Mehmet hocam öncelikle Yüce Allah'tan acil şifalar diliyorum. Hastane odalarında, hastalıklarla boğuşurken bile Yüce Allah'a tutunabilmek, O'NA yaslana bilmek ve hayatın görünmeyen yüzünü ve o gizli ilahi eli hissedebilmek ne güzel. Hayat hastane odasında olsa bile ders vermeye devam ediyor. Saygılar selamlar
Anlam itibariyle çok güzel bir şiir okudum. Geceyi seven biri olarak bir ayrı sevdim şiirinizi. Çokça tebrik ederim. Saygılar selamlar
Aslında kimseden fazla bir şey istediğimiz yok değerli üstadem.
Birazcık sevgi birazcık da anlayış. Hepsi o kadar. Bunu bile çok görüyorlar.
Selamlarımla.
Torosların asi, kırık ama dimdik ruhunu taşıyor şiir
“Sapı kırık sazımı sevdiğime çalarım”dan “saçlarımla asarım”a, oradan
“Fettan bakışlı bir Türkmen kızıyım”a…
Hem yaralı hem meydan okuyan, hem sızlayan hem inleten bir ses.
Kırık saz, ince sızı, ama yürek sağlam; vakti gelende yuvaya uçacak kadar özgür.
Çok yalın, çok güçlü duygularla yazılmış bir şiir.
Sanki dağ başında bir türkü, rüzgârda dağılıyor ama yüreğe aheste aheste düşüyor.
Baki selamlar
Aşkın ya da bağın bitişinin en sinsi halini anlatıyor dizeler .
Ani değil, ağır ağır, birike birike.
“Öyle hemen de gözden düşülmüyor”dan başlayıp
“çökmüş sanki gök / tam göğsünün ortasına”ya varan o geçiş…
İşte tam da bu: insan önce fark etmiyor, aldırmıyor, gözünde büyütmüyor.
Sonra bir bakmış, bütün ağırlık üstüne çökmüş.
Volkan gibi patlamıyor, mum gibi sönmüyor,
birike birike soğuyor, birike birike ölüyor.
Çok içten ve samimi duygular.
Allah'a emanet olun.
Baki selamlar
Kırılmış ama yeniden toplanmış bir direnişin portresi gibi şiir.
“Hak etmediğim kışlarım, düşmansı baharlarım oldu” cümlesi tek başına her şeyi özetliyor:
Sezonlar bile sana karşı dönmüş, bahar bile düşman gibi davranmış.
Ama sen yine de “dökülen yapraklarımı topladım, yol kenarlarından” diyorsun.
Bu, en güzel yenilgi kabulü değil; en inatçı toparlanma biçimi.
Yalanı yutkunup susmamak, derinden ve en ince yerinden ayağa kalkmak…
Sonra da hâlâ “hayata acemiyim boranlı zamanlarda” diyebilmek.
İşte o acemilik, aslında en büyük olgunluk burada:
Yenilgiyi, acıyı, ihaneti gördükten sonra bile hâlâ çocukça masallara sığınacak kadar masum kalmak.
Çok dokunaklı, çok dürüst.
Yara kabuk bağlamamış, ama kan da artık kanamıyor.
Sadece yaprakları topluyor yol kenarından, usulca diyebiliriz
Baki selamlar
Yoğun bir yas ve imkânsız aşk kokuyor şiir. En çarpıcı yer bence şu:
“Belki de bakaya kalandın sen”
ve hemen ardından gelen
“Resmedemediğimi yazmakla iştigal” cümlesi.
Sanki aşk, resmedilemeyecek kadar ağır ve yaralı olduğu için tek çare kelimelere sığınıyor; ama kelimeler bile o yarayı kapatamıyor, sadece kanatıyor.
Ölüm bile tamamlanmamış, “son bakiye” kalmış; yani hikâye bitmemiş, sadece askıda, yarım, bakaya.
İki suçlu, kazılmamış mezar…
Bu imge, hem birbirlerine hem de hayata karşı işlenmiş bir günahın, hâlâ gömülemediği anlamına geliyor.
Cezası bitmiyor, çünkü mezar bile yok; yani ne tam bir ayrılık, ne tam bir kavuşma, ne de tam bir son.
Yazı, burada teselli değil, açık yaranın kendisi. Ve sen, o yaranın hem sebebi hem de en sadık tanığı olarak kalmışsın. Çok yakıcı, çok çıplak bir metin.
İyi ki yazılmış diyecek kadar ümitvar duygularla dolu.
Baki selamlar
Ne güzel bir şiir kardeşim, gönülden tebrikler
selamlar sevgiler
Rabbimizin insanoğluna verebilecekleri ile kıyaslayınca hiç bir isteğimiz çok değildir. Hazinesi bol ve geniş Rabbimizden isteyelim. Bazen henüz zamanı değildir, bazen daha hayırlısını vereceği için kabul etmez dileğimizi. Biz verdiğine de vermediğine de şükür deyip istemeye devam edelim.
Selam ve saygılar.
Bu metin, anlaşılma arzusuyla sevebilmenin imkânsızlığı arasında sıkışmış bir kalbin derin iç dökümü gibi; dili ağır ama duygusu çok sahici. “Çok şey miydi istediğim?” sorusu, aslında aşkın en yalın ve en acı talebini tek başına görünüyor.TEBRİKLER.
Bir genç kıza onlarca delikanlı sevdalanır ama birine nasip olur.
O da gönlü kime akarsa.
Eskiden bir genç kız gözünü gönlünü sadece sevdiceğine açarmış. Onun gayrısında yabancı erkek bilmezmiş. Bir delikanlı da sevdiceğinden başkasına dönüp de nazar etmezmiş.
Bu şiir de bize bu özelliği anlatıyor.
Ama şimdi öyle mi kız olsun oğlan olsun her birinin elinin altında onlarcası var.
Birinden gönlü geçerse diğeriyle düşüp kalkıyor.
Onun için yeni nesillerde ahlak diye bir şey kalmadı üstadım.
Rabbım en kısa zamanda bu asil millete eski güzel ahlakına ve özüne dönmeyi nasip eylesin. Selamlarımla üstadım.
Nesrin kardeşimiz Bu şiir de, hayatın zorluklarıyla yeni tanışmış bir ruhun hem kırılganlığını hem de direncini çok naif bir şekilde yansıtıyor. Karanlık ve ışık arasında titreyen duygular, okuru hem içine çekiyor hem de hayata karşı hâlâ umutlu bir bakışı hissettiriyor.TEBRİKLER.
Resim öyle acı ki bakanın yüreği buz tutuyor
İlk gördüğüm an canlandı zihnimde
Ateş sadece düştüğü yeri yakmazmış onu anladım o gün.
Şiirinle bir de resim birleşince inan ki bağrımın orta yerine saplandı o acı yine.
Rabbim esirgesin tekrarından beterinden.
Hiçbir anne baba evlat acısı ile yanmasın.Hiçbir evlat da anne baba acısıyla sınanmasın. 😔
Bölgede yaşayan biri olarak sitemizin seçkin kalemi Adem Hocamı yürekten selamlıyorum. Çok teşekkür ederim. Ders çıkarmak için
Kıyametin provasını bize gösteren Rabbimin Celali Sıfatlarından af, bağışlanma ve sükûnet dileyerek cemali sıfatlarının merhametine sığınıyorum.
O ki hem Rahman'dır hem Rahim'dir
Selam duam ve saygımla efendim
Hayırlı günler
Bu hayata b dair bir deneme değil bir sitem şiiridir. Şiirler bölümünde yayınlayın lütfen.
Kalemine ağlayan yüreğine selam olsun Adem hocam. Bu ve ondan önceki yıkımların sızısı halen yüreklerde demleniyor. Bedel ödeyeni gören var mı? Pardon! Ben göremedim de...
Selamlar saygılar değerli hocam
İshak hocam yazar da boş mu yazar. Elbette hakikati yazar. Hakikatleri muhataplarının yüzüne bir ayna gibi tutar. Öyle bir dönemki aynalar utancından çatladı da muhataplar bir türlü utanmayı beceremedi.
İshak üstadımın dizelerinin yanına yakışmayacak ama iki dörtlük gönül sesiyle eşlik etmek geldi içimden. Kelamına, kalemine saygılar üstadım.
Çeyrek asır oldu ezberledim seni
Sabır dedin, şükür dedin bizlere
İnandık şükrettik kadere bağladık
Kadere bağımın vergisi nerede
-*-
Yalanlarını iftiralarını bohçaladım
Gün gelecek açılacak çıkınlarım
Yamalı bohçamla dikileceğin sana
Çıkınlarımın vergisi nerede...
Adem hocamız Bu şiir de, depremin yalnızca şehirleri değil, insanın iç dünyasını da yerle bir eden sarsıntısını güçlü imgelerle anlatıyor. “Kalbim göçük altında” dizesi, hem bireysel acıyı hem de ortak yasın ağırlığını şiirin omurgasına dönüştürüyor.Tebrikler hayırlı cumalar.
Adem Hocam, esasen ateş düştüğü yeri yakıyor. Vicdani olaraktan hepimiz üzülüyoruz fakat o anı yaşayanlarsa bir ömür yanlarında taşıyor bu acıyı. Geriye kalansa duyarlı kişiler..
Allah bizleri her türlü bela, felaket ve afetlerden korusun İnşallah.
Sağlıklı mutlu huzurlu günler diliyorum.
Saygılar
Ne çok acı biriktirmişiz bizler insan olarak toplum olarak zihinlerde hele ki ta derinde yüreklerde yer eden.
Depremde ölen tüm vatandaşlarımızın mekanı cennet olsun ve yüce Rabbim bizlere böylesi acıları yaşatmasın yeniden.
Depremler devasa sınavlar ve öldüren hep de çürük binalar.
Tarifsiz acılar tarifsiz kayıplar.
Bu minvalde kaleminizi saygıyla selamlıyorum Adem Hocam.
Başımız sağ olsun.
UNutmayalım unutturmayalım.
Sonsuz selam saygılarımla değerli hocam