Kaleminizin yüreğine sağlık...
"...Yaşadığım her gün güz gelir bana..."
Dökülen her yaprağın ayrı bir hikayesi vardır aşktan yana...
Sonbaharda envai renklere bürünmesinin sebebi budur...
Biten aşklarda sonbahar yaprakları gibidir... Envai renklerde...
Her acının ayrı bir hikayesi... Her rengin ayrı bir acısı vardır...
"güz gülleri gibiyim... hiç bahar yaşamadım... ya sevmeyi bilmedim yıllarca... ya sevince geç kaldım..."
Sevgi ve saygıyla kalın...
Vuslat-ı Mor
ne yürekler yanar yar ardı sıra
böyle günde bakılır mı kusura
körpe canlar teslim ettik mezara
ağla anam-babam ağla kardeşim
Hoşgörü akıllı olanın, kuvvetli olanın, cesur olanın, bilgili olanın, arif olanın, ihtiyacı olanlara bağışıdır.
Efe'lik vasfınızla ayrı, Mert'lik vasfınızla apayrı duygular ve sözler sarfediyorsunuz sanırım,
ben sizin Mert'lik yanınızı seviyor, Efelik yanınızı hoşgörü/yorum,
not;yorumlara cevap yazmamak çok incitici bir davranış bu alemde,
sizi umursamıyorum,sizin yorumunuzu dikkate almıyorum,
siz ne derseniz deyin ben bildiğimi yazarım ve yaparım denmiş gibi bir hisse kaptırıyor yorumu yazanı,
hoşgörü tamam ama herkese ve herşeye,her zaman ve her yerde...
final: zaman her yerde devadır her derde...
Bir insanın herhangi bir konuda içini dökmek, paylaşmak amaçlı kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir.
Deneme tür ve üslup olarak pek çok türe yaklaşır. Bu yüzden de yazılması en zor olan türlerdendir. Belki de adı bu yüzden denemedir. Deneme yazarken paylaşımcı ve samimi bir üslup kullanırken sohbete, düşünmemizi ortaya koyarken fıkraya, duygularımızı ortaya koyarken eleştiriye yaklaşma riski her zaman vardır.
Bu türün en büyük ustası Montaigne kitabının önsözünde özetle şöyle demektedir: "Eğer mümkün olsaydı karşınıza anadan doğma çıkardım. Bu kitapta size asla bir şey kanıtlama iddiam yoktur. Elimden geldiğince size beni anlattım. Bana hak vermenizi ya da yargılamanızı istemiyorum" buradan da anlaşıldığına göre denemeler iddialı olmayan, ispat kaygısı taşımayan; temel anlamda insan doğallığına dayanan eserlerdir.
denemeler toplumsal konulardan daha çok kişisel: konulara, soyut dünyalara ve iç hesaplaşmalara daha yakındır. Bu ...
Çok beğendim şiiri...Orjinal benzetme ve özgün teşbihlerle örülmüş şairin iç sesini hissettim...
Ben sondan başa doğru ilerliyorum...Bu şiirde...
Mutluluktan sınır dışı edilmek....
Mutluyken bir şey üretilmiyor ki...Biz mutluluğa uzaktan bakıyoruz...Seyrediyoruz hayatın kahkahalarını...
İçimizde hüzne sermaye oluyor umutsuz umutlarımız...
"Sanırsın şehrin sancağı şiire kurban gidiyor"
Bir şiir yazarız içimizde bir yerlerde kopan fırtınayı görür birileri...Hani şiirden anlayan birileri...
Sanırlar ki o şiir uğruna nice kurbanlar feda edilmiş...Oysa yaşayanın keskin sızılarının yakınına bile
yaklaşamaz kimisi...
Şair şiire, şaire ve iç sesine dair her şeyi yazmış aslında...Fazlasını yazmak şairin düşüncelerini tekrardan
ve onamaktan başka bir işe yaramıyor....
Kutlarım...Çok başarılıydı...
Kızmayacağım.
Sevinmeyeceğim.
Geri dön demeyeceğim.
Üzüleceğim.
Pişman mısın ?
Sadece onu bileceğim.
En kötü şey severken ayrılmak zorunda kalmak. Gönül ister ki bütün sevenler sevdiklerinin yanıbaşında yaşlasın ve son nefesinde bir yudum suyunu sevdiğinin elinden yudumlasın, onun şefkatli kollarında yaşama veda etsin.
Yüreğine sağlık Nihat, çok duygusaldı yürek sesinin kalemle buluşması, hassas yüreğini ve de duyarlı kalemini gönülden kutluyorum... Esenlik içinde huzur ve mutlulukla kal...
Selamlar saygımla
* * *
Her menzilden ayrı ayrı
Nezaketten şal eyledi.
Düşünmedi ayrı gayrı,
Çiçeklerden bal eyledi.
Rahman iyi olsun kötü olsun,mümin olsun kafir olsun,ayrım yapmadan dünyada nimetini herkese veren Allah demektir... Rahim ise,ahirette nimetlerini sadece müminlere veren manasınadır.Cenab-ı Allah,dünyada herkese nimet verdiği halde,kendisine inananlara ahirette özel muamele yapacaktır...
"İşte, başta insan olarak bütün hayvanatın muntazaman bir perde-i gaybdan gelen erzaklarına bak, Rahmâniyet-i İlâhiyenin cemâlini gör."
Rahim ismi; dünya ve ahrette ekseri mümin ve müttakilere tecelli eder. Fakat dersine çalışan talebe ile çalışmayan talebe arasında, Rahim ismi sadece çalışan talebe için tecelli eder, ona hususi ikram yapar; bu manada alırsak kafirler de tecelli kapsamına girer. Yani; Rahim hem dünya hem de ahrette hususi tecelli eder. Dünyada fıtratın kanunlarına uyanlara, ahrette ise imana tabi olanlara bakıp tecelli eder.
Aslında şiir çok dah...
Bir zamandır yazdıklarınızı ilgiyle takip ediyorum. Ne var ki uygun bir anı yakalayıp görüş bildiremedim. Bunun için özür dilerim sizden.
Kendine ait bir şiir dili olan ve bu dilin hükümranlığında sözcüklerle kıyasıya cebelleşen kalemleri okumayı seviyorum.
Kaldı ki sizin kaleminiz sadece bireysel değil sosyal konulara olan hakmiiyeti ile de dikkat çekici ve başarılı.
Bu şiirinizde diğer şiirleriniz gibi birden fazla duygunun harmanlandığı hoş bir ritim yakalamış. Müzikaltesi bir hayli yüksek.
Ama en önemlisi şiirin toplumsal bir olgu olduğu ve toplum için yapılması gerektiğinin güzel bir örneği.
Emeğinize sağlık şair
Eyvallah
Çok güzel...
Koşma tarzını iyi değiştirdiniz siz:)
Eee birazda semai kalıbı ile yazmak gerek değil mi?
Ustaca manevralar bunlar.Bu konudaki fikirlerimi biliyorsunuz önceden.
Artık yalnız da değilsiniz.Sizi kim tutar.:)
Gelecek nesillere içi boş değil,ışık tutacak eskiyi unutturmayacak olan sizlersiniz ne de olsa.
Eyvallah her şiirinizi seviyorum nedense.
Eyledi ile başladık bakalım sonu nereye varcak:)
Tebriklerim çokça...
kaleminize sağlık
Kutluyorum...
Daha var mı külli kâfir
Merhamet eyle ey gâfur
Vallahi yıkıldı tekfur
Bak özüne yâr eyledi.
İnsanın özünü bulması, insanın özüne dönmesi ki özü aşktır, sevgidir ve gerçek manada biliriz ki özünü bulmak, Rabbi bulmak, bilmektir. Ve insan nefsinden ve onun yaptıklarından uzaklaştıkça, özüne yaklaşır. Rabbim şükürler olsun ki kullarına hep merhamet ve bağışalayandır ki sever kullarını afetmeyi her zaman.
Tasavvufi derinliği olan çok güzel bir hece okudum sayfadan teşekkür ederim.
Yaşam kokuyor yine tümceler. Hani derler ya ACILAR İYİ, HEM DE EN İYİ ÖÄRETMENLERDİR'' Gördüklerimiz ,yaşadıklarımız bize ne çok şey anlatıyor ama büyük çoğunluğumuz malasef bir gün kendimizin de aynı olumsuzluklarla karşı karşıya kalabileceğini düşünmüyor,hesaba katmıyoruz. Keşke biraz da çevremizdekileri düşünecek gücümüz, onlara bir yudum sevgi sunabilecek yüreğimiz olsaydı. . Çok dolu dolu bir konu yine öğretmenimden. Yüreğine emeğine sağlık
Şehri İstanbul'un sokaklarında seyrü sefere çıkmış bir şiir. Geçmişin yaşanmış acıları, sancıları eşliğinde bir mahzunluğa öykünmüş şair. Büyüklüğün getirisi bu değil mi şair. Şehir de öykünmez mi bunca tarihin ağırlığına dersin. Şehir olmak daha ağır bence tüm güzellikleri böylesi hor kullanılıp giderek yozlaşırken.
Her sene yeni baharlara yeni tarifelerle hazırlanıyor zaten. Defalarca doğuyor, defalarca batıyor bu şehir yedi tepeden, yedi hüzün damlasıyla....
vur kederini yollara
yeniden yaz kaderini
sil baştan doğur
doğur beni
yedi tepen ormanlara bürünsün
yeniden giy yeşillerini
İnşallah yeşerir demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
Tebrik ederim.
Karapapak adını, siyah astragan kalpak giydikleri için Kafkasya'daki komşu halklar tarafından verilmiştir. Karapapakların diğer bir adı olan "Terekeme" ise Arapça'daki, Türkmenler sözcüğünün karşılığı olan Terâkime sözcüğünden kaynaklanmaktadır.
Terekemeler, asıl itibariyle, Gürcistan'ın güneyinde, Ermenistan'ın kuzeybatısında, Dağıstan'ın güneyinde, Azerbaycan'ın iç ve kuzeybatı topraklarında yaşamaktaydılar. Güney Kafkasya'nın Rus işgaline uğramasıyla birlikte 1813 ve 1828 yılları arasında Osmanlı Devleti ve İran'a yoğun göç hareketleri yaşanmıştır. Osmanlı-Rus Savaşı Rusya'nın sınırlarını Kars'ı da içe alacak şekilde genişlemesiyle sonuçlanınca, Terekemelerin yerleşim yerleri yeniden Rus egemenliği altına girdi.
Tüm bilgiler eşliğinde okuduğumda elbette ki geçmişe özlem ve pek çok anlatıyı barındıran bir şiir olduğunu anlamak daha kolay. Sanırım sussun kemençeler, çal davulcu söylevi ve fonda çalan davul ve zurnanın bir ağırlamayla girişi hepimizi önce biraz burktu...
Taşkın Kardeşim bu şiirinle alıp insanı Çocukluğumuza götürdün. Çocukluğumuzda bir bisikletimiz olsun diye Babamıza nasıl yalvarırdık ama fakirlik, yoksulluktan alınmazdı. Ama Babamız bir dengine getirip bisiklet alınca sevincimiz sonsuz olurdu. Bisiklet ve ilk aşk'ı Taşkın şiirinde çok güzel işlemiş hele "o" ilk bisikleti şiirinde öyle bir tanıtmış ki? " Cantları göz kamaştıran yeni bisikletimin üstünde " bisikletine gıbda etmemek mümkün değil. Hele ilk Aşk'nı anlatışı masal gibi
"Taaki o pembe ahşap evin önünde seni görene kadar..
Sokağın bir tarafında masmavi deniz
Diğer ucunda annem bekledi heyecanla..
Ve sen baktın gözlerime aynen benim halimle
Çocuk/ça ve masum/ca.. "
sözlerin güzelliğine bakar mısınız. Taşkın sana ne diyeyim Kardeşim. Kalemine ve o güzel yüreğine sağlık. Teşekkürler.
Yüreğinin çığlıklarını Ayvalık'tan hissediyorum Taşkın'ım. Kalemin şaha kalkmış ve adeta duygular resm-i geçit yapmış. İlhamların daim olsun güzel insan. Selam ve sevgilerimle. Ömer Öner
Daha önce bahsetmiştim; sevdiğim şairlerin sevdiğim kimi dizelerini alıp evimdeki mantar panoda misafir ediyorum diye. Bu şiirde de emri vaki yaparak zorla misafir ettiğim onca dize var :) Şiir beni bambaşka bir dünyaya götürdü. Ki götürdüğü yerden heybemde şiire dair pek çok görüş kattım. Ama önce Vedat abinin yorumunun bitmesini bekeyeceğim. Ki yazdıkları kadar yazılanlar hakkındaki görüşlerine çok önem verdiğim bir edebiyat işcisi kendisi.
Şiiri okuduğumda gülümsedim. Vedat abinin bir süre önce yazdığı "Eksik Bir Şeyler" adlı şiirindeki Ayla ile senin bu şiirindeki Elena'yı düşündüm. Benzerliklerini, farklııklarını... Tabi karakterler hakkındaki bu benzer ve farklı yanlar aynı zamanda iki kalem arasındaki yakınlaşmayı ve uzaklaşmayıda belirtiyor. Çok ilginç tespitlerim var:)
Şimdilik şunu söyleyebilirim iki kalemde müthiş yazıyor... Öylesine değil bilinçli yazıyor. Sadece şiirler değil şiir sorunlarıyla da ilgililer.
Kutlarım şair..
Sabah okumuştum ve elime mendili aldım en sonunda...
Çok hoşuma giden güzel bir şiirdi bu okuduğum.Melahat Temur imzasını taşıyordu.E demiştim biz şairin şiirini özlemiştik .
Yöreye has kelimeler vardı anlamadığım. Ama kendimi şiirin ritmine verdim.Fonun favorim olan ezgileri is beni benden alıp götürdü.
Anadolu insanının memleketine özlemini geleneklere bağlılığını okudum şiirde.Karadenizin hırçınlığı ile karışınca güzel bir sesleniş çıkmış ortaya.
Sekizli hece ile yazmak her babayiğidin harcı değildir anlamı kaybetmeden.
Uzun bir bekleme sürecinden sonra o gür sesi duydum.
Tebriklerime.
Kutluyorum sizi şairm...
LÖSEMİ ve ÇOCUK - Lösemili Çocuk ...
Çağımızın en iç yakan,
çocuğa ve ailesine zor ve mutsuz anlar yaşatan olumsuz bir süreç ..
Şiirin konusu yaşanan gerçeklerden olması
gözlemlerin oldukça somut olması
çocuk psikolojisinin şiir duygusu ile iç içeliği,
sade dili,akıcılğı ve duygu yoğunluğu tavan yapmış bir güzel şiir.
Şiir ama,
hüzünlü ve acı bir öykünün şiirleşmesi olmuş şiir !
Şiir, okuyucuda birşeyler çağrıştırıyorsa, düşündürüyor ve yeniden, yeniden değerlendirmeye zorluyorsa , o zaman amacına ulaşmış olur şiir.
Yani ;" Kırmızı Kurdela" gibi olanı.
Resim görseli ile şiir duygusunun da birebir uygunluğu, şiir trendini yükseltmeye yetmiş ..
Kutlıyorum değerli şair Safiya Hanım size ...
Güneşten ateş çalan hırsızım,
Tayfın eteklerine sakladığın
Gebe güvercinlerinle
Yediverenimsin…
etkili mısralar Özden hanım kutlarım
Kırkıncı yaş(k) savaşları başladı sanırım sevgili şair,
silahı doğru seçmemişin ama
elimde bir top
kalbim atıyor hop hop,
elimde bir ondörtlü
kız saçını kim ördü?
elimde bir havan
bal peteği kovan,
elimde kasatura
sözünü kesti ustura
elimde bir lav
at başından sav
elimde bir mayın
seviyorum tutmayın
elimde bir g-3
seni anlamak çok güç
elindedir bombası
çözüldü dilimin pası
yorumu hoş görür/n
Bu adam şairin hası...