahın kapısında pul olmak" tabiri ise bir kapıya çakılı küçük bir pul gibi, ama O kapıda olmak, mutlak bağlılığın imgesidir.