Ben buralardayım. Her ne kadar andınıza sadık kalacağınıza inansam da eğer unutursanız mutlaka hatırlatacağımdan emin olabilirsiniz.
Selam ve saygılar.
Yarın bir gün o yapay zeka '' Sana dört yıldır süren bir dava kazandırdım. Hani benim avukatlık ücretim?'' Diye dava açarsa o zaman görürsün ''Yapay Zela İle Kazandım'' demeyi )))))))))))))
Selam ve saygılar.
Hayatın, zamanın ve insanın ruhunu birleştiren guzel bir siir okudum. En çaresiz yanı zaman insanın. Ne desek sesimiz kısılıyor zamanın acımasızlığı karşısında. Gönülden kutlarım can öğretmenim. Sağlıcakla ve sevgiyle kalın.
İyi ya da kötü başımıza gelenleri ve başımıza türlü işler getirenleri kenara çekilip Rahman ve Rahim olana bırakmak müthiş bir duygu... Anlamaları lazım zaman zaman, ayağı kırılıyor, trafik kazası geçiriyor çok sevdiğini kaybediyor, anlamaları lazım imtihan olunduğunu... Kutlarım...
Yine de Yasaya sığınmak ve güvenmek gerek. Ama bu dünyada, ama öteki alemde kimsenin kimsede hakkı kalmayacaktır.
Selam ve saygılar.
Zalime kul köle olmama kararlılığında olan bir insanı hiç bir güç deviremez.
Selam ve saygılar.
İnşallah. Dört gözle bekliyoruz Filistin'in zaferi yaşayacağı günleri.
Selam ve saygılar
ben şiiri beğendim
eyvallah
Mehmet hocam Metin, karşılıksız ama derin bir aşkın en saf ve sessiz hâlini çok duygulu bir şekilde anlatıyor. Özellikle fark edilmeden sevmenin verdiği o içten sızı ve bağlılık hissi çok etkileyici yansıtılmış.Tebrikler hayırlı geceler..
Şiir, daha ilk dizeden itibaren okuyanı kırılmış bir zaman algısının içine çekiyor. “Zaman ötesi çaresiz” diyerek başlayan bu hava, sonuna kadar dağılmıyor insanda; aksine her imgeyle biraz daha yoğunlaştrıyor. Bence şiirin en güçlü taraflarından biri, standart bir anlatım kurmak yerine parçalı, sıçramalı ve çağrışım yüklü bir dil tercih etmesi. Bu da şiire hem modern hem de sarsıcı bir yapı kazandırıyor.
“Özlemler ters kelepçe”, “serseri kurşun sevda”, “ikindiye bırakılmış dua” gibi dizeleri gerçekten çok çarpıcı. Ve onları imgeye dönüştürerek vermesi şiirin etkisini artırıyor. Özellikle burada aşk, özlem, yalnızlık ve ölüm fikri aynı gövde içinde dolaşıyor.
İkinci bölümde şehir, zaman ve insan ilişkisi daha da belirginleşiyor. “Ne yana dönsek yalnızıyız şehrin” ve “Denize bakıp İstanbul olalım birlikte” dizeleri çok güçlü bir damar taşıyor. Hem bireysel yalnızlık var hem de bunu şehir üzerinden büyüten bir ruh hâli… İstanbulu burada sadece bir mekâna değil, şiirin duygus...
Şiirde ilk hissedilen şey, baştan sona yayılan yoğun bir iç musikî. Hüzzam, saz, mızrap, tel gibi imgeler sadece süs değil; duygunun taşıyıcısı olmuş ve şiire neredeyse duyulabilir bir tını kazandırmış.
Şiirinizin dili yer yer klasik bir melodi, yer yer modern bir iç ses gibi; Tarzınız şiire hem gelenekle bağ hem de kişisel bir özgünlük katmış. Özellikle son kıtadaki “yarına sır vermeden dünde uyur gibiyim” dizesi bence final cümlesi gibi bütün şiirin özeti olmuş. Kaleminize sağlık. Gürültüsüz ama derinden işleyen, musikîsi olan bir şiir olmuş. Selam ve saygılarımla.
Tunceli'den ilhamla bir çok illeri plakalar ile gezmiş görmüş gibi işaret etmişsin ne güzel... Tabi 1 Nisanı da es geçmiyoruz hüzünlü bir gün şakadan ziyade... Kutlarım içtenlikle...
Bence mektepli kardeşim, fevkaladenin fevkinde bir tasavvuf şiiri, sizin tasvirlerinizle onurlanmış. Ve dahi evrensel yaklaşımlarla birebir örtüşüyor. Benim dini bilgi birikimim yok denilecek kadar azdır ama ziyadesiyle beğendim.
.... işte başladı geri sayım... benzetimi ömre bedeldi inanınız.
Kutluyorum sevgili arkadaşımı çokçana çokçana bi daha çokçana.
Selam ve saygılarımla,
çağatay
Büyük bir beğeniyle okudum yazınızı, bir taraftan da en sevdiğim şarkılardan biri olan '' Bu Kalp Seni Unutur mu?'' Şarkısını dinlerken.
Candan tebrikler.
Selam ve saygılar.
Gülüm Hocam, Gülüm Dostum beni bu kadar içten etkileyen ve yazmaya teşvik eden ve bu kadar içten ve samimi güvenilir bir yazı abartmıyorum kesinlikle bizi sizi tanımak için sunduğunuz en güzel fırsat Gülüm Hocam. Çok çok teşekkür ederim bu iletişim süreci için köprü kurduğunuz o kadar çok yürek olacaktır ki zaten var daha da artsın inşallah...Bilindik bir tabir vardır her insan bir dünya. Hakikaten de öyle dökmeden yazmadan konuşmadan hatta beden dili, hal dili, mimikler, jestler ile iletişim süreci.
Dünyadaki kaos insanın içindeki gürültü dinmeden, dünyadaki kaos dinmez.
İletişim sınavımdaki bir soruydu kendi öz iletişiminiz hakkında bilgi veriniz? Öyle güzel dost, rehber oldunuz ki sonsuz teşekkür ederim.
Lütfen adres verin, bembeyaz bir orkide göndereyim Gönül Kalemi dostum Gülüm Hocama... Sevgilerimle...
Bazen düşünüyorum da üstadım; bizi sahip olduğumuz şeylerden ayrı bir sahiplenme duygusu çağırıyor buraya. Mor salkimlarla süslü bir mahallede sanki hepimiz kapı komşusuyuz birbirimizin, içimizden birine kötü bir şey olduğunda kalkıp birbirimizin yüreğini tıklatıp " Ben yanındayım." diyebiliyoruz. Bazen de hiçbir şey söylemese de kalemdaşımız onun kelimeleri aşikar ediyor ruhunun ahalini.. Dil bazen söyleyemez ama kalem en ince sızıları bile cesurca kağıda döker..
Yazan ne şanslı burada, onun gibi damdan düşmüş nice muharrir var çünkü bu çatının altında..
Gül kokar parmaklar gül derdikçe.. Bülbüle dönüşür kalem yürüdükçe..
Yürek arşı alaya kokar dokundukça..
Selam ve saygılarımla..🙋‍♀️🪻🦋
İnsanlar sizi sizin anlattığınız kadar bilirler. Bu bilgi insanları bazen ilgilendirir, bazen umurlarında bile olmaz. Çoğu kez umurlarında olmaz. Hatta çoğu kez '' Bana ne yaaaa, anlat derdini Marko Paşa'ya derler içlerinden, size ise vah ''vahhhh üzüldüm.'' derler.
İnsanlar genelde geniş zamanlarında etraflarında çok dost (!) bulurlar da dar zamanlarında, zor zamanlarında kimsecikleri bulamazlar. Bulsalar bile bu uzun süreli olmaz.
Eğer sıkıntılarımızı, dertlerimizi birilerine açtığımızda bu bizi en azından rahatlatıyorsa sorun yok ama kendimizi daha kötü hissettiriyorsa bence sır kabilinden bu paylaşımları yapmamak daha mantıklı olur. Hele de işin içinde bir dava konusu varsa ve o davanın önemli bölümü davalının akıl sağlığı ile ilgiliyse.
Evet, sonuç olarak: Allah yar ve yardımcınız olsun. Eğer yazarlıktan ne kadar para kazandığınız bile dava konusu ...
Eski Karsî'nin gümbür gümbür geri gelmesine en çok ben sevindim. Çünkü şiir gibi şiir okuyorum bu sayfada.
Candan kutlarım.
Selam ve sevgiler.
sahiden de iyi oluyor
neye yoğunlaşsak da edebiyat evinin eşlik etmesi çok şeye bedel
sevgimle
aynı anda pek çok işi yapmayı sevmişimdir
“Öpen Var Mı” şiiri, sade ama derin bir yalnızlık ve özlem duygusunu aktarırken, günlük hayatın küçük ayrıntılarına ve içsel yolculuklara ustaca dokunuyor. Son dizedeki soru, hem bir arayışı hem de kalbin gizli dünyasına dokunacak bir teması sessizce ama etkili biçimde ortaya koyuyor.TEBRİKLER..