"Aptala verilecek en güzel cevap susmaktır" Diyenler ne güzel demişler.
Bazan saatlarca yapılan bir konuşmanın tesirinden daha fazla olur bir saniyelik susuş.
Susmak yenilmek, geri çekilmek asla değildir.
Aksine kendine güvenin en büyük göstergesidir.
Onun için olgun ruhlar az konuşurlar ama çok susarlar . Ham ruhlar ise durmadan konuşurlar susmasını bilmezler.
İnsan, tefekkür dediğimiz kapıdan geçerek o sessiz dünyanın içine dalar. Elindeki susma kilitiyle nice sırların kapısını açar. Gönül dünyasının gizemli şehirlerinde dolaşır.
Aslında susmak da bir nevi konuşmaktır.
Dilsiz, kelimesiz, cümlesiz.Sadece gönül dünyasında...
Kaleminiz daim olsun.
Selamlarımla.
Kirden arınmış bir dünya bulmak mümkün olmadığına göre biz kirden arınabiliriz
Mutlu oldum ayrıca şiirimden böyle bir nesir kaleme aldığınız için
Tebrikler
Saygılar selamlar
Bestesiyle birlikte harika duygularla yazılmış yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
Yeni kanalınız hayırlı olsun, abone de oldum, başarılar diliyorum.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Esenlikler ve şiir dolu günler dileğiyle.
Bir söz vardır, kulaktan kulağa dolaşır durur: "Düşmanını uzaklarda arama, yakınlarında ara" der bu söz. Gülm üstademden yine anlamlı hayatın yüzünü ortaya koyan güzel bir eser daha okudum. Selamlar saygılar
Dünyanın bu gürültülü tiyatrosunda, kendi dergâhına çekilip gökyüzünü konuk etme arzusu; yorulmuş bir kalbin en asil direnişi olmuş.Aşk ile eyvallah.
Derya şairem bu yazınız bence bilgece hazırlanmış bir yazı. Her satırında ince mesajlar gördüm. Her bir satırı için ayrı ayrı alkış tutuyorum. Hayatın ta kendisi diyeceğim ama şu yalnızlık olgusunu çok farklı betimlemelerle kaleme almanız ve yalnızlığın esasında görüldüğü gibi sinmiş, örselenmiş olmadığını fark edilecek cümlelerle ortaya koymuşsunuz. Çok sade çok net... Ve şu cümleniz benim için final cümlesiydi:" Kendi fenerini yakamayan, başkasının ışığında sadece kendi karanlığını büyütür."
Selamlar saygılar
Hissedilerek ve içtenlikle, samîmi duygularla, hüzün dolu, akıcı bir üslupla yazılmış muhteşem güzellikteki yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler efendim.
Derya Deniz hanımefendinin de her zaman kullandığı gibi "Aşk ile eyvallah" diyebiliyorsak bütün dertler Allah'ın izniyle derman bulur inşallah.
En kalbî selam, dua ve saygılarımla.
Allah'a emanet olunuz 🙏
Sarp dağların sessizliğiyle madenin uğultusunu aynı kederde buluşturan, nasırlı ellerin sıcaklığını insanın avucunda hissettiren dürüst bir kucaklaşma olmuş; kaybın açtığı boşluğu bir başkasının yarasına merhem olarak doldurmanın sarsıcı ama iyileştiren acısı metnin her satırına sinmiş. Çok farklıydı anlatımınız. Etkilendim. Aşk ile eyvallah.
Yanlış bir sığınakta, başkasının ateşiyle ısınmak ile kendi yalnızlığımızın güneşinde yanmak dışında başka bir alternatifimiz yoksa elbette ki kendi yalnızlığımızı tercih etmeliyiz. Ama başka alternatifler varsa yalnızlık hiç de tercih edilecek bir şey değil. Ya da belirli bir süre için kafa dinlemek, kendimizi dinlemek adına tercih edilebilir ama sürekli tercih edilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Hem dağ başında günahlardan kaçarak tek başına evliya olmaktan daha tercih sebebi olmalı değil midir kalabalıklar ve günahlar içinde evliya olmaya çabalamak?
Selam ve saygılar.
Boşanmadan önce eşime sormuştum ''Allah insana neden bir ağız vermişken iki kulak vermiştir''
Verdiği cevap beni sinir etse de doğruydu aslında:
''Allah insana iki kulak vermiştir, söylenenler bir kulaktan girsin ötekinden çıksın diye ''
Evet, bazı durumlarda söylenenler bir kulaktan girsin ötekinden çıksın arkadaşım. Çok fazla takılıyorsunuz '' O öyle dedi- bu şöyle dedi'' ye.
Madem ki özgürlüğünüzü elinize aldığınıza da inanıyorsunuz, bence elinize bir def alın, pencerenizi açın, derin bir nefes aldıktan sonra başlayın türküye:
'' Kıskananlar çatlasın, kıskananlar çatlasın. '' ))))))))))))))))
Selam ve saygılar.
İnsan bu dünyadan mutlaka gider, gidecektir. Kimseye bâki değildir bu dünya. Ama gitmek var, gitmek var..
Musa Gibi gitmek var, Firavun gibi gitmek var.
İbrahim gibi gitmek var, Nemrut gibi gitmek var.
Muhammed (S.A.S) gibi gitmek var, Ebu Leheb gibi gitmek var.
Allah, bu mübarek günlerin hatırına cümlemizi kendisinden razı olan kullarından olarak gidenlerden eylesin.
Çok çok güzel bir şiirdi. Candan kutlarım.
Selam ve saygılar.
Değerli Gülüm Hanım, kelimeleriniz adeta bir sel gibi, set tanımadan akmış. Aşkın hem yakıcı hem de iyileştirici tarafını, kendi iç dünyanızın karmaşasıyla harmanlamışsınız. Yalnızlık üzerine yazılanlara bir cevap gibi duran bu satırlarınızda; hem bir teslimiyetin hem de bitmek bilmeyen bir özlemin izleri var. Kendi derinliklerinizde yüzmekten yorulmayan bir kalbin, şiire sığınan samimi sesini duymak kıymetliydi. Aşk ile eyvallah.
Dökül bakalım, hey can!
Gönül heybende neler var?
Mevla seni böyle çok severken
Sen kaçma ondan , köşe bucak.
Sağır, dilsiz , kör
Olma bu kadar nankör.
Eğri demir bile doğrulur,
Sen yeter ki gönl-ü halis ol
Bir okuyucu olarak özellikle son paragrafınızdan vardığım sonucu kendi şiirimde buldum. Ve dahi paylaşmak istedim.
Kaleminiz daim aşkı arasın
Sizin sözünüzle bitireyim
Aşk ile eyvallah
Psikolojik tedavi görmesi gereken bir serseriyi öğretmenin can güvenliğim yok demesine rağmen idare edin diyen bir sistemin ve müdürün hatasıyla öldürülen değerli meslektaşımız hepimizi yürekten yaraladı.
Bir serseri pislik kadar değeri yoksa bu ülkede öğretmenin yazıklar olsun bize ..
Duyarlı yüreğinize sağlık Deniz Hanım.
Fatma Nur Öğretmenimize de Allahtan rahmet diliiyorum mekanı cennet olsun .
Yazının başlığını okuduğumda taaa 1987 Yılına, Batman'a gittim.
O yıl Batman Lisesi Öğrencileriyle Cevat Fahmi Başkut'un '' Paydos '' Adlı eserini Batman Kültür Merkezinde tam beş kez sahneledik.( Daha sonra Yunus Emre ve Manda Gözü adlı tiyatro eserlerini de sergiledik Batman Lisesi olarak ) Bu, Batman Kültür merkezinde sergilenen İlk tiyatro oyunuydu. ( Batman Lisesi de tarihinde ilk kez sahneye çıkıyordu. )
Evet, bir kültür merkezi vardı ( Yeni yapılmıştı ) ama kültür faaliyeti diye bir şey yoktu. 100 kitaplık bir kütüphane (!) ve bir kütüphane memuru ile bir müstahdemi de olmasa bu harika yapıda canlı da yoktu.
Neyse...
Paydos'u bilirsiniz. Mutlu sonla biten bir hikayesi yoktur. Oyunun finalinde Rıza Bey ağlayarak '' Haydi Çocuklar Paydos '' Der çünkü onun için son zil çalmıştır.
''Son Zil '' Başlığını görünce aklıma bu anım gelmişti ama yaz...
İnsana çoğu kez en büyük darbe en yakınından geliyor maalesef. En yakından geldiği için de can yakıcı etkisi fazla oluyor. Ama yazınızda da dediğiniz gibi kavganıza devam edin. Ta ki hakkınız olanı elde edinceye kadar vazgeçmeyin kavganızdan ne kadar yorulsanız da. Kesinlikle zafer sizin olacaktır zira haklı olan sizsiniz.
Annenize bir kez daha Allah'tan Rahmet diliyorum.
Selam ve saygılar.
Evet, cehalet güzel şey gerçekten de
Ortaya söylediklerini ya da yaptıklarını birilerine kabul ettirirsen '' Ben bu cahil halimle bak neler yaptım ? diye hava atmanın gururunu yaşıyorsun;
Kimseye kabul ettiremezsen '' Mazur görün, ben cahili'' diyorsun ve insanlar mazur görüyor.
Rahmetli hocamız çok doğru demiş.
Kendisinden çok fazla şey ( özellikle Tarih adına ) öğrendik.
Allah rahmet eylesin.
Gülsünüz.
Yakıyorlar kül oluyorsunuz
Zümrüd-ü Anka gibi küllerinizden yeniden doğuyorsunuz
Küller içinde yetişen bir gül oluyorsunuz yeniden
Benim gördüğüm bu.
Selam ve saygılar.
Destura gerek yok sen de bağa dal
Yala parmağını tuttun ise bal
Varsa arkan çalacaksan büyük çal
Önderi olanlar para ediyor.
Selam ve sevgiler.
Çok hüzünlü bir olaydı gerçekten. Öğretmenler her zaman bizim başımızın tacıdır. Bunları Öğretmenlerimize reva görenler insanlıktan çıkmış yaratıklardır başka bir isim veremiyorum bunlara. Okullar da artık çok radikal kararlar ve önlemler alınması şarttır. Bir başka öğretmenin kaybına asla tahammülümüz yoktur. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun öğretmenimizin. Manidardı