Şiir öylesine muazzam bir şekilde örülmüş ki her dizenin ayrı bir bağlantısı var... Çıplak ayakla seğirtmek, nasır bağlamak, körebe saklanmalar, sözcüklerin gözlerinin bağlanması...
Her okuyanın kendi hayatından izler bulacağı duygular büyük bir ustalıkla kurgulanmış....
Bunlar yetmezmiş gibi, misket oynarken kaybetmek ve yuvarlanmak, kar tanesi ile gecenin beyazının avuçlara düşmesi, üşümek ve güneşler çağırmak...
Çocukluktan ergenliğe geçişle birlikte yaşanan temiz duyguların kelime kelime ve ustaca semboller kullanılarak ifade edilişi takdire değer...
Tırpan izi, harman yeri , düvenin tırnakları, acıtma canımı, üvendiren izlerinin olması, peşinde dönmek, ve tüm bunları okurken akılda bir resmi karelemesi...Hani konudan kopmadan aynı resme bakmamızı başarıyor şair...
Ve şairimiz son bendinde şöyle bağlantılar yapmış:
Annesine küsen çocuk hırçınlığına benzetmiş duygularını, pamuk şekeri kullanmış, yağmuru, rüzga...
yalancı tebessümler eşlik ederken gözlerime
masumluğu katledilmiş duygularımın ceset haliyle
sessizce ölü toprağı değmişçesine çöküyor üzerime
sığınağını arayan yorgun biçare hayallerimde
DEĞERLİ ÖĞRETMENİM
Çok ama çok etkili bir şiir...
Mısralar gergef gibi işlenmiş...
daha çok okumak isterim sizi...
eyvallah yüreğinize...
İnsafı yok bana geçen zamanın
Tükendi mecalim kalmadı dermanım
Elinden olsun ölüm fermanım
Son arzum deyip kabul edeceğim
bir ömrümüz var uğrunda tüketilsin ne yazar...
eyvallah yüreğinize...
Sevgide marifet sevende değil, kendini sevdirendedir.
Ben annemi seviyorum ... Hayır, annen kendini sana sevdirtiyor, emek ve ilgi anneden geliyor
Babamı seviyorum ... Hayır , baban kendini sana sevdirtiyor,
Öğretmenimi seviyorum .. Hayır, Öğretmenin kendisini sana sevdirtiyor . Emek ve ilgi öğretmenden geliyor,
Eee. seviyorum diyene pek de bir iş kalmıyor , bütün emek karşıdan, kendini sevdirenden geliyor ..
Ya da;
Arkadaşımı sevmiyorum ... Hayır, arkadaşın kendini sana sevdirtmiyor .
Senin sevip sevmemeni sağlayan, karşındakinin yapısında, elinde, dilinde ve gönlünde olan bir süreçtir !
AŞK ve SEVGİ kavramları çoğu zaman aynıymış gibi algılanıp
savunulsa da; aslında birbirinden farklı kavramlar olup, farklı anlamlar içerir ..
Aşk ; belli yaşlarda başlar, belli yaşlarda biter ( 5 yaşındaki birinin aşık olamayacağı gibi !)
Aşk, geçicidir, akıl tatilde olur, süreci tamamen duygu yönetir .
Aşk, ihaneti, n...
Sensiz, dokunsan ağlayacak çocuk gibi şehir
Bense çoktan büyümüş, yalnız bir delikanlı…
değerli meslektaşım...
şiir başlıbaşına bir başyapıt...
bunu sadece pencerenin ışığına kulak vererek söylemiyorum çocuk gibi bir şehirde büyümüş yağız bir delikanlı olarak söylüyorum....
birşey sorabilir miyim sahi ya gözyaşının ateşi nasıl düşer söyler misin....
çok beğendim...
eyvallah yüreğinize...
" Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat ! Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat"
[ Necip Fazıl Kısakürek ]
Ne zamana dur, ne de gidene gitme diyebiliyoruz Nar-ım..
Zaman üstüne düşeni yapıyor umarsızca, yitirdiklerimizin acısına rağmen pervasızca sızıyor aynalardan..
Kelimelerin kifayetsizliğiyle karşı karşıya kaldığım bir an, bu an..
Asla annenin yerini tutmaz hiç kimse, ne desem boş, Rabbim sabır versin..
Rahmet diliyorum gani gani..
Bu dost yürek her daim yüreğinin kıyısında olacak, emin ol..
Ne mutlu annene sen gibi harika bir evlat yetiştirmiş..
Daim sevgimle can şairem...
Hep ben kaybediyorum misket oynarken,
Yuvarlanıyorum çığdan kopmuş kar tanesi gibi
çok başarılı dizelerdi sayın Efiloğlu
bilhassa finalden çok etkilendim
kutlarım
Dünyayı dize getiren efsane Osmanlı'nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ve büyük aşk'ı Hürrem Sultan'ın bir kız çocuğu gelir Dünya'ya . Efsane bir ask'ın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane aşkların en temeline en masalsı olanına ithafen ismi Mihrimah konulur Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.
mısralar da Mimar Sinan'ın aşkı nisbetinde yürek harcıyla karıldıktan sonra satırlrada yükselmeye çalışmış. KAlem tutan ellerin yüreklere cevap mahiyetinde kelimelerinin neticesinde ortya çıkan bu dizeler bütünün yürek sahibini kutluyorum.
Okurken tarihin sayfalarında gezinmenin sevincini tattırdığı iiçin hocamıza teşekkürler.
KAlemin ve yüreğin daim va kaim ols
AĞLATTINIZ...
Şiirin neresinden bir bölüm alsam dedim ama yine de yetmezdi, satırların arasında gezinen ağlamaklı çocuğun meramını anlatmaya... Maziye dair izler gün ışığına çıkmış şiirle harmanlanmış en duygulusundan sunulmuş bizlere.. Ertelenmiş hüzünleri yaşıyordur belki ŞAİR bugünlerde, hepimize olur ya zaman zaman.. Yaşanmışlık kokan şiirleri çok beğeniyle ve duygu yoğunluğuyla okuyorum.. Ben 2 yıl kadar öncesinde şiire yeni başladığım sıralarda ' Bulutlarımın yoğun dipsiz göleti ' adlı bir şiiriniz vardı.. Halen var.. Anımsıyorum şimdi yaklaşık olarak 100 defa okudum desem kesinlikle abartmış olmam.. Bilmediğim bir alan, şair burada ne demek istemiş, hiç bir fikrim yoktu.. Şu an biliyorum ve yüreğimin derinliklerinde kana kana hissediyorum..
Sayfanın kıyısına gözyaşlarımı bıraktım, onlar anlatsın anladıklarını...
Ben susuyorum...
Tebrik ediyor, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum ŞAİR...
Okuduğum diğer şiirlerinizden başka bir havası var bu şiirin. İlkin, kalem çok sıkı kavranmamış parmaklarca. İmge ve onu tamamlayan kişisel tasvirler doğal akışı içinde düşmüş sayfaya. Sonra diğer şiirlerinize egemen olan büyümüş ve kendi varsallığında herşeyin üstesinden gelen erkek tiplemesi burada daha toy yaşların acemiliğine evrilmiş. Bu durum, tevellüdün genç ürünler vermeye engel olmadığını kanıtlar nitelik de.
"Yarım kalan okul öykülerini
Ve yarım kalan çocuk demlerinin yanılsaması
Memleket kalleşliğine mecbur etmişse beni" gibi...
Son olarak kendime kızmışlığıma değineyim biraz. Daha önce yazdıklarınızı bu denli dikkatli okumamıştım nedense. Bir önyargı değil bu. Nedenini bilmiyorum. Ancak her zaman üzerinde dikkatle durulması gereken, nitelikli ürünler verdiğiniz bir gerçek.
Beğenimle
Eyvallah
Sevgi; hayatın en güzel rengi aynı zamanda en ham ve değerli madenidir. Yeter ki işlemeyi bilelim.
nerelerdesin sen Aysel Hanım...
yokluğunda gölgen ile idare ettik ancak her şeyin aslı güzel değil mi? Çünkü doğal olan her şey sahtesinden anında ayırt edilir...:)
eyvallah yüreğine...
Arıyorum boşlukları nafile
Yokluğunu bile bile
Ayrılmaz ayrılık,vafalıdır dostlukta
Öğrensem de sadakatı
Anlıyorum dönmeyeceksin..
ıslatmaz toprakları
gecikmiş yağmurlar....
eyvallah yüreğinize....
Eksiğim var mı?
Senin gibi güçlü şair olabilecek miyim ?
Sakın kıskanma !
Belki de boynuz kulağı geçer üstadım.
...
(affınıza sığınarak)
boynuz dedinizde geyik çağrıştırdı,
geyik deyince de muhabbeti.
Malum elimiz boş göynümüz hoş
şiir olmuyor yorum yazalım ...
Sakın ha şair !
istatisliklere kanıp gevşeme,
bildiğinden şaşma,
orjinalliğini bozma,
şiir değilse bile yaz,
kendin için yaz,
desinlere yaz,
yazmayanlar adına yaz,
unutma ;
sen yazmazsan bir eksiğiz !
...
kendi adıma söyü/yorum sizi 3 sebeple okuyorum sadece;
1-a) barışık olduğumuz için,
b) karışık olduğumuz için,
c) alışık olduğumuz için,
ç) o da beni okusun diye,
2-a) başlıklarınız çekici ve çarpıcı diye,
b) olurya bir gün şiir yazarsınızda kaçırmayayım diye,
c) ünlü olduğunuzda imza istemeye yüzüm olsun diye,
ç) kitabınız çıkınca parasız alayım diye,
d) yorumlarımı cit/t...
Şimdi nerden tutsam elime gözyaşı bulaşacak, ruhum kıpır kıpır bunu biliyorum. Öyle bir manzara ile karşı karşıyayım ki!
Nerden tutsam yoksulluk; nerden baksam karışıklık… Elimi attığım yerde kader çizgileri karşılıyor gözlerimi.
İşte her zaman düşündüğüm, düşündüğüm gerçeği sürekli her ortamda bıkmadan, usanmadan yorulmadan, dillendirdiğim gerçek… Şairle bulundukları ortam ve kendi yaşayış şartlarını, geçmişi öylesine güzel dile getirmeliler ki, biz şairim duygusu ve düşüncesini kavrarken, onun hakkında bilgi sahibi olurken, şairin bizi aydınlatacağı bir şiir olurken bu bizim insan olduğumuzu hatırlatmalı ve insanlığımıza katkıda bulunmalı şiir…
Her halinden memleketin karanlık devirlerinden süzülerek genç nesillere yol göstermek için gelen bir şiir olduğu belli oluyor şiirin.
Şairin muhatabı kimdir şimdi? Sevgili olabilir; anne ya da vatan. Gelecek nesiller. Her kimse kim. önemli olan seslenilen kişiyi muhatap alırken, bize ulaştırdığı mesajdır önemli olan.
Bir şa...
Şiirden çok şairin üstadım diye nitelendirdiği kişiye gönderdiği mesajlar dikkatimi çekti...
Sitede en çok okunanlar listesinde isminize ve şiirlerinize rastlamak mümkün...
Bu sanırım sizin amacınıza yavaş yavaş ulaştığınıza ve belli bir kitlece beğeniyle okunduğunuza kanıttır...
Kutlarım...
Zaman zaman okuduğum şiirlerden beklediğim üslupta bu oldu...Tıbkı bu şiirdeki gibi...
Hani tarihten, bilimden, bilgiden, insanlardan, yaşanmışlıktan izlerin olduğu dolu dolu şiirler okuyup ruhun ihtiyaç duyduğu her türlü görsel ve bilgisel öğelere rastlayıp insanın bir takım soyut açlıklarının giderilmesi...Aslında salt anlamda soyut demem yanlış olur hem soyut hem somut ihtiyaçlar çünkü...
Bu şiir tam da bahsettiğim niteliklerde bir şiirdi...
Okudum , bir kere daha okudum ve doyurucu iklimlerde kalmanın şevkiyle ayrıldım sayfanızdan...
Tebrik ederim...
kısa şiirlere yükledeiğiniz anlamları çok beğeniyorum
yani tebrik etmek bir yana duyguları etkin bir dille mısralara yayamnız
takdire şayan
ruhun söyleşisine nazire
kutlarım
Gözyaşlarım elimde bir şarapnel parçası
***
Asılsın güvertene eksik kalırsa yanım
***
Çıka çıka yoruldum, yokluğun cana batar
***
Taşlara aldırmadım sen ömrümün canısın
***
Şafakta türkü yakmak belli ki çok zamansız
imgeler tekrarsızdır.....Kutlarım hocam...selam ve saygılarımla..
Öylesine akıcı,öylesine güzel bir şirki şimdi okuduğum.
Aykırı hiçbir yön görmedim. Aklıma neler de neler getirdi şimdi bu şiir. Fırsat olursa hepsini teker teker anlatmaya çalışacağım.
Geçen gün TRT de Hilmi Yavuz konuşuyordu. Şiirlerini çok beğenerek takip ettiğim geleneğe bağlı şairlerden biridir o. Aşkı anlatıyordu. Çok güzel anlatıyordu… Aşkın hem maddi halini hem manevi halini… Zamanında bir güzele âşık oldum diyordu onun uğruna öyle kendimden geçtim ki evimi yuvamı unuttuğum zamanlar oldu diyordu. Aşkın yaşının olmadığı her anşık olmanın mümkün olduğuna dem vurarak yeni kapılara aralık bırakıyor gibiydi. Ne de güzel anlattı. Soluk soluğa izledim o programı.
Neyse şiire dönelim biz.
Anadolu insanı doğan yavrularının adını kızsa Ayşe, bu isme de bir gül yakıştırır. Bunun sebebini herkes çok iyi bilir aslında. Çünkü Ayşelere gül yakışır.
Erkek evlat olursa da Mehmet, Mustafa gibi isimler kor.
Dolayısıyla binlerce Ayşegül, binlerce Mehmet ve Mustafa vard...
"Umudu elimize misket yaparak / el sallardık hüzün bulutlarına "
çocuktuk o yıllarda, "Elimiz yüzümüz kir pasak,yırtık pantalon,yırtık çorap "
yoksulluğun içine karnı aç bir sevgiyi emzirmek..
Anladım şair,
Her yetişkinin içinde bir çocuk vardır,
Şiairin içinde bin çocuk yaşar ..
Zaman geçse de
yarım kalmış yaşanmışlıklar, doyulmadan biten çocukluk yılları
içimizde gizli kalan / ulaşılmayan umutlar ve hayaller..
Hep oldu, hep olacak..
Toprağa sinmiş kokusu, ayak izleri ve gözlerden toprağa şavkı vuran dünlerimiz hiç silinmeyecek hafızalarımızda.
Ölmeden evvel ölmeyi bilmek, sevmek
Yani;
Topraktan gelip toprağa gideceğimizi bilmek !
Zaman,mekan ve insan boyutuna oturtulmuş yaşamın öyküsü olan bir güzel şiir ..
Kutluyorum değerli şair Adem Bey sizi,
Saygılarımla .