Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Ne giden annelerimizi nede çocukluk yıllarımızı geri getirebiliriz.Ama bizler çocuklarımız için onlar kadar saf ve temiz olmak zorundayız.Ah keşke diyecem ma keşkeler le olmuyor dost kalem şiirlerinizi sırf şiirime yorum yaptıgınız için okudugum için üzgünüm .keşke demiyeceğim ama bundan sonra takipcisi olacagım zamanım oldugu müddetçe, esen kalın şairem.
Aşkın öyküsü çok eskiye dayanır. Adem ile Havva arasında geçen hikaye, dünya kurulduğundan beri insanın aşka olan ihtiyacının en belirgin göstergesidir. Buna rağmen, insanın temel ihtiyaçlarını sıralarken nedense listedeki hak ettiği yeri almaz. Yemek, içmek ve uyumak bedensel gereklilik olarak elbette önceliklidir. Ancak sevgisiz bir beden neye yarar ki? Aşkın kime duyulduğunun önemi yoktur. Yüreğinde bu duyguyu taşıyabilmektir değerli olan. Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Romeo ve Juliet gibi kadın erkek ilişkisi içindeki meşhur karakterleri bir hatırlayalım. Sonra Mevlana'yı, Ömer Hayyam'ı düşünelim. Daha adını saymadığımız niceleri aşıktı. Aşkın nerede yeşerdiğidir onu özel kılan, kime olduğu ancak hayatın içinde anlam kazanır. Bir yürek sevmeyi öğrendiğinde, tıpkı güneş gibi, vücudun her hücresini parlatır. Aşık birini yolda yürürken bile ayırmak mümkündür. Yaydığı enerji ile bir mıknatıs gibi insanları kendine çeker. Girdiği yer aydınlanır. ...
Safiye Sultan hani bu şiire harika bir şarkı giderdi dedim daha baktığım ilk anda. Çeribaşının kızı, sazlı sözlü, çengili ya ciddiyim bakmadan müzik olup olmadığına playeri bir açıp bir kapadım, sesi nerede bunun diye. Baktım yokmuş bir şarkı:( Ondan başka kimseler merhem olmaz sızıma Dilerim Rabbim yazsın onu alın yazıma İsterim ana olsun sarı saçlı kızıma Ela bakışlı dilber çeribaşının kızı Böyle sözler yazıyorsun ya tebessüm ediyorum. Bak dua kapılarının açık olduğu ana denk gelir de çeri başının kızı senin hazır askerliği bitirmiş oğullarından birine gönlünü kaptırır mış:)) Sarı saçlı bir de torunun olur muş:)) Hani hece ölçüsünden çok anlamasam da keyifle takip ediyorum dizelerini. Sebebi aslında şu ki evet hani çok güncel konuları böylesi güzel yazıyor olman. Ha bu arada geçen söylemeyi unuttum. Bir şiirinde mezarcının tekini tutup kolundan çeke çeke "aşk" mezarı kazdırmıştın. Geçen gün baktım "tutun şu tabureyi" diye tutturup...
Bu fomülü kaptım , Baş tacı yaptım. Ziyaret. Zerafet. Ziyafet. ... yüreğinize sağlık, dimağınıza esenlik diliyorum üstadım. Bunu ziyaret kabul edin, Zerafetinize hayran kaldım, Ziyafetinizi dört gözle bekliyorum...:=)) dostane selamlar.
İşte olay bu hocam ...suskunluk .ve ağızdan çıkan o kısık kelimelerin insanın kalbine nasıl indiğini gösteriyor harikaydı... seviyorum derin şiirleri. az sözle on ikiden vuran harika şiirler... kutladım
Ateş böceğinin denizden yansıması esnasında,geminin kaptanı dümenini o yöne kırması ve ay ışığının üzerine örtü çekerek o muhteşen görüntüyü seyre dalarken,iki kişilik bir deryada biri kendisi diğeri gönül köşküne oturan sevgili şairin haleti ruhiyesinde,el ele göz göze aşkın yüceliğinde yol alıyor. Diyor ki senin beni sevmen önemli değil,ben seviyorum kayıtsız şartsız. Bu durum yarı hülyalı bir hale dönüşse de; Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabîb, Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır... Fuzuli "Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır." Demek ki şair;aşk acılarla kıvranırken,aynı zamanda acıyla mutluluğu yaşamaktır. Kişinin içinde sevme duygusu var ya ! vuslat önemli değil burada...zaten aşık coğu zaman maşuğuna kavuşmak istemez. Ya göklere yükselttiği sevgilisi ona hayal kırıklığı yaşatırsa,asıl ölüm o anda g...
İlim: ilim bilmektir, İlim:kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsen, Bu nice okumaktır... ... okur yazar bile olmayan ,ismi göklerde Ahmet, yerde Muhammet (s.a.v) olan bir seçilmişe İlk emri :''Oku!'' diye hitap etmenin hikmetine eren var mı dostlar? ''Yaradan Rabbinin adı ile oku'' her şeyi O'nun adı ile okursan neyin ne olduğunu kolay bilirsin ve seninde içinde olduğun kainat kitabını okursun,bilirsin... Bilmek, kendini bilmek,bilmediklerini bilmek, kelimeler duygular ilmek ilmek, bilememenin devamı bilmek... Bilemedikleriniz buysa bildiklerinize hayranım şaire, yüreğinize sağlık dimağınıza esenlik diliyorum... Dostane selamlar.
Vay Hojam :) Tebrikler en güzelinden.. Bazen gitmek gerek....
Siyah beyaz selinde Marşları var dilinde Hocamın da elinde Madalya, kupası var......Deyivedim gari Kutladım Ramazan Hocam Pazartesi Deha da Allaha emanet olasın,sağlıcakla kalasın
Dudakların çekiyor pimini Yüzü kedere dönerken sözcüklerin Payıma susup Mayın döşeli sokaklarında Yürümek kalıyor... Sahi yalan mıydı herşey...? Not mu daha çok hitap etti bana yoksa şiirin diğer bölümü mü emin değilim ama şiirin oldukça yoğun bir duyguyla yazıldığına hiç bir şüphem yok. Şiirlerinizde dikkatimi çeken bir husus, tarihi olayları, olguları ve kişilikleri şiirle başarılı bir şekilde içselleştirmeniz. Diğer şiirleriniz kadar yoğun olmamakla beraber bu şiirde de "Roma'nın ateşine dayandı dilim" dizesiyle büyük Roma yangınına bir gönderme yapmışsınız. Başarılı ancak altı biraz daha doldurulabilirdi diye düşünüyorum. "Masal devrinin devleri hapsetti benliğimi" bu pek akla gelmeyen özgün bir buluş. Tebrik ederim Kaleminize bereket
Bitmiş-tükenmişliğim son iniltisi.Kupkuru sahrada su aramak gibi bir şey.Son bir hamle ile seraba elini uzatmak. Bekir Sıtkı Erdoğanın şiiri aklıma geldi: Sevgilisini halini anlamış olacak ki,tez vakitte imdadına yetişeceğini yazmış. Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri! İbibikler, öter ötmez ordayım. Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! ' Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım. İşte böyle bir name ile yeniden dirilişi bekliyor gönül.Ondan dolayıdır ki,halini uzun uzadıya anlatamamış. Kelimelerin boğazına düğümlediği anları yaşamış. Ra'nalık ile kamet-i şimşadı kılan yad Olmaz mı hacil serv-i hıramanını görgeç Fuzuli Hasretle baktıkça sana, kanlı yaşlar dökülür gözlerimden. Kirpik oklarını gördükçe, delinir bağrım ta derinden...... Bir kere tutulmaya görsün gönül..... Sevgili şairem hoştu,güzeldi.Tebrik ederim.Sevgilerimle.
Resimde bana bakan yürüyüşler vardı yokuşa tırmanan inişe geçen hayat sramalında yürüyüşlerimiz gibi. Bakınca elbette ki takat kelimesini düsündüm kendimce sadece resimde hocam. Yaş ilerleyince takatimizi mi kesiliyor diye sorguladım hatta kendimi. Asıl mesele ruhun yaşlanmayışı dedim kendimce ama bedenin yaşlanışı sorun burda. Ruh istiyor ama bedenin takati yok... Şiiriniz oldukça derin. Rengarenk gün batımının ardından ki günün batması haleti ruhiyemizde bir hüzün bırakır. Gelen gece ve karanlık düşüncelerimin kasevetini, kesintiye uğrattı dizelerde ki yıldırım. Ben tüm insanlar gibi irkilirim yıldırımlardan. Göğün yere yanışı...Yer ve gök bir birine kavuşamaz diye düşünürüz hep. Ama düşüncemi çürütüyor ufuk çizgisi benim. Anneleri düşündüm burada yürekleri dağlanan... Elbette ki evlat acısı sanırım böyle dağlar anne yüreklerini. Kurumuş köklerin bedeni üşür...Üşür dedim sessizce. Mevsimsiz zaman diliminde... Mevsimi değildi, erkendi daha der gibi. Evet...
Bir Müslüman için tek çıkar yol Allah'tan istemektir. Fakat öyle bir hale geldi ki insanımız Allah'tan istemiyor yalvarmıyor dua etmiyor.Ne zaman başı dara gelirse belki o zaman biraz yalvarır gibi yapıyor işler yoluna girdi mi haşa Allah'ı unutuyor. Rabbim bizlere kendini unutturmasın. Sağlıcakla.
az sözle işi bitirmişsiniz yine efnan hanım.turmayı gözünden vurmuşsunuz murat işte bu şiirde... tebriklerimle...
dediğim dedik diyecek değilim de aşağıda alıntı yaptığım dizenin düzeltilmesini isterim yine şiir baştan sona severek okuduğun yerinde ve yakışan alkışlara eş güzelliğinde sağlıcakla: "Öyle bir an geldi ki Zamanı durdurdum Çoştu gökyüzü koptu fırtınadan GÖĞSÜMDEN kalbim çıktı"
mükemmel... şiir yazmak uzun uzadıya karma karışık yazmak değildir. şiir bazen az ve öz olabiliyormuş... yürekten kutlarım. çok beğendim
Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız...Beğenerek okudum...Eleştiri yüzünden kimsenin kimseyle kötü olmaması kalp kırmaması ve kırılmaması tek temennim... Burada şiirler yazılıp panoya asıldıktan sonra şiir artık şairin olmaktan çıkar...Kim ne derse desin ne söylerse söylesin aslolan budur....Herkes dilediği yorumu dilediği eleştiriyi saygı çerçevesinde yapmalıdır...Yorumlar asla küçümsenmemeli ve dikkate alınmalı ki gelişme adına birşeyler oluşsun.... İnsanoğlu dört dörtlük asla olmaz elbette hatalar olacak önemli olan bu hataları görmemizi sağlayan eleştirilerdir... Kimse kimseye bir eleştiri yüzünden kırılıp darılmamalı eğer ki kırılacaksa panosuna hiç şiir asmasın daha iyi.... Saygılarımla...
HİÇBİR ŞEY OLDUĞU GİBİ KALMIYOR İŞTE.BİZE KALAN ANILARIN ESİNTİSİYLE YAŞAMAK SANIRIM.HAR HALİYLE GÜZEL BİR ANI YAĞMURUYDU EYLÜLDE DÜŞEN...TEŞEKKÜR VE TEBRİKLERİM SELAMIMDIR. ŞEN KALINIZ...
tebrik ediyorum...
Yakamozlar denizde, ,mehtabı sardığında Gün batımı renkleri,dağları yardığında ... kıyamadım hepsine sadece ikisini ayırabildim o da kaydı kayıcak elimden... Ülkü hocam harikasınız maaşallah,elinizde ayrı hüner,dilinizde ayrı hüner gıpta ile okudum şiirinizi,inanın çok duygulandım,yüreğinize sağlık,dimağınıza esenlik diliyorum... hocam 7-11 eylül arası Gönen Belediyesi kültür fuarında yağlıboya resim stantı açtınız mı ? yada benzettim bilemiyorum resimleriniz çok tanıdık geldi,bende karakalem karalıyorum fırsat oldukça isimsiz duygular isimli şiirimdeki karakalem çalışma gibi ,şimdilik bi iddiam yok eş dost portresi,hatıra manzara ve kendim için hayali yada beğendiğim fotoları kaleme dökme şeklinde devam ediyor... :=)) selamlar