Gidilmeye değer yolları gidilmeye değer insanlar ile yürümek en güzeli...kutlarım içtenlikle...
Böyle insanların hep
Çok yorulduğu
Çok üzüldüğü
Çok yıprandığı
Gerçektir.
ama bu hal çok ama çok özeldir...
Ve bunu anlamayanlarla aynı masada olmak kadar eziyet eden bir şey yoktur insana...
sen bir Bakışınla, zarif duruşunla, kibar anlatımınla yani hal dilinle anlatmak istediğin hiçbir şeyi anlamazsın... İçine içine akıtırsın bu anlaşılmaz hali...
Şükür ki, sabır dediğimiz bir nimet var da...
sığınmak rahatlatıyor bazı anlar ne kadar zorlasa da...
Konu seçimi ve ifadeleri çok manidardı.
Kaleminize sağlık.
Saygım ile selam ederim.
İş insanlığı, yöneticilik, ya da resmi kurumlarda müdürlük şeflik vs
Hepsi ciddi anlamda özen isteyen konumlardır.
İşin ne kadar disiplin gerektirdiği yanı varsa; o kadar da vicdan tarafı vardır...
Üst düzey bir yöneticinin vicdanı yoksa ne yazık ki; çok kıymetli işçi arkadaşlarımıza; çalışma hayatı da zindan oluyor.
Üslup ve karakter çok mühim.
Sonda başladım başa geçeyim.
Ben 25li yaşlarımdayken (Yani gençliğimde =)) Muhasebe bürosunda Çalışmaya başlamıştım. Patronum bazen kızardı bana. 'Stajyerlere çok yüz veriyorsun'; ya da yeni giren eleman arkadaş için ; 'Ona çok taviz veriyorsun'. gibi cümleler kurardı.
Neyse ki,
Evrak meselesinde ciddi anlamda üzerlerine düşerdim. Şu evrakları bu dosyanın içine bir kere zımbalarsanız; bundan sonraki aylarda hiç bir zorluk yaşamaz; hem zamandan hem de kağıttan tasarruf etmiş olursunuz derdim.
Nitekim de iki üç ay sonrasında dosyalarla ilgili hiç bir zorluk yaşamamaya başladık.
Ki evrak peşinde koşup terlemek yerine, nefes alabileceğimi...
Kardeşim o kadar duygulu yazmışsın ki Babayı, hüzünlendim kala kaldım,tebrikler ederim kardeşimi,sevgi ve selamlarımla.
Şiir bana Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirini hatırlattı;
Biraz Ayten sürüyorum, güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum, Ayten üstüne
Saatim her zaman ya Ayten’e beş var
Ya Ayten’i beş geçiyor.
Güzel bir şiirdi okuduğum.
İmgeler özenle seçilmiş. Bir üstadın kalemini anımsatması da başarılı yapıyor şiiri.
Kutlarım.
saygım ile selam ederim.
MFÜ ağabeyimi ref. gösteririm ki ben zaten normalde aynı yer ve ortamda birkaç saat zor kalırım
Önce buradan başlayacağım. Yılları geride bıraktığım gerçekten dost diyebileceğim kıymetli bir kardeşim vardır. Buradaki tanımı okuyunca o geldi aklıma. Ben ne kadar sakin, ağırbaşlıysam o da tam zıddı bir karakter. Bir yere oturduğumuzda artık kaç yere ayağa kalkıp mekanı dolaşıp geldiğini saymayı bıraktım. Ben onun bu halini seviyorum. O da benim sakinliğimi. =) Kıpır kıpır olan insan zorluk çekmez ama yanındaki inanılmaz yorulabilir. =) Kabulleniş yılları alır ama bu dengeye gelene kadar canınıza okur. Düşündüm sizi bu şekilde kaç dostunuz kabul edip bağrına basıyor diye. =) Eminim çoktur. Onların kıymetini çok iyi bildiğinizden hiç şüphem yok.
Neyse burayı geçtik.
Böyle birinin sitede saatlerce oturup vakit geçirmesini asla beklemeyelim arkadaşlar. Bu şairimiz bunu yapamaz. Çünkü içindeki o kıpır kıpır olan çocuk çok ağır basıyor. Lütfen kabul görünüz. =)
Çağatay beyi böyle seveceğiz...
Doğanın imgeleriyle insan duyguları ustaca harmanlanmış. Özlem, ait olamama ve kırılganlık hissi her mısrada kendini hissettiriyor. Sözlerin ahengi ve imgelerin gücü etkileyici.
Tebrikler.
Haklısın Tarihimizde bir sürü önemli kişilik var binlerce yıl gerilerden gelen olsun günümüzde de olsun, bunların isimleri verilebilir bazı sokaklara hem de onore edilmiş olur o kişiler ve aileleri... Kutlarım
Amin inşallah.
''Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil...''
Çok manidardı şiiriniz.
Affola şiirinizde bir tek 'zetinyağının' geçtiği yerde bağ kuramadım.
Bu da benim eksikliğim olsun
Kutlarım.
Saygımla.
Kardeşim “Vallahi dizeler değil sanki ince ince işlenmiş gönül nakışı olmuş, insan okurken başka âleme gidiyor.
Kalemine bereket, her satırında hem hasret var hem de yüreğe dokunan ayrı bir güzellik var.”Ben çok beğendim selamlar hayırlı geceler..
Gidenler nasıl da yorar hem ruhları hem de yürekleri hüzünlüydü...
Tahayüller kimi kalemin ucunda kimi de yüreklerde gelip de oturuyor beyaz sayfalara sıra dışı bir şekilde alıp götürüyor dizeler ... Kutlarım
Dost bu kolay bulunmasa da bulduk mu baş tacı yapmalı ... Kutlarım yürekten değerli Hocamı...
Amin amin de okurken düşündüm İlyas bey
Cennet bile bedel ister
O bedelin adı da ölüm...
Eyvallah
Şiirde geçen geyik, rakun, şahin, tavşan ve fregat kuşları gibi canlılar, duyguların ham ve korunmasız hâlini çok iyi yansıtıyor. Özellikle "şahinin pençeleri arasındaki tavşan" benzetmesi, umudun ve çaresizliğin yarattığı o gerilimli anı oldukça sarsıcı bir şekilde hissettiriyor.
Tatlı, hafif bir korku ürpertisi" ve "tatlı-acı kalp atışları" gibi ifadeler, aşkın ve tutkunun getirdiği o ikircikli, insanı hem var eden hem de tüketen duygusal dalgalanmaları çok net özetliyor.
Son kıtadaki "pervaneveş", "rana", "tahayyül" gibi divan edebiyatı esintileri taşıyan sözcükler ile modern imge dünyası birbirini gölgelemek yerine güzel bir ahenk yakalamış.
Bu güzel seslenişi tebrik etmek kaldı bize de.
İnsan bu dünyaya sadece nefes alıp vermek, günler tüketmek için gönderilmiş sıradan bir yolcu değildir. Hayat, bize verilmiş en ham, en işlenmemiş ama en kıymetli kumaştır. Onu nasıl dikeceğimiz, üzerimizde nasıl taşıyacağımız tamamen bizim seçimlerimizle ilgilidir.
Öyle bir yaşam hikayesi yazmalıdır ki insan; sahneden çekildiğinde bile bıraktığı akis boşlukta çınlamaya devam etsin.
"Hayatını öyle büyük bir ahlak, sevgi ve adaletle, iyilikle ve güzellikle yaşa ki; seninle tanışan herkes insanlığa ve hayata dair umudunu yeniden kazansın. Bu, insanın insana şifa olma özelliğidir.
Bu yürüyüşün ilk adımı insanın kendi sınırlarını bilmesi, yani edep ve haya ile kuşanmasıdır. Edep, insanı sadece kötülükten değil, çiğlikten de koruyan muazzam bir zırhtır. Gözün hayası harama bakmamak, dilin edebi kırıcı konuşmamaktır. Davranışlarındaki zarafetle, incitmeden yaşayan bir insan, girdiği her ortama adeta bahar kokusu taşır. Onun yanına gelen, kaybolan insanlık gururunu yeniden hatırlar, onda ...
Ramazan her ne demişse aynen katılıyorum ve onun unuttuğu beş puanı ben veriyorum bu güzel şiire.
Fuurin ve pervaneveş... Kelime hazneme iki kelime daha attım.
Teşekkürler ve selamlar ve sevgiler.
Rahmetli Süleyman DEMİREL tanıtım yapmıştı ASELSAN telefonun maalesef bir şekilde engellendi inşallah şimdi devlet destekli olursa engellenemez tabi sağlam bir irade gerek yapılırsa alırım inşallah saygılar selamlar
Anlamları okumak çok güzel,
İmgeleri ilişkilendirmeye çalışmak çok güzel,
Teknik hem göze hem de kulağa hitap ediyor,
Bildiğimce ve anladığımca şiir çok çok güzel Adem beyciğim.
Lâkin şiiri okurken insan ister istemez bir empati gözlüğü kullanmaya gereksinim duyuyor ki işte bence şiir tam da orada başlıyor. Tam 11 kıtalık bir " hayatı adam gibi yaşayabilme" navigasyonu gibi. Şahsen böylesine alkışlanabilecek bir ömür sürebilmeyi çok isterdim, keşke mısraların yanından kıyısından geçebilseydim, ben kayboldum şıkır şıkır akan mısralar arasında :) Gerçi her kıta tüm meali tabelalarla yolu gösteriyor ama nefis hem miyop, hem de hipermetrop, astigmat da bonusu, bizler yolumuzu bulmaya çalışırken ömürlerimiz de hayırlısıyla nihayetlenecek inşallah.
Kutladım çokçana çokçana.
Selam ve saygılarımla.
çağatay
Balat olmasa da hemen yakınındaki Ayvansaray'da geçti delikanlılık yıllarım. Tam Musevi hastanesinin karşısında oturuyorduk. Bu mezat konusunu hiç bilmiyordum. Duymamıştım da. Duysam tarihe olan merakım ( sonra Tarih Öğretmeni olmam ) sebebiyle giderdim herhalde seyir için.
Evet, ilginç bir yazıydı hem tebrik hem teşekkür ederim:
Selam ve saygılar.