İşte şimdi çıplak ayakla seğirtiyorum,
Kurnazca saklandığım körebede…
Gözleri bağlı sözcüklerimin,
Sakın bakma ellerime…
Nasır bağlamış tuttuğun günden beri,
Müebbet hapsindeyim kayboldum gölgende
BU KADARI BİLE KOSKOCA BİR ŞİİR BİR DERYA DESEM KIZMAZZSIN UMARIM DOSTT DERİN YÜREĞİNE SEVGİYLE MUHABBETLE DİYORUM HARİKAYDI SADECE KUTLANIR ALKIŞLANIR BU DİZELER DOST
ve yine sensiz bir şehir
yüzüme güneş sıçratan
yalaka bir rastlantıydı belki de
ayağımıza çelme takan
bu kadar mı güzel olur
bir insanı yokluğunda sevmek
bu kadar mı acıtır teni
güneşin elleri
ve bu kadar mı acıdır
aşk dedikleri
Uzun olmasına rağmen kendini okutturan bir şiirdi
İl bölümü daha çok beğendim hatta bayıldım mükemmeldi
hep aynı şarkıyı söylesin
ama sadece bir kişi
buraya kadar birinci şiir
sonrası da ikinci şiirdi adeta
İkici bölümde gözlere takıldı gözlerim.
Çok çok güzeldi
Tebrikler yüreğinize ve kaleminize
Saygı ve sevgilerimle...
Kardan adam ile kardan kadın eriyince
buluşurlar mı sahi
Suya karışmasalar bile
bir gül goncasında
yada çeşit çeşit çiçekte
Yada bir bedende
En çok su var hepsinde
Ve önemlisi
aşıklar yok olur belki
Ama aşklar kalır baki
Tebrikler
Yaklaşım ve şiir güzeldi
Selam ve muhabbetle...
Geri dönüp bakıyorum da yosun tutmuş taşlar gibi anılar. Kırılmış salıncak kurduğumuz dallar. Aynalarda dost değil, hıncını alıyor yıllar. Vakitsiz yağan karlar gibi saçlar. Ya derin çizgiler, hangi sağanak iz bıraktı böyle?
Kırk yamalı bohçalarda saklardım, oysa; sevgimi, hayallerimi, umutlarımı… hangi uğursuz baykuş alıp kaçtı? Hangi sularda uğunur şimdi
Oyle degilmidir guzel kalem ,is isten gectikten sonra kaybedilenler degerli olup kiymete biner.
Gune gelen yazinizi ve sizi ictenlikle kutlarim,tebriklerimle.
Karanlığın dehlizlerinden gelen bir çığlık deldi geceyi. Şafaklarım kanadı, günün ilk ışıklarında.…Ellerimdeydi daha dün, nerede düşürdüm apansız? Değerli bir taştı sevgi, umut ve gençlik
üstadım sizin her zaman söylediğiniz bir söz vardır bana :her gecenin sabahı vardır diye şiirinizi ilk okuduğumda aklıma ilk gelen buydu aslında ve güneşi gördüm satırlarınızda varolun .
Pervane dudağına getirsin iki keklik,
Canlarımın yüreği olmasın delik deşik,
Aşkım boyun bükmesin, kalsın asrımda dimdik,
Yetim meydanlarıma dizilsin efelerim.
Cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz Ömer Hocam
Tabi Ülke Cennet gibi olunca göz dikeni, fesadı da çok oluyor
Ne yazıkki hem içeride, hemde dışarıda
Bunun sonucunda YETİMİ bol bir ülkeyiz
Keşke böyle olmasak
Daha dün Kurtuluş Savaşında yüzbinlerce çocuğumuz babasız kaldı.
Yetmedi
1970 lerde oynanan oyunlar sonucu binlerce çocuğumuz yetim kaldı
Şimdi de doğu ve güneydoğuda Kardeşi kardeşe kırdırma politikası yürürlükte
Ve maalesef yüzyıllardır aynı yastığa baş koyduğumuz, aynı kıbleye döndüğümüz
ve aynı topraklar için kader birliği yaptığımız kardeş bildiğimiz insanlara yaptırıyorlar tetikçiliği
Oysa gönül isterdi
Şöyle kaykıla kaykıla bir harmandalı oynamak
Ama heveslerimizi hep kursağımızda bıraktılar
Ve biz uyanmadıkça bırakmaya da devam ed...
Aşk ta güneşin çiçekleri açar
onları seyreder gözler
dizer yüreğe
o çiçeklerden tek biridir
yürekteki ateş
her mevsimde dumanlıdır
her mevsim dumanlı yürekteki ateşe...
eyvallah yüreğe...
1725 demiş şair... En çok burası dikkatimi çekti... Ve aklıma neler geldi neler...
Güzel şiirdi... Tebrik ederim...
Yazınız , gerçekten de " Zamana sitem " ' dir.
Gizli bir el , sanki , büyüsünü sessizce zerk etmişçesine , cazibesini katmış yazınıza...
Ahmet Hamdi Tanpınar'dan , Ahmet Haşim'den , Cahit Sıtkı'dan esintiler üslubunuz içeriside erimiş vaziyet arz ediyor . Çok güzel örneklendirmişsiniz.
Orijinal bir " Deneme " okuduğumun itiraf noktasındayım.
Beni bu noktaya kim getirdi ?
Hem teşekkür, hem bolca tebrikler...
Ben kağıdımla dertleşir gibi yazıyorum. Dert ortağım gibi. Ve dert ortağımla konuştuğum şeyleri de ezberlemeye gayret etmiyorum.Aslında ezberlemek lazım ama bu kadar uzun bir şiir nasıl ezberlenir ? Ki bunun gibi nice şiirleri vardır o şairin... Ayrıca her an aynı duyguyu yakalayamıyoruz şiir okurken. Mesela çok hüzünlü zamanımızda yazdığımız şiiri mutlu anımızda okuyasımız gelmiyor. Bir zamanlar benimde aklımı kurcalayan bir meseleydi.Gerçekçi ve ilginç bir konu. Tebrikler Nihat abi :)
Gecikmiş yağmurlar
Affına sığınıyorum küskün ruhunun
Arıyorum boşlukları nafile
Yokluğunu bile bile
Ayrılmaz ayrılık,vafalıdır dostlukta
Öğrensem de sadakatı
Anlıyorum dönmeyeceksin.
yağmurlar gecikmiş ancak ben yine geldim...
eyvallah...
"Yağmur saçlı kız ağlıyor yorgan altında
Yalnız değil yirmi yaşında"
Şiir bütünüyle özgün ve güzel de alıntıladığım şu bölüm bir başka. Ya da bendeki özel çağrışımlar, bu başkalağın sebebi. Kişinin, kendi yaşının, kendisine yarenlik yapıyor olması çok etkin bir imgelem. Bunun düşüncesi bile müthiş.
O halde herkes kendi yaşı oranında mı kalabalık? Peki öyle...
Zaten biz de (bizden kasıt yaşıma müstezat, yirmi sekiz adet ben. Aslında buçuğu da var ama kendisini adamdan saymıyoruz.) bütün kalabalığımız ve alkışlarımızla bu şiiri tebrik ediyoruz.
İşittiniz mi?
Eyvallah
Yıldıray Bey bu nasıl bir şeydi...
Okurken aklımdan öyle şeyler geçti ki bunları sizinle paylaşmayı çok isterdim....
Ne yazık ki şuanda işteyim hepsi içimde kalmaya mahkum olacak...Anlatım, verdiği mesaj, içerikteki özgün ifadeler nasılda alıp götürdü beni...
Alıp götürdü diyorum çünkü düşüncelerimin içinde bir sürü odacıklar belirdi...
Ve her odacıkta bambaşka betimlemelerle şiirinizin içinde sürüklendim...
Nefisti...
Çok şiirdi...
Çalış çalış, durma sen de,
Çiçek çiçek her desende,
Vefakârım ben desen de,
Cefada pusu ararsın.
Bu kıtayı çok beğendim...Çok güzel işlenmiş... Şiirlerinizde seçtiğiniz konuları çok beğeniyorum... Tasavvuf, toplumun değerleri, insanların yaptıkları, yapamadıkları, gördükleri, göremedikleri kendinize has bir üslupla mısralara dökülüyor...
Bir süre sonra bende köklü bir değişiklik yapacağım şiirlerimde...
Artık sıkıldım ayrılık, aşk, özlem ve derinliği melankoliden oluşan şiirler yazmaya...
Artık daha farklı yazmam gerektiğini hissetmeye başladım...
Şimdi bu şiiri okuyunca daha da pekişti bu düşüncem...
Her ne kadar yoğun olduğunuzu bilsem de şiirlerinizi eklemeniz için fırsatlar yakalamanızı rica ediyorum...
Sizi okumak güzel...
Tebrikler...
şiirde bütünlük göremedim ben
girişi ile bitişi farklı bir anlamda gibi geldi bana
kafiye düzeninde serbest şiir olmasınıda ayrıca çok yakıştıramadım
biraz düzenleme ile daha güzel bir eser olabilir diye düşünüyorum
seslendirme gayet güzel olmuş kutlarım
susunca dil
tüm azalardan gelmeli ses
ya eriyip bitmeli
ya da, çekip gitmeli
muhteşem bir seslendirme...
şiir de bir o kadar güzel....
ama bir şey eksik sayfa düzeni onu da ben yapıyorum....
eyvallah....
Sabahtan bu yana gelip gelip gittiğim şiirlerden biri bu şiir.öylesine güzel saklanmış ki, sembollerle bezenmiş. Yer yer pastoral özellikler modern şiire konu olabilecek kadar törpülenerek çok güzel bir şekilde işlenmiş şiirde.
Betimlemeler dikkat çekici. Ben tek tek buraya yapıştırmak istemiyorum.
Zengin çağrışımlar var ki o çağrışımlar şiiri bir hayli arşınladıktan sonra bulunabilecek özellikte..
Oynadığımız bir kör ebeden başka nedir ki? Peki kör ebe oynarken çıplak ayak koşmakta neyin nesi, gözleri bağlanan biz değiliz.evet çıplak ayak koşuyoruz ki aşkın e hali kavlince bir yönelişin içinde buluyoruz sürekli kendimizi. Öyle olmasaydı Sevgilinin bir dokunuşuyla, duygularımızı neden kapatalım ki dış dünyaya.Bir o bilsin steriz işte bir tek o anlasın.bizi kendimize getirecek yegane iksir onun elindedir. Dolayısıyla şifadır işte o.
Her ne hikmetse hep ben (de) kaybetmişimdir misket oyununda.Dük yemişimdir hep.çatlamıştır bir yerler. Ve yama tutmaz,bir delik gibi yada çı...
Yürüdü
Kalbinin küçücük su birikintilerinde
Devasa şiirler yüzdüren kadın
Mutluluğun ekşimiş suratıyla
Solgun çiçekler İçinde unutulmuş güz
Ağlıyor son nefesini veren ümitler
Göğe yükselirken suskun adaklar
Boynu bükük dileklerin son çırpınışı
küçücük kalpte devasa şiirler yazdıran kadın...
eyvallah ne diyelim....
geçecek sabret diyen kullar yalan söyledi
seferine bilet kesen yollar yalan söyledi
vuslattan haber veren fallar yalan söyledi
ikliminde yeşeren dallar yalan söyledi
hasretini bileyen yıllar yalan söyledi
ebruli gökkuşağı ayağına dolansın
eyvallah şair...
özgün mısralar...
hece yazarken bu kadar orjinal sözcükleri bir arada toparlayabilmek her babayiğidin harcı değil..
beğendim şiiri...
şair ne zamana kadar kayıp...
eyvallah yüreğine....
Kalbinin küçücük su birikintilerinde
Devasa şiirler yüzdüren kadın
Mutluluğun ekşimiş suratıyla
Solgun çiçekler İçinde unutulmuş güz
Ağlıyor son nefesini veren ümitler
Göğe yükselirken suskun adaklar
Boynu bükük dileklerin son çırpınışı
Huzunlerle karismis ic duygular siire inci gibi dizilmisti.
Tebriklerimle yinede huzunler siirlerde kalmasi dilegimle.
Saygilar