Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Kıymetli Gülüm Hanım; mısralarınızdaki acıya dokunmamak elde değil. Kendi köklerine tutunup, kimseye eyvallahı olmayan kendine has kalbiniz kelimelerin arasından bir rüzgâr gibi esiyor. Annenizin kokusunu şiire katık etmeniz ise metni bambaşka bir derinliğe taşımış. Kaleminize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demek,o yılanın bir gün gelip muhakkak dokunacağına imza atmak demektir. Zira dünya yanıyor dediğiniz gibi. Feraset ve basiret sahibi olmak duasıyla Yüreğinize sağlık hocam , selamlar
betimlemeler, benzetmelerle ne güzel anlatılmış Üsküdar. Demli bir çay tadında Tebrikler Saygılar
Susmakla değil, kelimenin keskinliğiyle dövüşenlerin sessiz onuru insanın yüreğine oturuyor. Hançeri belden çekip dile yerleştirmek, her babayiğidin harcı değildir. Emeğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Yine o nev-i şahsına münhasır üslubunla, 1974'ün o tozlu ve hüzünlü hatıralarından tutup bizi Mısır firavunlarının dehlizlerine kadar sürükledin bizi Canım Abim. Bir yanda "çürüğe ayrılmanın" verdiği o buruk gönül sızısı, bir yanda Kıbrıs Harekatı'nın toplumsal yankısı, diğer yanda ise Bakırköy sahilinde bir turiste "Tarzanca" yol tarif eden altın madalyonlu abiler... Gerçekten tam bir Türkiye panoraması! Sizin gibi mizahı sanata dönüştüren üstadın, kelimelerin köküne ve ruhuna vakıf bir edibin, "İnsanlığın ilk dili nedir?" sorusunun peşine düşmesi hiç şaşırtıcı değil. Zira biz biliyoruz ki, asıl mesele ne söylendiğinden ziyade, o ilk "kelamın" hangi gönül dilinden döküldüğüdür. O "Tarzanca" dediğiniz şey aslında iletişimin en çıplak halidir. Ama sizin İngilizcenizin iyi olması ve fen derslerinden "nal toplamanız", tipik bir edebiyatçı dehasının habercisiymiş zaten. Hz. Adem Peygamber'in dili: Bu konu İslam alimleri aras...
Öncelikle biricik anneannenize Allah'tan rahmet diliyorum . Mekanı Cennet olsun . Yazınız, yas sürecinin o çok konuşulan "gürültülü" halinden ziyade, "sessizce kapanan bir kapı" gibi içe dönük ve yıkıcı etkisini muazzam bir dille dışa vuruyor. Gökyüzündeki yıldızların sönmesini bir "yara izi" olarak tanımlayan anneanne bilgeliği, metnin merkezindeki o onarılmaz boşluğu şiirsel bir zemine oturtuyor. Bu metafor, fiziksel yokluğun evrensel bir acıya dönüşmesini sağlıyor. Aradaki biyolojik isimlendirmeyi aşarak ona "annem, babam, her şeyim" demeniz, kaybın sadece bir akraba kaybı değil, bir kimlik ve sığınak kaybı olduğunu çok net hissettiriyor. İnsanın kendi ruhunda "mülteci" kalması tasviri, aidiyet duygusunun yitimi üzerine söylenmiş en güçlü ifadelerden biri. Dışarıdaki dünyaya yabancılaşma, yasın en yalın haliyle betimlenmiş. "narkozun bitişi" vurgusu, gerçek acının kabulleniş aşamasında nasıl taze ve keskin kaldığını gösteriyor. <...
33 sene etrafına ışık saçan ve halen saçmaya devam eden bir insanın simsiyah olabileceğini düşünemiyorum. Sadece olsa olsa o kapı üzerine kapandıktan sonra üzerine siyah elbiseler giymiş ve o elbiseleri hiç çıkarmamıştır ama her türlü ahval ve şeraitte kendisini yakma pahasına etrafına ışık vermeye devam etmiştir üzerindeki siyah elbiselerle. Ben böyle düşünüyorum ve Anneannenize Allah'tan rahmet diliyorum. Selam ve saygılar.
Çok Kıymetli Sami Hocam; tarihin tozlu raflarıyla Bakırköy banliyö hattını aynı vagona bindirmek müthiş bir maharet; ancak siz başarırdınız bunu bence. insanın "sahiden, o ilk kelime neydi?" diye sormadan edemediği, merakı diri tutan şahane bir başlangıç olmuş. Bölümleri bekleyeceğim hevesle. Aşk ile eyvallah.
Vatan savunması kadınsız olur mu? Tarih örneklerle dolu. Yüreğinize sağlık Saygılar
Şeyh Şamil'e ve şeyh şamil'in yolunda giden kalbi, iman dolu Çeçen'lere, Kafkasyalılara selam olsun. Bizler farklı devlet ama bir milletiz. İnşaallah birgün Türk birliği kurulacak ve Türkiye de lideri olacaktır. Selamlarımla.
İnşaallah. Artık her şey bitti dediğimiz anda Rabbım nice imanlı nesiller yaratır. Hiçbir zaman ümitsiz olmamak gerekir. Selamlarımla değerli şairem.
Resmin sağındaki Oscar Wilde'a ait söz bana yetti. Bu insanlar boşuna dünya çapında tanınan, sevilen, okunan insanlar olmuyorlar. Ne güzel demiş: Bu dünyada sadece iki trajedi vardır. Biri istediğini elde edememek, diğeri ise elde etmektir. '' Dedikodu gibi olacak ama mesela ben. '' İstediğimi elde edinceye kadar bayağı bir çile çektim. Üzüldüm, ağladım, sızladım. Annem '' Oğlum kaderi zorlama fazla hayırlı değil sanırım. Hayırsızsa olmasın '' dedi, ben ise '' Hayırlı da olsa, hayırsız da olsa bu olacak'' dedim. Oldu sonunda. Oldurmak için kaçırdım. ( Yaaaaa, bu topal bacakla bir de kız kaçırdım ) Yani istediğim olana kadar bayağı bir trajedi yaşadım. Babası tarafından vurulma korkusu bile vardı o trajedinin içinde. Evet, istediğim oldu ve sözde mutluydum ama asıl trajedi hemen peşinden başladı. Neyse o kısma girmeyeyim zira ciddi ciddi dedikodu...
Allah var gam yok diyenin önünde kim durabilir ki zaten Ve "Eğer ki azıcık kaldıysa insanlık denen bakiye" bu dünya olma mı cemnetten bir bahçe Yüreğinize sağlık Gülüm hocam Muhabbetle&#128144;
Kartal Dansı... Fotoğrafa baktığımda bizim Şeyh Şamil dansına benziyor. Kimse darılmasın-gücenmesin ama ben Kazaklara oldum olası güvenmiyorum. Ermenistan'ın bağımsızlık gününde en gösterişli avm'lerine Ermeni bayrağı yansıtan insanların nesine güveneyim? Kartal dansını da Şeyh Şamil olarak seviyorum. Haa Kazakistan'ı sevmeyelim mi? Ona düşman mı olalım? Hayır ama temkinli ve mesafeli olalım. Selam ve saygılar.
Çok güzel bir konu yakalamış ve harika bir şiir yazmışsın. Candan tebrikler. Nesimi'nin dediği gibi '' Rızkımı veren Hüda'dır, kula minnet eylemem '' Selam ve saygılar.
Kulunun rızkını veren Allah’tır. Onun için hiç endişe etmeyiz o konuda değerli üstadem. Selamlarımla.
Kıymetli Barbaros Bey, ışık taşıdığımı sanırdım derken avuçlarda kalan kirli izlerin acısını hissetmemek imkânsız. Vitrinlerin parıltısıyla maskelenen bu büyük karanlıkta, insanın kendi nabzının duvarlara çarpıp geri dönen kimsesiz sesini duymak, bugünün dünyasında yüreği olan herkesi kendi içindeki adsız ateşle yüzleştiriyor.Aşk ile eyvallah,
1982’nin o sıcak Ağustos’unda takılıp kalmış bu tertemiz acı, üzerinden geçen onca yıla rağmen hâlâ taptaze bir yara gibi sızım sızım sızlıyor. Bir bakkal dükkânının önünde bekleyişin çocuksu heyecanıyla, bir mektubun satırları arasına gizlenmiş büyük korkunun çarpışması, insanı alıp eski, siyah-beyaz mahallelerin samimiyetine götürüyor; vuslatı olmayan bir aşkın böylesine yüce bir duaya dönüşmesi ise ancak kalbi geniş bir insanın harcı olabilir.Aşk ile eyvallah,
Kıymetli Gülüm Hanım, satırların arasından sızan kırgın ama dik duruş, insanın yüzüne sert bir rüzgâr gibi çarpıyor. Kalemin, haksızlığın karşısında eğilip bükülmeden, adeta bir hesaplaşmanın içinden geçerek yankılanmış. Helal lokmanın ve dürüstlüğün sessiz ama gür çığlığını iliklerime kadar hissettim; belli ki bu sözcükler sadece kâğıda değil, doğrudan hayata dokunmuş. Aşk ile eyvallah,
Hani derler ya insan hastayım dediği anda zaten psikolojik olarak hastadır en iyisi iyiyim demek zira fiziki olarak hasta da olsak onu yenecek olan yine psikolojidir tabi doktor sadece aracı şifayı veren Allah'tır şiir inşallah kurgudur hocam değil ise Rabbim tez zamanda şifa versin inşallah saygılar selamlar